Bugün Adıyaman'da hemen her evde, iş yerinde ve kahvehanede günlük hayatın ayrılmaz parçası olan çayın bölge için sanıldığı kadar eski bir içecek olmadığına dikkat çeken Dalyan, çayın ilk dönemlerde toplumun geniş kesimlerinin kolaylıkla ulaşabildiği bir ürün olmadığını belirtti.
Dalyan, 'At terkisinden muhtar kapısına: Adıyaman'da çayın, şekerin ve yokluğun tarihi' başlıklı yazısında, çayın Adıyaman ve çevresindeki yolculuğunu tarihsel ve toplumsal yönleriyle ele aldı.
ÇAY ADIYAMAN'A 19. YÜZYILIN SONLARINDA GELDİ
Çay kelimesinin kökeninden başlayarak ürünün dünyaya yayılışına değinen Dalyan, Mandarin ve Kanton lehçelerinde 'chá' olarak telaffuz edilen kelimenin İpek Yolu üzerinden yayıldığını, Çin'in Fujian bölgesi ile Hokkien lehçesindeki 'te' kullanımının ise deniz ticareti aracılığıyla Avrupa dillerindeki 'tea' ve 'thé' biçimlerine dönüştüğünü anlattı.
Dalyan'a göre çayın Adıyaman ve çevresinde görünmeye başlaması 19. yüzyılın sonlarına uzanıyor.
Bölgede o dönemin köklü içeceğinin kahve olduğunu belirten Dalyan, çayın yaygınlaşmasıyla birlikte kahvenin eski hakimiyetini kaybettiğini ancak zamanla kendisine bağlı tüketici kitlesi sayesinde yeniden ayrı bir 'itibar' kazandığını ifade etti.
İLK YILLARDA ÇAY ZENGİNLİK VE STATÜ GÖSTERGESİYDİ
Dalyan, çayın ilk dönemlerde her evde tüketilen sıradan bir içecek olmadığını, daha çok varlıklı kesimlerin ve dış dünyayla temas eden kişilerin sofrasında görüldüğünü belirtti.
Bölgeye gelen misyonerlerin ve seyyahların çay tüketiminin yerel halk açısından dikkat çekici olduğunu ifade eden Dalyan, çayın bir dönem zarafet ve zenginliğin göstergesi olarak algılandığını aktardı.
Prof. Dr. Dalyan, 1903 yılında ve Birinci Dünya Savaşı sürecinde bölgeye gelen İngiliz gezgin Mark Sykes ile hizmetkarı Jacob'un Besni'de yaptıkları incelemelere de değindi.
Sykes'ın çayına bol miktarda şeker koymasının dönemin şartları içerisinde yerel halk açısından önemli bir zenginlik göstergesi olduğunu belirten Dalyan, hem çayın hem de şekerin o yıllarda geniş halk kesimleri için kolay ulaşılabilir ürünler olmadığını kaydetti.
CUMHURİYETLE BİRLİKTE ÇAY KÜLTÜRÜ YAYGINLAŞMAYA BAŞLADI
Cumhuriyet döneminde Adıyaman'a gelen memurlar ve muhacirlerle birlikte çay tüketiminin giderek yaygınlaştığını belirten Dalyan, buna rağmen özellikle 1950'li yıllarda hem çayın hem de şekerin önemli bir yokluk meselesi olmaya devam ettiğini ifade etti.
Dalyan, şekerin dönemin önemli kamu gelir kalemlerinden biri olduğunu, çayın ise hem kıtlığı hem de kaçak yollarla bölgeye ulaştırılması nedeniyle ayrı bir ekonomik değere sahip bulunduğunu anlattı.
ÇAY AT TERKİLERİNDE SURİYE'DEN GELİYORDU
Çaya artan talebin, bölgede uzun yıllardır tütün kaçakçılığı yapanların da dikkatini çektiğini belirten Dalyan, Suriye'den dönen kaçakçıların atlarının terkilerine tütünün yanı sıra çay paketleri de yüklemeye başladığını aktardı.
Böylece çayın, tütünden sonra sınır ticareti ve kaçakçılık içerisinde önemli bir gelir kalemine dönüştüğünü kaydeden Dalyan, özellikle 1950'li yıllarda çayın Adıyaman'da kolaylıkla bulunabilen bir ürün olmadığını ifade etti.
Dalyan, 1955 yılı Adıyaman'ında çayın market raflarında kolayca satın alınabilecek bir ürün olmadığını, Suriye sınırından kaçak yollarla getirildiğini ve resmi dağıtımın da sıkı biçimde kontrol edildiğini anlattı.
'ADIYAMAN'A GÖNDERİLEN ÇAYLAR NEREDE?'
Dönemin çay kıtlığının yerel şikayetlere kadar yansıdığını belirten Dalyan, Adıyaman'a gönderilen çayın nereye gittiğinin dahi halk arasında tartışma konusu olduğunu ifade etti.
Dalyan, dönemin ruhunu, 'Bu çaylar nerede? Kimlere dağıtıldı? Yoksa Eğri Çay'a mı döküldü?' sözleriyle aktardı.
Adıyaman merkezine aylık verilen çay miktarının son derece sınırlı olduğunu belirten Dalyan, kendi aktarımına göre koca şehir için yaklaşık iki sandık çayın tahsis edildiğini, mahallelerde sorun çıkmaması için muhtarların devreye girerek çayı gramla ve ölçüyle dağıttığını anlattı.
ŞEKER DE ÇAY KADAR KIYMETLİYDİ
Yokluk yıllarında şekerin de çaydan farklı olmadığını belirten Dalyan, eski kuşakların anlattığı hatıralardan örnek vererek, dört kilo pekmez karşılığında ancak bir kilo şeker alınabildiğini aktardı.
Çay ve şekerin birlikte tüketilmesinin bu nedenle uzun yıllar boyunca refah ve ekonomik güç göstergelerinden biri olduğunu kaydeden Dalyan, bugünkü sıradan çay alışkanlığının geçmişte ciddi bir ekonomik karşılığı bulunduğuna dikkat çekti.
ÇAY POSASI BİLE ÇÖPE ATILMIYORDU
Prof. Dr. Dalyan'ın aktardığı dönemin en çarpıcı ayrıntılarından biri ise kullanılmış çay yapraklarının yeniden değerlendirilmesi oldu.
Çayın güçlükle temin edildiği dönemlerde demlenen çayın posasının çöpe atılmadığını belirten Dalyan, çay yapraklarının damlara serilerek güneşte kurutulduğunu ve daha sonra yeniden kaynatıldığını anlattı.
Dalyan, aynı çayın ikinci ve üçüncü kez demlendiğini, yaprakların rengi tamamen açılıncaya kadar kullanılmaya devam edildiğini belirterek, çayın özellikle önemli misafirlere veya yaşlıların hatırını sormaya gelenlere ikram edilen kıymetli bir içecek olduğunu ifade etti.
KARADENİZ'DEKİ ÜRETİM YOKLUK DÖNEMİNİ BİTİRDİ
Türkiye'de çay üretiminin artması ve Karadeniz'deki üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte Adıyaman'daki çay kıtlığının da zamanla sona erdiğini belirten Dalyan, ithalat imkanlarının genişlemesinin de çayın toplumun bütün kesimlerine ulaşmasını sağladığını anlattı.
Muhtar kapılarında dağıtılan birkaç sandık çaydan, her evde kaynayan çaydanlıklara uzanan değişimin aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal dönüşümünün küçük bir örneği olduğunu ifade etti.
'TARİHİN İRONİSİYLE ROLLER DEĞİŞTİ'
Çayın geçmişte zenginliğin ve statünün simgesi olduğunu hatırlatan Dalyan, günümüzde ise toplumun hemen her kesiminin vazgeçilmez içeceğine dönüştüğünü belirtti.
Dalyan, geçmişte varlıklı insanların bol şekerli çayla statü gösterisinde bulunduğunu, günümüzde ise gelir düzeyi yüksek kesimlerde şekersiz ve farklı bitki çaylarına yönelmenin yaygınlaştığını ironik bir dille anlattı.
Kahvenin ise çayın yaygınlaşmasıyla kaybettiği eski hakimiyetini tamamen geri alamadığını ancak kendisine bağlı tüketici kitlesi sayesinde ayrı bir kültürel konum kazandığını ifade etti.
AT TERKİSİNDEN BİR TUŞLA SİPARİŞE
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman'da çayın geçirdiği dönüşümü, Suriye'den atların terkilerinde getirilen kaçak çay paketlerinden muhtar kapılarında gramla yapılan dağıtıma, oradan da bugün bir tuşla sipariş verilebilen tüketim kültürüne uzanan bir tarih olarak değerlendirdi.
Dalyan yazısını, geçmişin yokluk yıllarıyla bugünün bolluğu arasındaki farkı hatırlatarak, 'Bir sandık çay için muhtar kapısında beklenen o kıtlık yıllarından, at terkilerinde Suriye'den kaçırılan çay paketlerinden, bugün bir tuşla sipariş edilen demliklere geldik. Lakin ne o eski çayın ocağa verdiği heyecan kaldı, ne de bir fincan çayın kırk yıllık hatırını tartacak o sabır' sözleriyle tamamladı.
Kaynak : PERRE





