Siyasi dönemler gibi maalesef bazen idari dönemler de kendi zenginini yaratır. Bilhassa devletle iş yapan veya yapmak isteyen müteahhitlerden bazıları “yararlanıp yararlanamama” açısından önem taşıyan “yumuşak karınlı!” siyasi parti veya idari yöneticilerin ilgili “koltuğa” oturması için büyük çaba harcar. 

   Böyle bir siyasi dönemden sonra atanan yöneticilerden bazıları bilhassa “potansiyel kamu açığı” oluşabilecek alanlarda iş başına gelince bu açığı, devletin zararlı olup olmadığını aklına bile getirmeden kendisinin veya çıkar ilişkisi içerisinde olduğu elit grubun yararına “daha da açmak”, bazıları da ortaya çıkarmak ve kapatmak ister. İşte “potansiyel kamu açığı” oluşabilecek alanlardan en önemlileri karayolları, köprü, bölünmüş yol, menfez, alt geçit, üst geçit gibi yapılanın büyük bir kısmı “toprağın altında kalacak” yapılardır. 
   Milliyet.com.tr’de okudum; KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNCE Kasım 2013’ten önce ihalesi, hatta geçici teslimatı yapılan işlere ait dosyalar ile “bitirdim” denilen işlerin “nasıl bitirildiği!” konusunda re’sen yaptığı/yaptırdığı inceleme ve denetimler sonucunda ihale şartnamesine aykırı olarak fazladan yapılan ödemeler ve/veya noksan yapılan işler tespit ediliyor. Bunun üzerine oluşmuş hazine zararının giderilmesi için 100’e yakın yüklenici firma görüşmeye davet edilerek ilgili dosyaları delilli ispatlı önüne konuyor. Kabul edilirse tazminat miktarı konusunda mümkün mertebe uzlaşmaya gidiliyor. Uzlaşılan miktarın kuruşu bile bilmem hangi spor kulübüne, hangi cami inşaatına, “….vakfına yardım” denmeden ve “havuz”la da karşılaştırmadan tamamı hazineye gelir kaydedilerek banka dekontuyla tahsil ediliyor. Ekim 2015’e kadar devam eden bu denetimler sonucunda tüyü bitmemiş yetim hakkı olan 1,1 katrilyon TL gibi astronomik miktar para, hazine kasasına giriyor.  Öte yandan geceli gündüzlü çalışma sonucunda iki yılda yapım üst sorumluluğu üstlenilen 7 bin kilometre karayolu ile 2003–2005 arasında “En çok karayolu yapılan genel müdürlük dönemi” ünvanına da sahip olunuyor. 
 Eli harama değmeyen ve değdirilmeyen bir genel müdürlük örneği olan bu tür dönemler de kendi zenginini yaratır mı? Tabii ki evet… Lakin bir farkla… O da zengin olan, o kurumun başındaki şahıslar değil, hazinenin kendisi olur.
Sahi Karayolları Genel Müdürlüğünün tüyü bitmemiş yetimin dahi hakkının korunduğu, siyasi koruma zırhlarına işlevsellik kazandırılmadığı 2003–2005 arası dönemindekine benzer “hazine zararını tazmin” uygulamalarına, Adıyaman Belediyesi ve İl Özel İdaresi gibi kurumlarda da imza atıldı mı? Veya atılır mı? 
Göreceğiz!...