Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta yaşanan Madımak Katliamı'nın yıl dönümü dolayısıyla Mimar Sinan Parkı'nda basın açıklaması düzenledi. Platform adına açıklamayı İnsan Hakları Derneği Adıyaman Şube Başkanı Avukat Bülent Çınar okudu. Açıklamada, Madımak Oteli'nde yaşamını yitiren aydınlar, sanatçılar, yazarlar, gençler, çocuklar ve iki otel emekçisi anılırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların adalet önünde hesap vermesi ve hakikat arayışının sürdürülmesi gerektiği ifade edildi. Platform, geçen yıllara rağmen yargı sürecinin beklentileri karşılamadığı yönündeki değerlendirmelerini paylaşırken, insan hakları, yaşam hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile inanç özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.
Açıklamada, 2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında Sivas'ta bir araya gelen aydın, sanatçı, yazar, gençler, çocuklar ve iki otel emekçisinin, Madımak Oteli'nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.
Platform adına yapılan açıklamada, Madımak Katliamı'nın yaşam hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne, inanç özgürlüğüne ve eşitlik ilkesine yönelik ağır bir saldırı olduğu belirtilerek, olayın insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri olduğu ifade edildi. Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm yönleriyle aydınlatılmadığı, gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılmadığı ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin etkili soruşturma yürütülmediği görüşüne yer verildi.
Açıklamada, saldırıya ilişkin yargı süreci de değerlendirildi. Yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı belirtilen saldırı kapsamında yalnızca 124 kişi hakkında dava açıldığı belirtilirken, birçok fail hakkında etkili kovuşturma yürütülmediği öne sürüldü. Sanıklardan Ali Kurt ve Mevlüt Atalay'ın pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla verdikleri ifadelerde yer alan iddiaların da yargılama makamlarınca yeterince araştırılmadığı ifade edildi.
2012 yılında davanın önemli bir bölümünün zamanaşımı gerekçesiyle düştüğü hatırlatılan açıklamada, yıllar içinde çok sayıda hükümlünün tahliye edildiği veya farklı hukuki düzenlemelerden yararlandırıldığı kaydedildi. Firari sanıklara ilişkin dosyaların teknik olarak açık görünmesine rağmen aradan geçen sürede etkili bir yargılama yürütülmediği değerlendirmesi paylaşıldı.
Platform açıklamasında, Sivas Katliamı'nın yalnızca bir linç girişimi olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, olayın planlanması, gerçekleşmesi ve sonrasında yaşanan sürecin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiği ifade edildi. Kamu görevlileri ile örgütlü yapıların sorumluluğunun bağımsız ve etkili şekilde araştırılması gerektiği belirtilirken, hakikatin ortaya çıkarılmasının demokratik toplum düzeni ve toplumsal barış açısından önem taşıdığı kaydedildi.
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine de dikkat çekilen açıklamada, devletin yaşam hakkını koruma, nefret saikli saldırıları önleme, etkili soruşturma yürütme, failleri yargılama ve mağdurların hakikat, adalet ve onarım hakkını güvence altına alma yükümlülüğü bulunduğu ifade edildi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceği görüşü de açıklamada yer aldı.
Açıklamada, Madımak Oteli'nin "Utanç Müzesi" olarak düzenlenmesi yönündeki toplumsal talebin karşılanmadığı belirtilirken, yapının hafıza ve yüzleşme mekânı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Platform ayrıca, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımını kaldıracak yasal düzenlemelerin yapılmasını, Sivas Katliamı dosyasının yeniden ele alınmasını, kamu görevlileri dahil tüm sorumlular hakkında bağımsız ve etkili soruşturma yürütülmesini, olayın tüm bağlantılarının araştırılması amacıyla bağımsız bir Hakikat Komisyonu kurulmasını, Madımak Oteli'nin Utanç Müzesi olarak düzenlenmesini ve 2 Temmuz'un "İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Kınama Günü" olarak kabul edilmesini talep etti.
Basın açıklamasının sonunda Sivas'ta yaşamını yitirenler anılırken, ailelerine ve adalet mücadelesini sürdürenlere destek mesajı verildi. Platform, hakikat ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirterek kamuoyuyla dayanışma çağrısını yineledi.



