KESK Adıyaman Şubeler Platformu adına açıklama yapan Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı Haziran ayı enflasyon verilerinin vatandaşların çarşı, pazar, mutfak ve kira giderlerinde yaşadığı hayat pahalılığını yansıtmadığını savundu. Kamu emekçilerinin maaşlarının artan temel tüketim ve barınma giderleri karşısında hızla değer kaybettiğini belirten Polat, temmuz maaşlarına en az yüzde 35 ek zam yapılmasını talep etti. KESK'in ülke genelinde "Geçinemiyoruz! Acil Ek Zam İstiyoruz" kampanyasını sürdürdüğünü hatırlatan Polat, seyyanen ödemelerin taban aylığa eklenmesi, vergide adaletin sağlanması ve en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması çağrısında bulundu.
TÜİK tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerine tepki gösteren Polat, "Bugün artık bu ülkede çocuklar bile TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının halkın çarşıda, pazarda, mutfakta ve kirada yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığını biliyor. Açıklanan rakamlar, yaşadığımız hayat pahalılığını gizlemeye çalışan siyasi tercihlerden ibarettir. Bu nedenle TÜİK verilerine göre belirlenen maaş artışlarını kabul etmiyoruz" dedi.
KESK'in haftalardır ülke genelinde "Geçinemiyoruz! Acil Ek Zam İstiyoruz" kampanyasını yürüttüğünü belirten Polat, TÜİK'in açıkladığı yıllık yüzde 32,11 ve altı aylık yüzde 17,76'lık enflasyon oranlarının halkın yaşadığı hayat pahalılığını yansıtmaktan uzak olduğunu ileri sürdü.
Yanlış ekonomi politikalarının bedelinin yıllardır emekçilere ödetildiğini savunan Polat, "Her yıl gerçekle ilgisi olmayan enflasyon hedefleri belirleniyor, maaşlarımız bu hedeflere göre artırılıyor, ardından TÜİK eliyle enflasyon düşük gösteriliyor. Milyonlarca emekçi daha yılın ilk aylarında yoksullaşıyor. Bugün açlık sınırı 40 bin lirayı, yoksulluk sınırı ise 120 bin lirayı aşmıştır. En düşük emekli aylığı açlık sınırının yarısına düşmüş, asgari ücret açlık sınırının yaklaşık 12 bin lira altında kalmıştır. Ortalama kamu emekçisi maaşı ise artık yoksulluk sınırının yarısı düzeyindedir" ifadelerini kullandı.
Kira ve temel tüketim harcamalarındaki artışlara değinen Polat, "TÜİK'in açıkladığı yüzde 32,03'lük kira artış oranı karşısında kamu emekçilerinin aldığı maaş artışları daha ceplerine girmeden kiraya gitmektedir. Elektrikten doğalgaza, ulaşımdan gıdaya kadar her alandaki zamlar karşısında maaşlarımız birkaç hafta içinde erimektedir" dedi.
Polat, enflasyonun nedeninin emekçilerin maaşları olmadığını savunarak yanlış ekonomi politikaları, adaletsiz vergi sistemi ve sermayeden yana ekonomik tercihleri eleştirdi.
Toplu sözleşmenin mevcut ekonomik koşullarda hükümsüz hale geldiğini belirten Polat, "Temmuz maaşlarına acilen en az yüzde 35 ek zam yapılmalıdır. Seyyanen verilen tüm ödemeler emekliliğe yansıyacak şekilde taban aylığa eklenmelidir. Vergide adalet sağlanmalıdır. En düşük kamu emekçisi maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. 4688 sayılı Yasa, grevli ve gerçek toplu pazarlık hakkını güvence altına alacak şekilde değiştirilmelidir. Kamu emekçilerinin örgütlenme ve sendikal haklarının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır" dedi.
Başkan Polat, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
"Bugün 3 Temmuz 2026. TÜİK, Haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı.
Öncelikle artık bu ülkede çocuklar bile TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının, halkın çarşıda, pazarda, mutfakta ve kirada yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığını biliyor. Açıklanan rakamlar, yaşadığımız hayat pahalılığını gizlemeye çalışan siyasi tercihlerden ibarettir. Bu nedenle bizler, her geçen gün daha da derinleşen yoksulluğumuzun sorumlusu olan TÜİK verilerine göre belirlenen maaş artışlarını kabul etmiyoruz.
KESK olarak haftalardır ülke genelinde 'Geçinemiyoruz! Acil Ek Zam İstiyoruz' kampanyasını yürütüyor, emekçilerin sesini yükseltiyoruz.
Bugün TÜİK'in açıkladığı verilere göre yıllık enflasyon yüzde 32,11, son altı aylık enflasyon ise yüzde 17,76 olarak açıklanmıştır. Ancak bu rakamlar bile halkın yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmaktan uzaktır.
25 yıldır uygulanan ekonomik politikaların bedeli emekçilere ödetilmektedir. Her yıl gerçekle ilgisi olmayan enflasyon hedefleri belirlenmekte, maaşlarımız bu hedeflere göre artırılmakta, ardından TÜİK eliyle enflasyon düşük gösterilmektedir. Milyonlarca emekçi daha yılın ilk aylarında yoksullaşmaktadır.
Bugün açlık sınırı 40 bin lirayı, yoksulluk sınırı ise 120 bin lirayı aşmıştır. En düşük emekli aylığı açlık sınırının yarısına düşmüş, asgari ücret açlık sınırının yaklaşık 12 bin lira altında kalmıştır.
Kamu emekçilerinin maaşları da her geçen gün erimektedir. Ortalama kamu emekçisi maaşı artık yoksulluk sınırının yarısı düzeyindedir.
TÜİK'in açıkladığı yüzde 32,03 olan 12 aylık kira artış oranı karşısında kamu emekçilerinin aldığı maaş artışları daha ceplerine girmeden kiraya gitmektedir. Elektrikten doğalgaza, ulaşımdan gıdaya kadar her alandaki zamlar karşısında maaşlarımız birkaç hafta içinde erimektedir.
İktidar yıllardır 'ücret artışları enflasyonu artırıyor' söylemini tekrarlamaktadır. Oysa ücretler baskılanmasına rağmen enflasyon düşmemiş, emekçiler daha da yoksullaşmıştır. Demek ki enflasyonun nedeni emekçilerin maaşları değil; yanlış ekonomi politikaları, adaletsiz vergi sistemi ve sermayeden yana tercih edilen ekonomik düzendir.
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Yurttaşlar;
İktidarın ve Hakem Kurulu'nun dayattığı toplu sözleşme bugün tamamen hükümsüz hale gelmiştir. TÜİK'in açıkladığı veriler bile bunun açık kanıtıdır.
Bu nedenle KESK Adıyaman Şubeler Platformu olarak taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz:
Temmuz maaşlarına acilen en az yüzde 35 ek zam yapılmalıdır.
Seyyanen verilen tüm ödemeler emekliliğe yansıyacak şekilde taban aylığa eklenmelidir.
Vergide adalet sağlanmalıdır.
En düşük kamu emekçisi maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.
4688 sayılı Yasa, grevli ve gerçek toplu pazarlık hakkını güvence altına alacak şekilde değiştirilmelidir.
Kamu emekçilerinin örgütlenme ve sendikal haklarının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
Biz yalnızca kamu emekçilerinin değil; asgari ücretlilerin, emeklilerin, işçilerin, işsizlerin ve tüm halkın insanca yaşayabileceği bir yaşamı savunuyoruz.
Yoksulluğu kader olarak dayatanlara karşı sesimizi ve mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
Birleşe birleşe kazanacağız! Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Yaşasın KESK!"



