Adıyamanlı Akademisyenler Platformu (ADAP) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Rençber, 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen yeniden yapılanma sürecine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Depremlerin yalnızca fiziki yıkıma yol açmadığını belirten Prof. Dr. Rençber, '6 Şubat'ta sadece binalar yıkılmadı. Hayatlar yıkıldı. Düzenler dağıldı. Gelecek planları enkaz altında kaldı.' ifadelerini kullandı.
'Deprem bir mülk krizi değil, insan krizidir'
Kiracıların yaşadığı mağduriyetin sosyal boyutuna dikkat çeken Rençber, 'Deprem bir 'mülk krizi' değil, bir insan krizidir. Deprem betonla insanı ayırmadı. Acı tapuya bakmadı.' dedi.
Sosyal devlet anlayışının yalnızca tapu sahiplerini değil, o konutların içinde yaşayan herkesi kapsaması gerektiğini vurgulayan Rençber, aksi halde yeniden yapılanmanın fiziksel olacağını ancak toplumsal anlamda eksik kalacağını ifade etti.
'Konteynerlerde yaşam mücadelesi veriliyor'
Adıyaman'da binlerce kiracı ailenin hâlâ konteynerlerde yaşamını sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Rençber, dar alanlarda büyüyen çocuklara, belirsizlik içinde gelecek planı yapmaya çalışan gençlere dikkat çekti.
Kiracıların kaybının yalnızca bir konut olmadığını dile getiren Rençber, düzenlerin, mahallelerin ve hatıraların da enkaz altında kaldığını kaydetti.

Prof. Dr. Rençber, açıklamasıbnın tamamında şu ifadelere yer verdi:
'6 Şubat'ta sadece binalar yıkılmadı. Hayatlar yıkıldı. Düzenler dağıldı. Gelecek planları enkaz altında kaldı. Adıyaman büyük bir acı yaşadı. Devletimiz hızlıca harekete geçti. Yeni konut projeleri başlatıldı, ödeme planları açıklandı, hak sahipliği süreçleri netleşti. Peki ya o evlerin içinde yaşayan, fakat tapusu olmadığı için hak sahibi sayılmayan binlerce kiracı? Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen yeniden inşa süreci, deprem bölgesine umut oldu. Ancak bu umut tablosunun içinde eksik bir satır var. Sessiz, görünmeyen, bekleyen bir kesim... KİRACILAR.
Depremin Asıl Mağduru Kim?
Tapusu olan mı? Yoksa başını soktuğu tek evi yıkılan ama tapusu olmadığı için 'hak sahibi' sayılmayan mı? Ev sahiplerinin ödeyeceği bedel belli oldu. Peki ya o evlerin içinde yaşayan, yıllarca o mahallede komşuluk yapan, çocuk büyüten, hayat kuran kiracılar? Bugün Adıyaman'da binlerce kiracı aile hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor. Yazın kavurucu sıcağında metal duvarların arasında, Kışın ayazında ince yalıtımların içinde... Dar alanlarda büyüyen çocuklar, Belirsizlik içinde geleceğini planlayamayan gençler, 'Ne zaman kalıcı bir yuvamız olacak?' sorusunu her gece fısıldayan aileler... Onların kaybı sadece bir daire değildi. Düzenleriydi. Mahalleleriydi. Hatıralarıydı. Gelecekleriydi.
Deprem Bir Mülk Krizi Değildir
Konut politikaları sadece mülkiyet üzerinden şekillendirildiğinde sosyal adalet zedelenir. Çünkü deprem bir 'mülk krizi' değil, bir 'insan krizi'dir. Sosyal devlet anlayışı, sadece tapu sahiplerini değil, o tapunun içinde yaşayan herkesi kapsamalıdır. Konut politikaları yalnızca mülkiyet üzerinden şekillendirildiğinde sosyal adalet yara alır. Çünkü deprem bir 'mülk krizi' değil, bir insan krizidir. Deprem betonla insanı ayırmadı. Acı tapuya bakmadı. Sosyal devlet anlayışı, yalnızca tapu sahiplerini değil; o tapunun içinde yaşayan herkesi kapsamalıdır. Aksi hâlde yeniden yapılanma fiziksel olur, toplumsal olmaz.
Bu Şehrin Görünmeyen Emektarları
Kiracılar bu şehrin yükünü birlikte taşıdı. Vergisini verdi. Esnaflık yaptı. Memur oldu. İşçi oldu. Öğretmen oldu. Sağlıkçı oldu. Adıyaman'ın ekonomisine, kültürüne, sosyal dokusuna katkı sundu. Şimdi ise yeniden yapılanma sürecinde görünmez olma riskiyle karşı karşıyalar. Bu adil midir?
'Hiçbir Vatandaşımızı Mağdur Etmeyeceğiz' Sözü
Sayın Cumhurbaşkanımızın sıkça vurguladığı 'hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeme' ilkesi bugün kiracılar için de güçlü bir şekilde hayata geçirilmelidir. Çünkü sosyal devlet; yalnızca mülkiyeti koruyan değil, insanı önceleyen devlettir.
Ne Talep Ediyorlar?
Kiracılar ayrıcalık istemiyor. Lüks istemiyor. Adil bir başlangıç istiyor. Uzun vadeli, uygun ödeme planlarıyla konut edinme imkânı, öncelikli yerleştirme hakkı, kalıcı ve güvenli barınma güvencesi istiyorlar. Konteyner geçici olabilir. Ama hayat geçici değildir. Çocukların eğitimi beklemez. Ailelerin psikolojisi ertelenemez. Gençlerin umudu belirsizliğe mahkûm edilemez.
Adıyaman Ya Betonla Ya Adaletle Yükselecek
Eğer kiracılar sistemin dışında bırakılırsa, şehir fizikken toparlansa bile sosyal olarak eksik kalır. Kiracıları görmezden gelen bir yeniden yapılanma, yarım bir iyileşmedir. Gerçek toparlanma, en zayıf halkayı güçlendirmekle mümkündür. Adıyaman yeniden kurulacaksa, bu şehir kiracılarıyla birlikte kurulmalıdır.
Çağrımız Nettir
Adıyaman'ın yeniden diriliş hikâyesi, kiracıları da kapsayan güçlü bir sosyal konut vizyonuyla tamamlanmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu büyük yeniden yapılanma sürecinde kiracılar da hak temelli bir düzenlemeyle sisteme dâhil edilmelidir. Çünkü bu şehir yalnızca tapu sahiplerinin değil, acıyı birlikte yaşayan, enkazın tozunu birlikte yutan, gözyaşını birlikte akıtan herkesindir. Ve Adıyaman ancak o zaman gerçekten ayağa kalkacaktır.
Ayrıca dikkat edilecek önemli bir diğer husus: 6 Şubat depremlerinin ardından devletin hak sahiplerine uygun koşullarla sunduğu konutları, yine devletten uygun bedelle alıp kısa sürede fahiş fiyatlarla piyasaya süren fırsatçılar karşısında acil ve caydırıcı önlemler alınmalıdır. Afetin yaralarını sarmak için kamu kaynaklarıyla inşa edilen bu daireler, ticari kazanç kapısı değil, sosyal adaletin ve dayanışmanın somut tezahürüdür. Depremzedenin barınma hakkı üzerinden rant devşirmek, yalnızca ahlaki bir zaaf değil; toplumsal vicdanı yaralayan ciddi bir sorundur. Devlet; satışa süre kısıtı, sıkı denetim, ağır yaptırım ve gerekirse geri alma mekanizmalarıyla bu istismarın önüne geçmeli, kamu imkânlarının gerçek ihtiyaç sahipleri için korunduğunu açık biçimde göstermelidir.
NOT: Deprem bölgesinde konteynerlerde hayat mücadelesi veren, ev sahibi olmayan, hak sahipliği verilmeyen ve bu konuda devletten müjde bekleyen KİRACILARA ithaftır.'
Kaynak : PERRE





