6 Şubat depreminin üçüncü yıldönümünde Adıyaman’ı birçok yetkili ziyaret etti.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakçı, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, Adıyaman milletvekilleri ve daha birçok yetkili 5 Şubat tarihinden itibaren Adıyaman’a geldiler.

Bunun yanında birçok STK, platform, kuruluşta depremin sembollerinden olan saat kulesinde çadırlar açtılar. İkramlarda bulundular, basın açıklamaları yaptılar. Deprem şehitliği ziyaret ederek, mevlitler hatimler, dualar yaptılar.

Hepsini Allah kabul etsin. Deprem şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Yaralılarımıza acil şifalar, bütün milletimize sabır ve metanet versin inşallah.

İki günlük anma programlarını gözlemledik. Bana lafı fazla uzatmadan bir cümle ile özetle deseler, derim ki; herkesin 6 Şubat’ı farklı farklıymış. Herkesin bakış açısı başka. Her birinin derdi başka. Her gelenin niyeti kendine göre.

Kimisi acımızı paylaşmak için geldi. Çünkü acıyı yüreğinde hissediyordu. Kimisi dostlar alış verişte görsün hesabı geldi. Kimisi süit odalarda zaman geçirdi, kimi ziyafetler çekti. Kimi önümüzdeki olası seçimlerde kendine yer açmanın hesabını yaptı.

Bazıları birkaç kare fotoğraf çektikten sonra ortalıktan kayboldu. Bazıları demeç vermek için kamera aradı. Bazıları geceyi o soğukta dışarıda geçirdi.

Her bir STK veya kuruluş ayrı ayrı çadırlar kurmuşlardı. Bu arkadaşlar kimlerdi? Deprem günü de buradalar mıydı, hiç bilmiyorum. Dağınık bir görünüm göze çarpıyordu. Afişlerde, kılık kıyafetlerde, söylemlerde siyasi düşünceler o kadar net yansıyordu ki. Cümleler deprem çağrıştırsa da mesajlar -oldukça sinsice- siyasiydi.

Depremden sonra ihmali kabullenip helallik isteyen siyasi taraf ta buradaydı, bir çöp kadar yardımcı olmadığı halde helallik isteyenleri eleştirenler de.

Dikkatimi çeken başka bir şeyde ulusal yayın yapan bir televizyon kanalının 6 Şubat’a doğru saatler ilerlerken canlı yayın yapması idi. Takdirle karşıladım. Hiç kimsenin göstermediği duyarlılıktı bu. Deprem günü sesimiz duyulmasa da bari bugün sesimizi duyuruyorlar, sıkıntılarımızı aktarıyorlar, yetkililerimizi ekrana taşıyorlardı.

Bu güzel yayın Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tahliye kararına kadar devam etti. Bu karar ile birlikte ekrandaki yas bitti ve yerini Adana’daki davullu, oyunlu, halaylı görüntülere bıraktı. Oysa k, Adana, depremden etkilenen 11 ilden biri idi.

Bazıları da sabaha kadar uyuyamadı. Yatağında kıvranıp durdu. Ara ara saate baktı. Sanki saat 4.17 olacak ta Allah korusun bir olumsuzluk yaşayacaklarmış gibi. Yatak sanki dikenli gibiydi. Üç yıl öncesinde yaşananlar film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti. Vefat edenler bir bir hatırlandı. Onlarla geçirilen acı tatlı anılar canlandı.

Kimi babasının arkadaşını aradı; "Amca ne olursun biraz babamdan bahset. Son görüşmenizde ne dedi. Benim için ne derdi, beni çok sever miydi? Üç yıldır Adıyaman’a gelemiyorum. Gelip babamı, annemi, kardeşimi görememek ne demek biliyor musun amca" deyip durdu. Gözlerinde yaşta kalmamıştı ki, ağlayıp ta rahatlasın.

Sonuçta ateş düştüğü yeri yakardı. Ateş yüreklerimize düşmüştü ve yüreklerimiz yanıyordu. "6 Şubat" her birimiz için ayrı bir anlam ifade ediyordu ve bu durum programa da yansıyordu.

Allah, hiçbir insana bunu bir daha yaşatmasın…


Fahrettin Çelik
Adıyaman – 06.02.2026