6 Şubat, yalnızca takvimde bir tarih değil; zamanın durduğu, uykunun yarım kaldığı, sabahın gelmediği bir gecenin adıdır. O gece bir anda her şey değişti. Evler çöktü, şehirler sustu, insanlığın kalbi enkazın altında atmaya devam etti.

Korunduk… kolladık…
Ama ölüm bizden hızlıydı.
Sarılmaya vakit kalmadan ayrıldık sevdiklerimizden. İsimlerini haykırmaya cesaret edemeden sustuk. Toprak, binlerce canı bağrına bastı; sessizlik, duyulabilecek en yüksek çığlığa dönüştü.

Deprem yalnızca binaları yıkmadı. Hayatları parçaladı, anıları yarım bıraktı. Koca bir dünyayı küçücük çadırlara sığdırdık; ama kaybettiklerimizi hiçbir yere sığdıramadık. Sokaklar eksildi, anılar yıkıldı. Aynı gökyüzüne bakıp, artık aynı insanlar olamadık.

Kimi evini kaybetti,
Kimi annesini…
Kimi çocuğunu toprağa verdi,
Kimi geleceğini…

O günden sonra hiçbirimiz “eskisi gibi” olamadık. Acı, hepimizin hayatına farklı bir yerden dokundu ama izini herkeste bıraktı.

Ve yine de buradayız.
Acıyla, yasla, eksik…
Ama birbirimize tutunarak.
Unutmadan, unutturmadan.
Yan yana durarak yeniden ayağa kalkmaya çalışıyoruz.

6 Şubat bize şunu öğretti:
Unutmak, iyileşmek değildir.
Unutmak, aynı acıların tekrarına sessiz kalmaktır.

Bu yüzden diyoruz ki;
6 Şubat unutulmadı.
Unutulmayacak.

Aramızdan ayrılan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kaybettiklerimizi saygıyla anıyor, kalanlara dayanışmayı borç biliyoruz.

Çünkü bu acı hepimizin.
Ve bu iyileşme, ancak birlikte mümkün.

#6Şubat
#DepremGerçeğiniUnutma