Aşık Serdari diyor ya:
"Nesini Söyleyim Canım Efendim, Gayrı Düzen Tutmaz Telimiz Bizim..."
Bir ülkede bir insan, kirasını ödeyemediği için sığındığı bir aracın içinde yanıyorsa...
Bu sadece bireysel bir trajedi değil, toplumun vicdanının sustuğu andır.
Demek ki duymaya, görmeye, hissetmeye karşı artık körleşmişiz.
Vicdan körelmiş...
Hergün kadınlar öldürülüyorsa!...
Nasıl bir düzen bu?
Memur mutsuz,
İşçi geçinemiyor,
Emekli ay sonunu getiremiyor,
Çiftçi üretmeyi bırakıyor,
Genç umutsuz, kadın güvencesiz, sağlıkçı tükenmiş…
Kimse geleceğe güvenle bakamıyor.
Bu şartlar altında hangi "haklardan" söz edebiliriz?
– Yaşam hakkı mı?
– Barınma hakkı mı?
– Beslenme, eğitim, sosyal güvenlik mi?
Yoksulluk artık kader değil, dayatılan bir terbiye biçimi.
Açlıkla terbiye ediliyoruz!
Kahvaltı sofrasında zeytin, peynir, yumurta bir arada lüks oldu.
Manda yoğurdu mu? Bahsi bile edilmesin…
Doktorlar “haftada iki gün balık” diyor…
Ama kim alabiliyor?
(Tuzu kurular alınmasın…)
Bugün milyonlarca insan sadece hayatta kalmaya çalışıyor.
Ay sonunu düşünen bir halk, yarını planlayamaz.
Kirasını ödeyemeyen, çocuğuna mama alamayan biri için
“ekonomik büyüme” sadece rakamlardan ibarettir.
Hiçbir başarı tablosu, boş tencerenin çıkardığı ses kadar gür değildir.
Ve unutmayalım:
İnsanca yaşamak bir lüks değil, temel haktır!
Bu haklar korunmadıkça hiçbir toplum huzurlu, özgür ya da adil olamaz.
Oysa bu topraklar bereketlidir.
Dört mevsimi bir arada yaşayan, verimli ovaları olan bir ülkeyiz.
Yeter ki üretebilelim, paylaşabilelim, adil bir sistem kurabilelim.
#NesiniSöyleyim
#İnsancaYaşamHaktır
#Geçinemiyoruz