Siyaset evet parayla yapılır ama cesaretle, yürekle yapılır. Para sadece metadır.”
Siyasetin finansmana ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Afişler basılır, salonlar tutulur, kampanyalar yürütülür. Tarih boyunca büyük hareketlerin arkasında güçlü maddi kaynaklar olmuştur. Ancak paranın sağladığı imkân ile siyasetin ruhu aynı şey değildir. Para bir araçtır; yön vermez, değer üretmez, vicdan taşımaz. O sadece bir metadır. Onu anlamlı kılan, arkasındaki iradedir.
Gerçek siyaset, konfor alanını terk edebilmektir. Risk alabilmektir. Bedel ödemeyi göze alabilmektir. Cesaret olmadan siyaset, yalnızca bir organizasyon faaliyetine dönüşür. Yürek olmadan ise halkın kalbine dokunamaz. Çünkü toplumlar paraya değil, samimiyete inanır. İnsanlar güçlü bütçelerden çok, güçlü karakterleri takip eder.
Tarihe bakıldığında büyük dönüşümlerin arkasında dev bütçelerden ziyade büyük inançlar görülür. İmkânsız denilen zamanlarda ortaya çıkan liderlikler, maddi imkânlardan çok kararlılıkla yükselmiştir. Cesaret; baskı karşısında susmamaktır. Yürek; halkın derdini kendi derdi bilmektir. İşte bu iki unsur olmadan siyaset, sadece tabeladan ibaret kalır.
Para bir kampanya başlatabilir ama bir davayı büyütemez. Para bir kalabalık toplayabilir ama bir hareket oluşturamaz. Para propaganda yapabilir ama güven inşa edemez. Güven, fedakârlıkla kazanılır. İnanç, tutarlılıkla güçlenir. Halk, zor zamanlarda yanında duranları unutmaz; yalnızca güçlü görünenleri değil, güçlü duranları hatırlar.
Bu yüzden siyaset parayla yapılabilir ama parayla kazanılmaz. Kazandıran; cesaretin kararlılıkla birleşmesi, yüreğin samimiyetle konuşmasıdır. Para bir araçtır, hatta gereklidir. Fakat direksiyonda para değil; vicdan, cesaret ve adalet olmalıdır.
Çünkü gerçek siyaset, metanın değil, insanın hikâyesidir. Hayata Dair Bir Dokunuş Olsun!
Yazıyı bir Kızılderili bir ata sözüyle noktalamaya uygun gördüm. “Son ırmak kuruduğunda,son ağaç yok olduğunda,son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.”