Bugün Türkiye’de milyonlarca emekli, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş olmanın karşılığı olarak yoksullukla sınanıyor. Kira ödeyemeyen, ilaçlarını alamayan, pazarda filesini yarım doldurmak zorunda kalan emekliler artık “sabır” değil, adalet istiyor. İşte tam da bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi’nin, emeklilerin sesi duyulana kadar Meclis’ten ayrılmama kararı, sadece siyasi bir tutum değil; vicdani bir zorunluluktur.

Meclis, milletin evidir. Emekliler geçinemiyorken, maaşları açlık sınırının çok altındayken, bu evin ışıklarını kapatıp tatile çıkmak kabul edilemez. CHP’nin Meclis’i terk etmeyerek iktidarı emeklilerin sorunlarıyla yüzleşmeye zorlaması, “siyaset konforu”na karşı açık bir meydan okumadır.

Bugün iktidar, emekliye reva görülen maaşları “bütçe imkânları” ile açıklamaya çalışıyor. Oysa aynı bütçede israfa, rant projelerine ve yandaşlara kaynak bulunabiliyor. Demek ki mesele para değil, öncelik meselesidir. CHP’nin Meclis’ten ayrılmaması, bu çarpıklığı her gün, her saat iktidarın yüzüne vurmak anlamına geliyor.
Bu duruş aynı zamanda şunu söylüyor:
“Emekli unutulursa, Meclis de rahat etmeyecek.”
Siyaset, yalnızca kürsü konuşmalarından ibaret değildir. Bazen bir koltuğu terk etmemek, bin kelimelik konuşmadan daha güçlüdür. CHP’nin tavrı, emeklilere şunu hissettiriyor: Yalnız değilsiniz. Sesiniz Meclis’te yankılanıyor.

Bugün Meclis’ten ayrılmamak, yarın milyonların sofrasına bir lokma daha koyabilmenin mücadelesidir. Emekliler insanca yaşam koşullarına kavuşana kadar bu mücadeleden geri adım atmamak, hem siyasi hem de ahlaki olarak doğrudur.
Çünkü emeklinin hakkı teslim edilmelidir.
#CHP
#EmeklilerGeçinemiyor
#HakHukukAdalet