İnsanların kalbinde geçen kuraklık korkusu yağan kar ile yerini sevince bıraktı, şükürler olsun.
Dün sabah uyandığımızda en saf ve duru haliyle yeryüzüne kar serpiliyordu. İnsanın içini karartan Adıyaman’ımızın tozu, toprağı, çukuru, çamuru ile birlikte içimizdeki endişe, korku, umutsuzluğun üzeri kapanmış, zümrüt gibi parlıyordu yağan kar.
Pencere kenarlarında oturup bu saflığı izledik. Islanmaya aldırış etmeden sokağa attık kendimizi, fotoğraflar çektik. Uzun zamandır beklediğimiz bu anı kayıt altına almak istedik doğal olarak ve paylaştık çektiklerimizi.
Paylaşılanlardan bir video izledim ki, onlarca kez izlemeye doyamadım.
Muhtemelen kendisinin haberi bile yoktu kayıt edildiğinden ama ben karın duruluğunu, saflığını, temizliğini gördüm O’nda.
Videoda Adıyaman’ın manevi önderlerinden "Seyda Hoca" olarak bilinen Şeyh Seyda Molla Muhyettin El Cezeri vardı. Allah’ın bizlere lütfettiği bereketin tadını almak için O’da kendini sokağa atmıştı.
Hiç bu kadar keyifli görmemiştim kendisini. Bırakın görmeyi hayal bile etmemiştim bu kadar keyiflenmesini. Beli "vav" misali iki büklüm, başı yerde, zikir veya irşat ile meşgulken gördük sürekli O’nu.
Dışarıda görmeye bile alışık olmadığımız bu mübarek zat, sokağa çıkmış çocuklarla kartopu oynuyordu. Etrafındakilere sıkılmamış kar parçasını yavaşça fırlatırken, onların da kendisine kar atmasını bekliyordu.
Bu nasıl bir mütevazılık.
Hayatını, gençliğini, yıllarını ilme, irfana ve insan yetiştirmeye adamış bir zat; öyle sempatik davranışlarla kara temas ediyor ki, kar sadece yeryüzünü değil, kalplerimize de bereket saçıyor, ruhlarımızı temizliyordu. Kar Seyda Hoca ile o kadar uyum içindeydi ki.
Seyda Hoca, bize kartopu ile bir çocuğun mutluluğunu, İslam kültür ve ahlakını, Müslüman şuur ve samimiyetini, büyük ve küçük iletişimini, hoca ile öğrenci diyaloğunu anlatıyordu.
Kartopu oynamak belki çocuklar için bir oyundu ama çocukların seviyesine inme inceliğini gösteren hoca için verilen bir dersti, anlayana…
Hesabında maddiyat olmayan, dünyevi mevki makam sevdası olmayan, siyasi bir beklentisi olmayan, günümüzün -sözüm ona- bazı din tüccarlarının aksine, sadece inançlı, ahlaklı, topluma faydalı bireyler yetiştirmek için canla başla çalışan bir zat, bize olması gereken Müslüman karakterinin bir, hatta birkaç özelliklerini hatırlatıyordu.
Seyda Hoca biliyordu ki, irşat sadece kürsüde söylemekle değil, hayatında tatbik etmekle, söylediklerini eyleme dönüştürmekle, sokakta, tarlada, çarşıda, pazarda, günlük yaşantıda göstermekle mümkündür.
İşte Seyda Hoca, kendisi için küçük, ders alma feraseti bulunanlar için büyük bir ders veriyordu bu hareketiyle.
Defalarca izlediğim videoda hafızama, talebeleri ile oyun oynayabilen bir kâmili mürşit ve çocukların kendisine kartopu atmasını isteyen Müslümana yakışır bir mütevazılık kazında.
Allah sana hayırlı uzun ömürler versin, senin gibilerin sayısını arttırsın Seyda’m…
Fahrettin Çelik - 02.01.2026