Adı oldukça uzun olan 12 maddelik "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adeta yangından mal kaçırırcasına alelacele Meclise sunuldu, oradan da hemen komisyona gitti ve yıldırım hızıyla oradan da geçti.
Pazartesi günü de meclis genel kuruluna gelecek.
Muhtemelen aynı gün M.Vekillerine verilen “talimat” gereği kaldırılacak parmaklarla kabul edilip kanunlaşacak..
Evet maalesef bu kanun teklifi bırakın kamuoyunu, M.Vekillerinden bile gizlendi. Ayrıca inanılmaz bir acelecilikle yol alıyor. Düşünün AKPARTİ kendi M.Vekillerine yazılı olarak hem de tarih ve saat vererek teklife imza atma talimatı verdi.
Bu kanunun sadece terör örgütü PKK-KCK ve bunların teröristlerini kapsadığı taslağın “Kapsam” maddesinde açık açık yazıyor zaten. Yani PKK’lı teröristler için çıkarılan özel bir kanun..
Artık herkes şunu çok iyi biliyor;
Bu “Terörsüz Türkiye” hikayesi çıktığı günden beri bütün gelişmeler terörist başı ÖCALAN’ın istediği şekilde adım adım ilerliyor.
Olanları kısaca hatırlayalım;
Terörist başı ÖCALAN ;
••”TBMM’de komisyon kurulsun” dedi, 51 kişilik komisyon kuruldu.
••”Kurulan bu komisyondan bir heyet İMRALI’ya yanıma gelsin görüşümü alsın” dedi komisyon ayağına gitti görüşlerini aldı.
••”Baş müzakereci olmam lazım” dedi oldu.
••Ve son olarak da “Hazırlanan yasa tasarısını önce benim görmem ve sonra onaylamam” lazım dedi. O da oldu, M.Vekillerinin ve parti başkanlarının içeriğini görmediği, bilmediği yasa taslağını gördü onayladı.
Peki bitti mi? Hepsi bu kadar mı? Hayır, bitmemiş bu daha bir başlangıçmış..
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer BAKIRHAN’dan dinleyelim;
“Bu çerçeve yasa bir başlangıçtır, bu bir kapıdır. Biz bu kapıyı geçmek zorundayız. Evet, bu yasa herkesi tatmin etmeyebilir ama, Lider ÖCALAN’ın dediği gibi, esas yapılacaklar bu kapıyı geçtikten sonra yapılacak.”
Dünyada hiçbir terör örgütü liderine bu imtiyazlar verilmiş midir bilmiyorum.
Evet.. Durum bu. Bakalım çok sayın ÖCALAN(!) bundan sonra daha neler isteyecek. İnşallah “Sarı Öküz” hikayesine dönmez.
••••
Gelelim toplumsal vicdanın rahatsız olduğu kabullenemediği durumlara;
Hazırlanan bu kanun ;
••KHK’lıları kapsamıyor,
••Takipsizlik kararı, beraat kararı alanları kapsamıyor.
••Bank Asya’dan ev kirasını yatıranı veya havale yapanı kapsamıyor.
••”Darbeci” diye cezaevine atılan emir komuta zincirine bağlı askeri öğrenciler ile ER rütbesindeki askerleri kapsamıyor.
••Yasal bir sendikaya üyeliğinden dolayı ceza almış olanları kapsamıyor.
••Şiddete bulaşmamış, şiddetle uzak yakın ilgisi olmayan ve hala cezaevinde yatan siyasetçileri ve gazetecileri de kapsamıyor.
•• Bir de siyasi görüşlerine katılmamakla beraber S.DEMİRTAŞ ile Osman KAVALA hakkında hem AYM, hem de AİHM’in “Hak ihlali”, yani tahliye kararı vermelerine rağmen onları da kapsamıyor.
Kendi kendimizi kandırmayalım; Bu gerçekler ortadayken “Milli dayanışma ve Toplumsal bütünleşme” nasıl sağlanacak? Bu kanun “Birlik beraberliği” sağlayamaz, mümkün değil..
Elimizi vicdanımıza koyalım. Bir yanda, Dağa çıkmış, yasa dışı silahlı bir terör örgütüne fiilen katılmış ama güya “Terör eylemine katılmadığı”tespit edilen kişiye AF imkânı getirilecek;
Diğer yanda ise YASAL bir bankaya para yatırdığı, kira ödediği veya yasal bir sendikaya üye olduğu için "terör örgütü iltisaklısı" denilerek hayatı kararan, ekmeğe muhtaç hale getirilen, kamudan ihraç edilen veya hapis yatan vatandaşlar da kapsam dışı bırakılacak..
Bu hangi vicdana hangi Adalete sığar.
••••
Gerçek bir "Milli Dayanışma" ve “Toplumsal bütünleşmeyi sağlama”, yani bir “Birlik beraberlik” isteniyorsa, bu sadece tek bir kesime veya tek bir terör örgütüne uygulanarak sağlanamaz.
Hukukçu olmaya gerek yok, Hukukta esas olan “Suçta ve Cezada” Adalet ve eşitlik ilkesidir. Bir terör örgütünün üyesine, hem de 40 yıl boyunca onbinlerce aileye tarifi imkansız acılar yaşatmış eli kanlı PKK gibi bir terör örgütüne gösterilen esneklik-yumuşama, şiddetle hiçbir alakası olmamış, sadece dönemin yasal kurumlarıyla temas etmiş kişilere tanınmadığı sürece bu durum kamu vicdanında açık bir adalet ihlali ve çifte standart olarak kalacaktır.
Hiç kimse kusura bakmasın; Eğer çıkarılan “çerçeve yasa”, eli silah tutmuş yapıları "toplumsal bütünleşme" adı altında kademeli olarak affederken; şiddetle hiçbir bağı olmadığı halde mahkûm edilmiş binlerce insanın mağduriyetini görmezden geliyorsa, orada toplumsal barış değil, derin bir adalet kırılması oluşur.
Bir de en önemlisi;
PKK Kürtlerin temsilcisi değildir. Milyonlarca Kürt vatandaşın PKK ile bir ilgisi yoktur. Tarafsız bir araştırma şirketi Kürt’ler arasında bir anket yapsın. Bakalım Kürtlerin % kaçı PKK’ya destek veriyor?
Maalesef idarecilerimiz bütün bunları ya anlamıyor ya da anlamak istemiyorlar.
Bu kanunla Milyonlarca Kürdü kendi elinizle PKK’nın kucağına itiyorsunuz.
Yazık.. Etmeyin eylemeyin.
Son söz sayın M.Vekillerine;
Sizler göreve başlarken “Hukukun üstünlüğüne” bağlı kalacağınıza, ADALETten ayrılmayacağınıza yemin ettiniz.
Bu yasaya “talimat”larla değil kendi vicdanınızın sesini dinleyerek karar verin. Türk Milletinin bünyesine, devlet geleneğine uymayan, Toplum vicdanını derinden yaralayan bu yasaya HAYIR oyu verin. İnanın hem vicdanınız rahatlayacak hem de Milletin duygularına tercüman olacaksınız.
Tercih sizin.