Köy okullarının kapatılma süreci, Köy Enstitülerinin kapatılma süreciyle aynı dönemde başlamıştır. Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla bunların yerini Köy Öğretmen Okulları almıştır. Köy Öğretmen Okulları da Demokrat Parti döneminde 27 Ocak 1954'te kapatılmıştır. Köy Öğretmen Okullarının 1954’te kapatıldığı yıla kadar 1.308 kadın ve 15.943 erkek olmak üzere toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmiştir.

2002 yılından bu yana kapatılan köy okullarının toplam sayısı yıllara göre şu şekildedir: 2002-2022 döneminde 19 bin 708 köy okulunun kapısına kilit vuruldu. 2002 yılında 3 milyon 275 bin 458 olan köy okullarına kayıtlı öğrenci sayısı, 2022 itibarıyla 609 bin 137’ye kadar geriledi. Bu yanlış eğitim politikası, milyonlarca öğrenciyi taşımalı eğitime mahkûm eden okullaşma politikasının acı sonuçlarını resmî veriler ile ortaya koydu. Köy okullarının sayısı, 2002 yılından 2022 yılına kadar dramatik şekilde düştü. Aslında 1989 yılından bu yana köy okulları aralıksız kapatıldı ve milyonlarca köy öğrencisi yıllardır uzaklardaki okullara taşınarak sözde eğitim görmeye çalışıldı.

Bu taşıma işlemi öyle zor koşullarda gerçekleşiyor ki bazı çocuklar daha güneş doğmadan evlerinden çıkarken, bazıları saatlerce kendilerini almaya gelecek taşıma aracını beklerken, bazıları aç, yorgun ve ürkek şekilde yeni sınıflarına uyum sağlamaya çalışırken eğitimden vazgeçiyorlar. Öğrenme ve okuma hevesleri başlamadan bitiyor. Üstelik bu yaşananlardan hiçbir velinin, sanırım yetkililerin de haberi olmuyor! Bunun yanında Taşımalı Eğitim Sistemi adı altında da taşıma rantı doğdu ve şu an bu taşıma işini yapan taşıt sahipleri bu çarkın bozulmaması için ilgili kurumları sıkıştırıyorlar. Devletimiz bu yeni süreçte kamuda tasarruf tedbirleri adı altında bu çarka bir düzenleme getirmeli ve tek çözüm köy okullarının tekrar açılmasıdır.

Ayrıca taşımalı eğitimin bütçeye maliyeti de ayrı bir tartışma konusudur. Öğrencinin daha sıcak bir yerde, ailesinden uzak olmayan bir okulda, öğle arasında evine gidebilecek bir okul iklimi oluşturulmalıdır. Çocuk, aile kültüründen ve Anadolu irfanından uzaklaştırılmadan bir eğitim ortamı görmeli. Bunun yanında öğrencinin öğretmenin ayağına gittiği bir eğitim-öğretim süreci değil, bilakis tam tersi öğretmenin öğrencinin ayağına gittiği samimi bir eğitim-öğretim dönemine geçilmelidir. Devlet çocuğun ayağına gitmelidir. Bu süreçte öğretmen en büyük unsurdur.

Neden mi?

Köyde ve köy hayatında öğretmen yalnız bir eğitimci değil; bunlarla birlikte köyün aydınlanmasında ilk kıvılcımdır ve yol gösteren bir deniz feneridir, kültür elçisidir, Anadolu irfanını özümsenmesinin ve toplumsal kalkınmanın en temel dinamosudur. Kırsal yaşam dediğimiz köylerde öğretmenler, illerde bir meslek sahibi olmaları hususunda çocukların geleceklerini, istikballerini şekillendirirken aynı zamanda köy halkı ile derin bir bağ kurarak dar anlamda bölgenin, geniş anlamda da ülkenin sosyal ve kültürel gelişimine doğrudan yön veren güçlü bir unsurdur.

Kırsal bölgelerde ve köy yaşamında öğretmenlerin üstlendiği önemli rolleri ve görevleri kısaca şöyle özetlemek gerekirse:

Öğretmen eğitim bölgesinde aslında bir önderdir ve topluma yön veren "Toplumsal Önderlik" vasıflarına sahip bir bireydir. Bunun için köy öğretmeni, halkın bilgiye erişiminde ve halka bilgi vermede vicdani bir köprüdür.

Öğretmen, çocuklara, öğrencilerine okuma yazma öğretmenin ve bu oranı artırmanın yanında; tarım, bağ, bahçe, hayvancılık ve sağlık alanında da toplumsal şuurun oluşmasına katkı verir.

Öğretmen, yani köy öğretmeni sosyo-kültürel alanda bir gizil elçidir. Adeta manevi bir köprüdür. Şehir yaşamı ile köy yaşamı arasında, yani kentsel kültür ile köy kültürü arasında kültürel bir elçi görevi görür. Burjuva ile kırsal yaşam arasında bir dervişane elçidir. Biz buna kültür elçisi de diyebiliriz. Böylece moderniteyi ve daha başka yeni gelişmeleri yenilikçi bakış açısıyla köy yaşamına entegre etmenin gayretini gösterir.

Bilindiği üzere eğitim yaşamın başlamasıyla başlar ve ölüme kadar devam eder. Eğitim sürekli bir durumdur, süreğendir, her daimdir ve her zaman devam eder. Biz buna eğitim sistemimizde "Hayat Boyu Eğitim" diyoruz. Hayat Boyu Eğitim anlayışı sadece çocukları değil, bununla birlikte yetişkinleri de eğiterek köydeki ve kırsal alandaki tüm bireylerin kişisel ve mesleki becerilerinin gelişmesine destek olan bir anlayışa sahiptir. Bu hayat boyu eğitimin öncüsü gene köy öğretmenleridir.

Öğretmenlik, sadece sınıfta ya da okul ortamında öğrenciyle ilgilenen ve ders saatinden ibaret sayılan bir meslek değildir. Bundan dolayı öğretmen, sınıftaki öğrencilerin her tür durumunu, ailelerini ve yaşam sürecini, şartlarını yakından bilir. Bu sayede eğitim-öğretim faaliyetini çocukların köy yaşamı gerçekliklerine göre şekillendirir ve ona göre hareket eder.

Tüm bu yazılanlardan hareketle köy okullarının önemi ortaya çıkmaktadır ve bundan dolayı köy okulları öğrenci mevcutlarına bakılmadan tekrar aktif edilmelidir.

Peki bu durum ile ilgili ne yapılması konusunda hülasamız şu şekildedir:

• Tek bir öğrencisi bile olan köylerin okulları derhal açılmalı.

• Ülkedeki tüm köy okulları modernize yollarla donatılarak hizmete sunulmalıdır.

• Köylerde aktif ve daimi çalışan öğretmenlerin ders ücretleri, sosyal ve özlük hakları yüzde yüz artırılmalı. Köy öğretmenlerinin köy yönetimindeki yetkileri yeniden oluşturulmalı.

• Bu köy okullarının öğretmenlerinin konaklama sorunları okul lojmanları yapılarak ve mevcut lojmanlar onarılarak giderilmeli.

• Köy okullarındaki kayıtlı tüm öğrencilerin kırtasiye, kılık kıyafet, üst baş ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalı ve velilerine her tür destek verilmelidir.

• Temel eğitimi köy okullarında tamamlayan tüm öğrencilerimize her türlü maddi ve manevi, kayıtsız şartsız parasız, sınavsız yatılı ortaokul ve lise imkânı tanınmalı.

• Bu okulların bahçeleri hafta sonları ve eğitim-öğretimin olmadığı günlerde köy halkının tüm sosyal, kültürel, dinî ve folklorik faaliyetlerine açık olmalıdır.

Alirıza ŞABAŞ
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Sosyal Hizmet Uzmanı