Barış denilen kavram, insanlık ve insanlık tarihi için hayatta kalmanın, yaşama mücadelesi vermenin ve geleceği kurmanın temel mihenk taşıdır. Savaş, çarpışma ve çatışmalar can kaybına, göçlere, sürgünlere ve büyük sosyal ve toplumsal yıkımlara yol açarken, olumsuz ne varsa peydahlarken; barış hayatın her alanında ekonomik ve iktisadi kalkınmayı, güvenliği, eğitimi ve toplumsal huzuru sağlar. Bundan dolayı barış insanlığın, her bireyin ve her devletin en büyük ortak özlemi ve değeridir. Savaşların içinde, acıların, şiddetin ve yıkımların ortasında huzurun, asayişin, adaletli bir yaşamın ve kardeşliğin hâkim olması yeryüzünün en değerli amacıdır ve her insan bunu arzular. Barış önemli ve hayati bir durumdur. Barış, insan hayatını korur ve yaşatır. Toplumlar arası ve insani ilişkilerde güven ve adalet sağlar. Atiye umutla, huzur içinde bakmayı mümkün kılar. Barış yeryüzünün ve insanlık tarihinin en kutsal eylemidir. Bu eylemin, genelde dünyada özelde ülkemizde gerçekleşmesi için durmadan yazdık, çizdik, okuduk, beraat aldık, beraat verdik, tedrisatlardan geçtik, tedrisat verdik, konuştuk, anlattık, manaya değindik, bazen dilimizde tüy bitti. Anlata anlata dilimiz damağımız kurudu. Hevesimiz düştü lakin amacımız, gayemiz, gayretimiz asla kısıra düşecek durumlara gelmedi. İnadına inadına ANADOLU İRFANI MİSALİ BARIŞ GELSİN. Dede Sultanların, Ahi Evranların, Mevlanaların, Bayramiyelerin, Hacı Velilerin, Aziz Mahmut Hüdaîlerin, Taptuk Emrelerin, Yunus Emrelerin, Pir Sultanların, Abdülkadir Geylânîlerin, Melayê Cizîrîlerin, Mevlana Halit-i Bağdadilerin, EhmedêXanîlerin, Said Nursîlerin, Abdurrahman Şerefkendîlerin, Celadet Ali Bedirhanların, Mehmed Emin Zekilerin, Abdal Musaların, Hubyar Sultanların, Hatayilerin, Yeminilerin, Viranilerin ve Kul Himmetlerin, Seyyidlerin, Nesimilerin yani yedi uluların, dedelerin, Somuncu Babaların, mürşitlerin, pir ve rehberlerin rol oynayan, tasavvuf ehli, derviş, alim, düşünür, ozanların ve dengbejlerin toplumu sevgi, hoşgörü ve adalet ile temsil ederek görev alan herkesin feyziyle inadına barış gelsin, huzur gelsin, bolluk bereket gelsin, siyasi ahlak gelsin, kardeşçe yaşamak gelsin diye sorumluluk aldık. Anadolu insanının yüzyıllar boyunca harmanladığı derin sezgi, görgü, hoşgörü, vicdan ve hayat tecrübesine dayanan bilgece yaşayış tarzıyla oluşan, kitabi bilgiden ziyade gönül gözüyle anlamayı, ahlakı, merhameti ve birlikte yaşama kültürünü ifade ederek vücut bulan Anadolu irfanı feyziyle bir daha hiçbir ocağa ateş düşmesin diye inadına barış gelsin, düğün dernek, şenlik gelsin istiyoruz. Hoşgörü ve kapsayıcılık, gönül bilgeliği, gönül birlikteliği, kanaatkârlık ve paylaşım, tarihsel kökler, tarihsel kökenler ve edebiyatımıza kadar yansıyan o güzellikler gelsin, barış ile birlikte gelsin. O dönemlerin samimi kolları ve dalları olan Nakşî, Kadirî ve Bektaşî öğretilerine bağlı fütüvvet ahlakıyla yoğrulmuş kardeşlik hukuku gelsin. Günümüzde Türk-Kürt, Alevî-Sünnî, laik-antilaikler, ehl-i sünnet, ehl-i beyt arasında çatışma çıkarmaya heveslenen derin güçlerin muvaffak olmamaları için barış gelsin, dirlik, birlik gelsin istiyoruz. Türkler, Kürtler (Kurmanciler, Zazakiler, Soraniler, Kelhuriler, Goraniler), Araplar, Çerkezler, Azeriler, Ermeniler, Süryaniler, Rumlar, Lazlar, Gürcüler, Abhazlar, Dağıstanlılar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Molokanlar, Keldaniler, Çingeneler vs. vs. Sonuç olarak Anadolu’da yaşayan 47 etnik grubun tamamı için, her ferdi için bu topraklara barış gelsin, huzur gelsin istiyoruz. Bu süreci başlatanlardan da sürdürenlerden de ve nihayete erdirecek olanlardan da iki cihanda da Allah razı olsun diliyorum. Bilinmeli ki şiddete başvuranın, savaşa başvuranın kazananı olmaz. Kazanacak olan BARIŞTIR, BARIŞ.

Yazımı burada barış ile ilgili temel rivayetler ve ayetlerle sonlandırıyorum. Allahaısmarladık.

• Bakara Suresi (208. Ayet): "Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe ve barış dini olan İslamiyet'e geçin."

• Enfal Suresi (61. Ayet): "Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a tevekkül et."

• Hadis-i Şerif Rivayeti: "Düşmanla karşılaşmayı dilemeyin. Allah'tan afiyet (barış ve esenlik) isteyin." • Sulh (Uzlaşma) Vurgusu: Hz. Muhammed, aralarında dargınlık olan kişilerin barıştırılmasını sadaka olarak değerlendirmiş ve "Barış, hükümlerin en güzelidir" prensibini öne çıkarmıştır.

Ali Rıza ŞABAŞ

19/08/2026-adıyaman