Merhaba Eylül Ayı, hoş geldin, sefâlar getirdin yüreğime! Burç yorumlarında duyduğuma göre kıyak geçecekmişsin bu ay bana.İş, eş başta olmak üzere neler neler vaadediyormuş gökyüzü bana da haberim yokmuş.Valla yalan yok resmen ağzımın suyu akıyor yandan yandan.Bu,mecazi anlamda olduğu kadar gerçekten de öyle.Dikişli mikişli bayağ zor bir diş çekiminden sonra çenemin sağ tarafı henüz toplayamadı kendini, bakıyorum ağzımın suyunun hafifçe aktığı oluyor yan taraftan.
Hadi gökyüzünü şimdilik bir kenara bırakalım da bakalım yeryüzünde neler olup bitiyor. Burada senaryoları ben yazıyorum. Yazmakla da kalsam iyi bir de oynuyorum.O da yetmiyor gerçek sanıp tek kişilik illizyonumu, herkes de aynı oyunu oynuyormuş sanıyorum.Üstüne üstlük de inanıyorum.İşte burası çok tehlikeli geliyor bana. Çünkü ben henüz bu dünyada işimin bittiğine inanmıyorum.O yüzden ayağımın biri bu dünyada kalmalı diye düşünüyorum.
Evet, kafanızın karıştığına eminim.Nerde bizim takvim yaprağımız der gibisiniz. Siz demeseniz de ben öyle duyuyorum ve diyorum ki, sabredin.Ona da sıra gelecek.Öncelikle gelin havada kalmasın “senaryo yazmak” ile ilgili bir örnek vereyim.Geçenlerde yıllardır uzaktan takip ettiğim köpekli evin sahibesiyle konuştum kendimden emin.Dikkatimi ilk köpek çekmişti tabii.O köpek öleli çok oluyor.Fakat benim dikkatimi celp etmeye devam etti o evde yaşayanlar. Benim akranım bir kadın ve annesi oturuyordu o evde.Köpeğim İrene’ yi dolaştırırken bahçedeyse akranım olan kadına selam verip geçmeyi adet edinmiştim.Son zamanlarda ne yaşlı kadını bahçede görür olmuştum ne de akranımı.Hatta akranım olan kadını yeni açılan restoranın mutfağında çalışıyor görünce demek ki çalışmaya başlamış diye içimden geçirdim.Herhalde annesi de ya artık bahçeye çıkamıyor ya da öldü diye düşündüm.
Bir gün tam evlerinin önünden geçerken akranım kadın bahçede bir şeylerle uğraşıyordu.Fırsat bu fırsat deyip yüzümü kızarttım ve sordum:
-Annenizi görmüyorum artık bahçede, merak ettim nasılsınız?
-O benim annem değildi ki! Arka evdeki kiracımdı. Akrabalarına daha yakın olmak için yaklaşık iki yıl oluyor taşındı.
-Ben de ona bir şey oldu, evde yalnız kalmayasınız diye çalışmaya başladığınızı düşünmüştüm.
-Ben çalışmıyorum ki!Torunum o mekanı yeni açtı yanlarına gidiyorum destek olmak için.
Demez mi!
Şu an bile ateş basıyor, yazıp çizip inandığım senaryomu bu kadar kendi yaşanmışlıklarımdan ya da yaşanabileceklerinden yola çıkarak nasıl yansıttığımı görünce.Gerçekten hayretler içinde kaldım.
Sağlık olsun!
Gelin bunu, sevgili hocam Sonay Sunucu’nun yazdığı bir şiirle taçlandıralım:
Kabul Etme Sanatı
“Sana yan bakmış, kaşları çatıkmış
Herkesi olduğu gibi kabul et.
Sözleri imâlıymış, kasıtlı yaparmış
Herkesi olduğu gibi kabul et.
Acaba kiminleymiş, çok gezmiş, çok gülmüş
Başkasını düşünmez bencilmiş, soğukmuş.
Geveze zihnin bu,
Hızla sonuca gider, durmadan konuşurmuş.
Bilge kişi de der ki,
Herkesi olduğu gibi kabul et.
Astolan ise, aynalar herkes herkesi.
Boşuna çekmez dikkâtini, aynısı sendeki.
Söylemişti Bilgeler bunların hepsini
Herkesi olduğu gibi kabul et.
O dediğin senmişsin öyle diyor üstatlar
Sözlerin onu değil önce seni karalar
Ağızdan çıkan hem seni hem başkasını yaralar
En iyisi mi sen gel olduğu gibi kabul et.
Kolaydır şikâyet etmek ve kara çalmak
Sen yaşa ve gör kolay mı adım atmak
Asıl kıymetli olan önce diğerini anlamak
Herkesi olduğu gibi kabul et.
Burası yeryüzü zamanımız sınırlı
Dikkâtli harca bu kıymetli altını
En sonunda herkes kendi verecek hesabı
Kendini olduğu gibi kabul et.
Bir de senden çok öte aşkın olanı varmış
Tadı başka hissi başka kalpteki yeri başkaymış.
Bu tadı alan bir daha tatmak ister
Mest olur, coşarmış
Bütünlük denizinde bir damla olmaya koşarmış.
O zaman değer mi ki onca söze, kalbini köreltmeye
Hepsi bir deneyim bak sonunda ne kaldı elinde
Bir tek sevgiymiş en hakikât
Bu sonsuz âlemde
Sevgiyle kabul etsin bizleri
Dua et her şeyi var edene.
Hadi gelin, bu ayki takvim yaprağında neler var ona bakalım:
*Ön planda keskin yüz hatları ve elma elma yanakları ile bir erkek.Elinde sarı bir balık, boynunda mavi boyunluğu ve lacivert önden düğmeli yeleği benim dikkatimi çeken diğer ayrıntılar.
*Erkeğin arkasında sol omzunda kıvırcık saçlı, keskin yüz hatları ve kırmızı dudaklı bir kadın.Üzerinde de beyaz yakalı pastel renkli bir elbise var.
*Balıklar ve koyu lacivert fon rengi tüm tabloyu kaplıyor.
Varın siz yorumlayın gari.Benden bu kadar.Ne kadar zor ayrıntılara dalarak betimlemeler yapmak ve sağlam bir kurguda kalabilmek.
Sağlam kurgu deyince aklıma geldi; bir hocamız önermiş Ayfer Tunç kitaplarını alıp onları okudum bu ay.Bende olan “Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek” ve “Kırmızı Azap” beğendiğim kitaplarıydı zaten. Bu ay alıp okuduklarım ise;
*Kapak Kızı
*Yeşil Peri Gecesi
*Osman
*Annemim Uyurgezer Geceleri
Onlara da saygıda kusur etmeyelim ve gelin bir alıntı yapalım:
Ayfer Tunç, “ Annemin Uyurgezer Geceleri “nden syf.158:
“…İnsan suyu bilmeyen balık gibiydi, bilmesi için sudan çıkması gerekiyordu.Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatını sorgulamıyordu, sorgulamak için bir sebep gerekiyordu.Hayat pek çok kişiye bu sebebi veriyordu aslında, tesadüf sandığımız karşılaşmalar, kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın GÖR deme biçimiydi.Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu, hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu.”
Teşekkürler.