Gazze’den gelen her yeni haber, insanlığın vicdanında kapanması mümkün olmayan yeni bir yara açıyor.

Günlerdir, aylardır, yıllardır gözlerimizin önünde yaşanan büyük felaket artık yalnızca bir savaşın, bir çatışmanın veya siyasi bir krizin konusu olmaktan çıkmıştır. Bu, doğrudan doğruya insanlığın sınandığı büyük bir vicdan ve insanlık meselesidir.

Gazze’de insanlar yalnızca bombaların altında değil; açlığın, susuzluğun, hastalığın, yoksulluğun ve çaresizliğin pençesinde hayatta kalmaya çalışıyor.

Bir düşünün…

Bir çocuk günlerdir yeterli gıda bulamıyor.
Bir anne, çocuğunun susuzluktan ağlamasını çaresizlik içinde izliyor.
Bir baba, yaralı evladına ilaç bulabilmek için çaresizce yardım arıyor.
Bir bebek, temiz suya, süte ve temel besine ulaşamadığı için hayati tehlikeyle karşı karşıya kalıyor.

Ve bütün bunlar dünyanın gözleri önünde yaşanıyor.

Gazze’de artık yalnızca bombaların patlamasından değil, bir lokma ekmeğin, bir yudum temiz suyun, bir kutu ilacın yokluğundan da ölümler yaşanması tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Çocukların küçük bedenleri açlığa daha fazla dayanamayabilir.

Susuz bırakılan bir çocuğun gözlerindeki çaresizliği düşünün.

Ateşler içinde kıvranan bir bebeğin başında, ona verecek ilacı olmayan bir annenin çaresizliğini düşünün.

Bir hastanede tedavi bekleyen yaralıların, gerekli tıbbi malzemelerin yokluğu nedeniyle kaderlerine terk edilmesini düşünün.

İnsanlığın vicdanı bütün bunlara daha ne kadar dayanabilir?

Unutulmamalıdır ki açlık da bir silahtır. Susuzluk da ölümcül bir tehdittir. Temiz suya, gıdaya, ilaca ve temel insani ihtiyaçlara erişimin engellenmesi, insanların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden ağır bir insani trajediye dönüşebilir.

Gazze’de çocuklar yalnızca savaşın kurşunları ve bombalarıyla değil, açlıkla ve susuzlukla da ölümün eşiğine sürükleniyor.

Bir çocuğun ölümünü düşündüğümüzde aklımıza yalnızca yıkılmış bir bina veya patlayan bir bomba gelmemeli.

Bazen ölüm sessizce gelir.

Bir çocuğun günlerce yeterli beslenememesiyle…

Bir bebeğin yeterli su bulamamasıyla…

Bir hastanın gerekli ilaca ulaşamamasıyla…

Bir annenin evladına verecek bir lokma yiyecek bulamamasıyla…

Ve belki de en acısı, dünyanın bunu bilmesine rağmen sessiz kalmasıdır.

Çünkü zaman geçtikçe yalnızca binalar değil, hayatlar da yok oluyor.

Zaman daralıyor…

Çocukların nefesi tükeniyor…

Annelerin gözyaşları dinmiyor…

Babaların çaresizliği büyüyor…

Hastanelerin imkânları tükeniyor…

Gıda ve suya ulaşamayan insanların yaşam mücadelesi her geçen gün daha da ağırlaşıyor.

Ve insanlığın vicdanı sınanıyor.

Değerli dostlar,

Bugün Gazze için konuşmak, yalnızca Gazzeliler için konuşmak değildir.

Bugün Gazze için ayağa kalkmak, insanın insana karşı taşıdığı sorumluluğu savunmaktır.

Dünyanın neresinde olursa olsun bir çocuğun açlıktan ölmesi karşısında sessiz kalamıyorsak insanız.

Bir annenin, çocuğuna bir yudum su veremediği için gözyaşı dökmesine yüreğimiz sızlıyorsa insanız.

Bir hastanın ilaç yokluğu nedeniyle hayatını kaybetmesini kabul edemiyorsak insanız.

Bir bebeğin yalnızca yeterli gıdaya ve temiz suya ulaşamadığı için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalması bizi sarsıyorsa insanız.

Öyleyse Gazze’deki insanların çığlığını duyurmak hepimizin görevidir.

Başta Gazze’nin yaşadığı dramı dünya kamuoyunun gündeminde tutmaya çalışan yöneticilerimiz olmak üzere; siyasetçilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, yardım kuruluşlarımıza, sanatçılarımıza, akademisyenlerimize, medya mensuplarımıza ve bütün vicdan sahibi insanlara çağrıda bulunuyorum:

Gazze’yi gündemden düşürmeyelim.

Günlük siyasi tartışmaların, ekonomik hesapların ve geçici gündemlerin arasında çocukların çığlığını kaybetmeyelim.

Bir çocuğun açlığını başka bir gündemin gölgesinde bırakmayalım.

Bir annenin susuzluğunu unutmayalım.

Bir babanın çaresizliğini görmezden gelmeyelim.

Bir hastanın ilaç bekleyen gözlerini dünyanın gündeminden silmeyelim.

Daha fazla insani yardım için, daha fazla diplomatik girişim için, daha fazla insani baskı için sesimizi yükseltelim.

Gıdaya, temiz suya, ilaca ve temel insani ihtiyaçlara erişim sağlanması için bütün imkânlarımızı seferber edelim.

Çünkü bugün gönderilemeyen bir yardım, yarın bir insan hayatına mal olabilir.

Bugün ulaştırılamayan bir ilaç, yarın bir çocuğun son umudu olabilir.

Bugün temin edilemeyen bir lokma ekmek, yarın bir annenin evladının cenazesini kucağına almasına sebep olabilir.

Ve tarih yalnızca yapılanları değil, yapılabilecekken yapılmayanları da kaydeder.

Yarın çocuklarımız bize:

“Gazze’de çocuklar açlıktan, susuzluktan ve savaşın acıları içinde ölürken siz ne yaptınız?”

diye sorduğunda verecek bir cevabımız olmalıdır.

“Bilmiyorduk” diyemeyeceğiz.

Çünkü biliyoruz.

Görmedik diyemeyeceğiz.

Çünkü görüyoruz.

Duymadık diyemeyeceğiz.

Çünkü çocukların çığlıkları dünyanın dört bir yanına ulaşıyor.

Öyleyse artık mesele bilmek değil; ne yapacağımız meselesidir.

Bugün susarsak, yarın bu sessizliğin yükünü taşımak zorunda kalabiliriz.

Bugün görmezden gelirsek, yarın vicdanımızın karşısına çıkacak sorulara cevap vermekte zorlanabiliriz.

Gazze yalnız değildir.

Gazze unutulmayacaktır.

Gazze’nin çocukları unutulmayacaktır.

Gazze’nin anneleri unutulmayacaktır.

Açlıktan kıvranan, susuzluktan tükenen, ilaç bekleyen, enkazların arasında yaşamaya çalışan insanlar unutulmayacaktır.

Çünkü Gazze yalnızca bir coğrafyanın adı değildir.

Gazze, bugün insanlığın vicdanının aynasıdır.

O aynaya baktığımızda ne gördüğümüz, aslında kim olduğumuzu da gösterecektir.

Rabbim masum çocukları, anneleri, babaları, yaşlıları, hastaları ve bütün mazlumları korusun.

Rabbim, açlık ve susuzlukla mücadele edenlere yardım ulaştırsın.

Hastalara şifa, yaralılara güç, annelere sabır, çocuklara güvenli bir gelecek nasip etsin.

İnsanlığa merhamet, yöneticilere adalet, dünyaya vicdan nasip etsin.

Çünkü Gazze’de yaşananları unutmak kolay olabilir.

Fakat vicdanın önünde unutmak mümkün değildir.

Ve inanıyorum ki bir gün tarih, Gazze’de yaşanan acıları da insanlığın sessizliğini de bütün çıplaklığıyla yazacaktır.

O gün geldiğinde, hiç kimsenin:

“Ben görmedim.”

“Ben duymadım.”

“Ben bilmiyordum.”

deme imkânı olmayacaktır.

Öyleyse bugün, yarın çok geç olmadan sesimizi yükseltelim.

Bugün bir çocuğun açlığına karşı çıkalım.

Bugün bir annenin susuzluğuna karşı çıkalım.

Bugün ilaç bekleyen hastalar için sesimizi yükseltelim.

Bugün temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılan insanlar için harekete geçelim.

Çünkü Gazze’de bir çocuğun hayatı, dünyanın herhangi bir yerindeki çocuğun hayatı kadar değerlidir.

Bir çocuğun ölümü, insanlığın bir parçasının eksilmesidir.

Gazze için bugün sesimizi yükseltelim.

Çünkü yarın gerçekten çok geç olabilir.