Bugün Lozan barış(!) antlaşmasının 103. Sene-i devriyesi.

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda bağımsız bir devlet olarak tanınmasını sağlayan temel belgelerden biri kabul edilir. Bununla birlikte, antlaşma imzalandığı günden itibaren farklı siyasi çevreler tarafından çeşitli yönleriyle eleştirilmiş, özellikle bazı hükümlerinin Türkiye'nin millî menfaatleri bakımından önemli kayıplara yol açtığı ileri sürülmüştür.

Lozan Antlaşması'nın Türkiye aleyhine olan başlıca maddeler ve sonuçları şunlardır:

1. Musul Meselesinin Çözülememesi

Lozan görüşmelerinde Türkiye heyetinin en önemli hedeflerinden biri Musul Vilayeti'nin Misak-ı Millî sınırları içinde kalmasını sağlamaktı.

Ancak İngiltere, Musul'un Irak'a bağlı kalmasını kesin bir şekilde savundu.

Sonuç olarak;

  • Musul sorunu çözülemedi.
  • Konu Türkiye ile İngiltere arasında daha sonra görüşülmek üzere ertelendi.
  • Nihayetinde 1926 Ankara Antlaşması ile Musul İngiliz mandası altındaki Irak'a bırakıldı.

Türkiye;

  • Zengin petrol rezervlerini,
  • Stratejik derinliğini,
  • Tarihî ve kültürel bağlarını kaybetmiş oldu.

Bu durum Lozan'ın en önemli eksiklerinden biri olarak görülmektedir.

2. Kerkük ve Musul Petrollerinin Kaybedilmesi

Musul'un kaybedilmesi yalnızca toprak kaybı değildi.

Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden biri Türkiye sınırları dışında kaldı.

Bugün dahi birçok araştırmacı;

  • Türkiye'nin enerji bağımlılığının,
  • Ekonomik gelişimindeki bazı zorlukların,

temellerinden birinin bu gelişme olduğunu ileri sürmektedir.

3. Batı Trakya'nın Geri Alınamaması

Misak-ı Millî içerisinde değerlendirilen Batı Trakya Türkiye'ye bırakılmadı.

Bölge Yunanistan'da kaldı.

Sonrasında;

  • Türk nüfus çeşitli baskılarla karşılaştı,
  • Eğitim hakları zaman zaman sınırlandırıldı,
  • Müftülük meselesi yıllarca devam etti.

Türkiye bu konuda uluslararası platformlarda çeşitli girişimlerde bulunmak zorunda kaldı.

4. Ege Adalarının Büyük Bölümünün Türkiye'ye Verilmemesi

Lozan'da;

  • Midilli
  • Sakız
  • Sisam
  • Ahikerya

gibi Anadolu kıyılarına birkaç kilometre uzaklıktaki adalar Yunanistan'a bırakıldı.

Bu durum;

  • Ege'de dengeyi Türkiye aleyhine değiştirdi.
  • Deniz yetki alanları konusunda günümüze kadar gelen ihtilafların temelini oluşturdu.
  • Kıta sahanlığı ve hava sahası sorunlarını beraberinde getirdi.

5. On İki Adaların Geri Alınamaması

On İki Ada, 1912'den beri İtalya'nın kontrolündeydi.

Lozan'da bu durum kabul edildi.

II. Dünya Savaşı sonrasında ise bu adalar İtalya'dan alınarak Yunanistan'a verildi.

Türkiye bu süreçte herhangi bir hak elde edemedi.

Bugün Ege'deki birçok güvenlik probleminin temelinde bu durumun bulunduğu ileri sürülmektedir.

6. Boğazların Tam Egemenlik Altına Alınamaması

Lozan'a göre;

  • Boğazlar askerî bakımdan silahsızlandırıldı.
  • Uluslararası Boğazlar Komisyonu kuruldu.
  • Türkiye'nin tam askerî kontrolü sınırlandırıldı.

Bu durum genç Cumhuriyet açısından önemli bir güvenlik açığı olarak değerlendirildi.

Ancak bu hüküm 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile büyük ölçüde değiştirildi ve Türkiye boğazlar üzerinde yeniden tam askerî kontrol sağladı.

7. Nüfus Mübadelesinin Sosyal Sonuçları

Lozan çerçevesinde gerçekleştirilen Türk-Yunan nüfus mübadelesi sonucunda;

yaklaşık iki milyon insan doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kaldı.

Bunun sonucunda;

  • ekonomik kayıplar,
  • kültürel kopuşlar,
  • ailelerin parçalanması,
  • büyük insani dramlar yaşandı.

8. Osmanlı Borçlarının Devam Etmesi

Lozan'da Osmanlı Devleti'nin dış borçları tamamen silinmedi.

Borçların önemli bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti tarafından üstlenildi.

Cumhuriyet yönetimi bu borçları uzun yıllar ödemeye devam etti.

9. Patrikhane'nin İstanbul'da Kalması

Türkiye heyeti başlangıçta Fener Rum Patrikhanesi'nin İstanbul dışına çıkarılmasını istemişti.

Ancak yoğun uluslararası baskılar sonucunda Patrikhane İstanbul'da kaldı.

Bazı çevreler bunun ilerleyen yıllarda çeşitli siyasî tartışmalara zemin hazırladığını ileri sürmektedir.

10. Hatay'ın Türkiye Sınırları Dışında Kalması

Lozan sırasında Hatay, Fransa mandası altındaki Suriye içerisinde bırakıldı.

Hatay ancak 1939 yılında Türkiye'ye katılabildi.

Dolayısıyla Lozan'da Misak-ı Millî'nin bu bölümü gerçekleştirilememiş oldu.

11. Batum'un Türkiye Sınırları Dışında Kalması

Misak-ı Millî içerisinde değerlendirilen Batum da Türkiye sınırları dışında kaldı.

Sovyetler Birliği içerisinde kalan Batum daha sonra Gürcistan'ın bir parçası oldu.

12. Kıbrıs Üzerindeki Haklardan Vazgeçilmesi

Türkiye;

İngiltere'nin Kıbrıs üzerindeki hâkimiyetini tanıdı.

Bu durum ilerleyen yıllarda Kıbrıs meselesinin uluslararası bir sorun haline gelmesine zemin hazırladığı yönünde eleştirilmektedir.