Bu hikaye Hz. Süleyman zamanında, yaralı bir kuş ile bir Derviş arasında geçen, merhamet ve ADALET kavramlarını sorgulayan ibretlik bir kıssadır.
Bu kıssayı AYM eski başkanı Zühtü ARSLAN da devletin zirvesinin hazır bulunduğu bir törende ADALETİN önemine vurgu yapmak için anlatmıştı.
Hikaye kısaca şöyle;
Bir gün yaralı bir kuş, kanadı kırık halde Hz. Süleyman’a (kuşların ve hayvanların dilini bilen peygamber) gelir ve kanadını kıran bir dervişten şikayetçi olur.
Hz. Süleyman hemen o dervişi huzuruna çağırır ve sorar:
“Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?”
Derviş ;
“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Yanına yaklaştım, kaçmadı. Tekrar yaklaştım, yine kaçmadı. Teslim olacağını sandım, üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı ve kanadı kırıldı.”
Hz. Süleyman kuşa döner:
“Bak, adam haklı görünüyor. Niye kaçmadın? Hakkını savunabilirdin, şimdi şikayet ediyorsun?”
Kuş cevap verir;
“Efendim, onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Eğer avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkar diye düşündüm ve güvendim.”
Hz. Süleyman bu savunmayı haklı bulur ve kısas (aynıyla karşılık) kararı verir;
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın!”
Tam kol kırılacakken yaralı kuş itiraz eder:
“Efendim, sakın öyle bir şey yapmayın”
Hz. Süleyman kuşa sorar: “Neden?”
Kuş’un son sözü (hikayenin en vurucu kısmı):
“Efendim, kolunu kırarsanız iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi üzerindeki derviş hırkasını (kıyafetini) çıkarın. Çıkarın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın!”
Kuşun bu ibretlik cevabı üzerine Hz. Süleyman Dervişin kolunun kırılması yerine güven sembolü olan kıyafetinin(hırkasının) alınmasına karar verir.
Hikayenin özeti ;
Göründüğün gibi ol, olduğun gibi görün: İnsanların dış görünüşleri, niyetlerini gizleyen bir maske olmamalıdır. En tehlikeli insan, kötülüğünü iyilik maskesi arkasına saklayandır.
Dış görünüşe (hırkaya, cübbeye, unvana) aldanmamak gerekir;
Esas olan insanın kalbidir, samimiyetidir, dürüstlüğüdür. Gerçek dervişlik kıyafetle değil, ahlakla olur. -Alıntı-