Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan Karapınar Abuzer Tuncay Aile Apartmanı'na ilişkin davanın dördüncü duruşması, Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülerek karara bağlandı. Mahkeme heyeti, müteahhit Abuzer Tuncay'a 7 yıl 6 ay, fenni mesul Ramazan Turan'a 10 yıl, fenni mesul ve proje sorumlusu Kemal Aydın'a 10 yıl hapis cezası verdi. Yakınlarını kaybeden aileler gözyaşlarını tutamadı.

'Deprem Öldürmez, İhmal Öldürür'
Kararın ardından Adalet Peşinde Aileleri Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Platform adına konuşan Adıyaman İl Temsilcisi Celal Gezer, yaşananların ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, 'Bugün burada bir dava sonrası konuşmuyoruz. Bugün burada bir gerçeği yüzlere haykırmak istiyoruz. 6 Şubat 2023'te yaşadığımız bunca acı, bilinenin yapılmadığı, uyarının dikkate alınmadığı, sorumluluğun bilinçli olarak ertelendiği bir sürecin sonucudur. Biz şunu çok iyi biliyoruz: Deprem öldürmez. İhmal öldürür. Göz yummak öldürür. Rant öldürür. Ama bugün artık şunu daha net söylüyoruz: Bu yaşananlar sadece ihmal değildir. Bu, bile bile gelen ölümlerdir. Bugün görülen bu dava sadece bir yapının yıkılmasının davası değildir. Bu dava; teknik raporlarla ortaya konmuş kusurların, yönetmeliklere rağmen yapılan aykırılıkların ve aynı kişilerin farklı yapılarda tekrar eden hatalarının yargılandığı bir davadır' dedi.

'Bu Dosyalarda Yer Alan Fiiller Taksirle Açıklanamaz'
Sorumluların 'olası kast' kapsamında yargılanmasını istediklerini belirten Gezer, 'Deprem davası dosyaları bize ne söylüyor biliyor musunuz? Aynı isimler, farklı binalar, aynı suçlar. Bu ne demek? Bu, tekil bir hata değildir. Bu, zincirleme bir sorumsuzluktur. Bu, alışkanlığa dönüşmüş bir hukuksuzluktur. Bir yapıda beton yetersiz, diğerinde donatı eksik, bir başkasında proje dışına çıkılmış. Çoğunda bunların hepsi yapılmış. Ve bu kusurlar tesadüf değil. Bu kusurlar tercih edilmiştir. Bir mühendis hesap yapmadan proje çizmez. Bir müteahhit kullandığı malzemenin sonucunu bilmeden iş yapmaz. Bir kamu görevlisi imza attığı belgenin neye yol açacağını bilmeden imza atmaz. Bilmeme ihtimali yoktur. Ama buna rağmen yapılmışsa bu artık ihmal değildir. Bu, riskin bilindiği, sonucun öngörüldüğü ama buna rağmen devam edildiği bir davranıştır. Ve bunun adı bellidir; olası kasttır. Biz bugün buradan bir hukuki gerçeği haykırıyoruz: Bu dosyalarda yer alan fiiller taksirle açıklanamaz. Çünkü burada bir dikkatsizlik yok, bir unutkanlık yok, bir anlık hata yok. Burada süreklilik var, tekrar var, bilinç var. Ve bu nedenle deprem suçluları olası kast ile yargılanmalıdır. Bugün verilecek karar sadece geçmişi ilgilendirmiyor. Bu karar, gelecekte kimlerin yaşayacağını belirleyecek. Eğer bugün bu fiiller 'ihmal' olarak görülürse yarın aynı kişiler aynı yöntemlerle yeni binalar yapacak ve o binaların altında yine insanlar kalacak. Ve bu binaların altında öleceğiz hep birlikte. Buradan yargı mensuplarına sesleniyoruz: Sayın hâkimler, sayın savcılar... Dosyalarda sadece teknik veriler yok. Dosyalarda insan hayatının nasıl göz ardı edildiğinin kanıtları var. Bir insanın, belki masum bir bebeğin canının ranta, paraya tercih edildiğinin kanıtları var. Verilen karar sadece hukuki değil, vicdani bir karardır. Biz sizden şunu istiyoruz: Gerçeği görün, kusurun tekrarını görün, davranışın sürekliliğini görün ve buna göre karar verin' ifadelerine yer verdi.

'Bu Dava, Bu Ülkede Yaşayıp Yaşamayacağımızın Davasıdır'
Denetim eksikliği ve imar aflarına dikkat çeken Gezer, adalet taleplerini sürdüreceklerini kaydederek, 'Buradan siyasi otoritelere de açıkça söylüyoruz: Bu tablo kendiliğinden oluşmadı. Denetim yapılmadı, sürekli imar afları çıkarıldı. 8 defa imar affı çıkarılıyor. Ülkemiz deprem bölgesi. Deprem gerçekleşmemiş olsaydı 9. imar affı gelecekti. Bu bir sistem sorunudur. Ve bu sistem değişmeden hiçbir şey değişmeyecek. Buradan Türkiye'ye sesleniyoruz: Bu dava bir şehir meselesi değildir. Bu sadece Adıyaman'ın sorunu değildir. Balıkesirli kardeşime, Rizeli kardeşime, Vanlı kardeşime, Konyalı kardeşime sesleniyorum; bu hepimizin meselesidir. Bu dava bir bölge meselesi değildir. Bu dava, bu ülkede yaşayıp yaşamayacağımızın davasıdır. Eğer bu ülkede bilim yerine rant, kural yerine çıkar, insan hayatı yerine kâr hırsı tercih edilirse bu acılar bitmez. Biz buradayız. Sadece kaybettiklerimiz için değil, kaybetmemek için buradayız. Ve bugün buradan açıkça ilan ediyoruz: Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok. Çünkü unutmak aynı suçun tekrarına izin vermektir. Affetmek sorumluluğu ortadan kaldırmaktır. Helalleşmek adaletin yerine getirilmemesidir. Bizim talebimiz nettir: Adalet. Gerçek adalet. Eksiksiz adalet. Deprem yine olacak. Ama biz artık ihmal yüzünden ölmek istemiyoruz. Ve biz adalet yerini bulana kadar bu çağrıyı, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Ben Türkiye'nin iyi insanlarına, yüreği haktan, hukuktan, adaletten, mazlumdan yana olan o güzel insanlara sesleniyorum. Gelin platformumuza destek verin. Destek verin ki bundan sonraki depremlerde, afetlerde canlarımızı tekrar kaybetmeyelim' dedi.

'Çok Kötü Bir Kararla Karşılaştık'
Avukat Naim Feyzullah Eminoğlu, çok kötü bir kararla karşılaştıklarını vurgulayarak, 'Aslında çok kötü bir kararla karşılaştık burada. Deprem dosyalarına bakıyorum. Kendim de Maraşlıyım. Kendim de depremzedeyim bir bakıma. Aslında bugün karşılaştığımız en kötü kararlardan birini aldık. Bunu belirtmekte fayda var. Binanın sahibi Abuzer Tuncay'a mahkeme basit taksirden ceza verdi. Biz olası kast diyoruz, bilinçli taksirden bile ceza vermiyorlar. Yani bilinçli taksirden ceza verse yapacağı bir yüzde 50 artırım, onu bile yapmadı' ifadelerini kullandı.
'Verilen cezalar yetersiz'
Adalet mücadelesinde sadece mahkeme savunmalarının değil, ailelerin mücadelesinin de belirleyici olduğunu belirten, Eminoğlu, 'Abuzer Tuncay'a mahkeme 7 yıl 6 ay ceza verdi sadece. Fenni mesul Ramazan Turan'a sadece 10 yıl ceza verdi bilinçli taksirden. Fenni mesul ve proje muhalifi Kemal Yıldırım'a da sadece 10 yıl verdi. Aslında bunlar ne? Ve bunlar hakkında mahkeme hiçbir tutuklama kararı vermedi. Normalde CMK 100 açık. 10 yıl veren bir sanığı sen tutuklayabilirsin, tutuklamak zorundasın. Ama deprem sanıkları olunca mahkemeler bu kanunları uygulamıyorlar. Başka vatandaş olsa direkt uyguluyorlar. Müteahhitlere bunlar uygulanmıyor maalesef. CMK 100 uygulanmıyor. Tutuklanmaları gerekirdi, tutuklanmadılar bile. Ve bunlar hakkında mahkeme hiçbir tutuklama kararı vermedi. Normalde CMK 100 açık. 10 yıl hapis cezası verilen bir sanığı tutuklayabilirsin, hatta tutuklamak zorundasın. Ama deprem sanıkları olunca mahkemeler bu kanunları uygulamıyor. Başka vatandaş olsa direkt uyguluyorlar. Müteahhitlere bunlar uygulanmıyor maalesef. CMK 100 uygulanmıyor. Tutuklanmaları gerekirdi, ama tutuklanmadılar bile. Şimdi aileler bize soruyor: Bunlar ne zaman hapse girecek? Kaç yıl yatacaklar? Nasıl olacak? Yani size şunu söyleyeyim arkadaşlar: 11. Yargı Paketi denen bir ucube getirdiler. Eğer o pakette aileler direnmeseydi, hiç yatmayacaklardı. İstisna kapsamına aldıkları için iki yıl kapalı hapishanesi var, on yıl alanların bir yılda kapalı cezası olacak, sadece bir yıl yatacaklar. Diğer on yıl alanlar da iki yıl yatacak. Eğer o yasa geçseydi hiç yatmayacaklardı. Orada aileler direndiler. O yasayı zorla geçirttiler. Bu da aslında şunu gösteriyor: Biz avukatlar olarak şunun çok farkındayız; adalet mahkeme savunmalarında, evet biz sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu kararı da kabul etmiyoruz, ama bir yanda ailelerin mücadelesi var, ailelerin desteği var. Ailelerin mücadelesi ise bu davalardan çıkacaksa olası kast çıkacaktır. Yasalar geri çekilecekse yasalar geri çekilecektir. Biz bunun da çok iyi farkındayız, hukukçular olarak. Bu ailelerin direnişi hukuku yaratacaktır. Dolayısıyla biz şu ısrarımızdan vazgeçmiyoruz' dedi.
Deprem davalarında olası kast uygulanmadığı sürece benzer felaketlerin yaşanmaya devam edeceğini ifade eden Eminoğlu, 'Tüm bu kararlara rağmen deprem dosyalarında olası kasta ceza vermek zorundasınız. Hele böyle bir dosyada, bu dosyanın bizim açımızdan başka bir kıymeti daha var. Pir Sultan Aptal Derneği Adıyaman Şubesi Başkanı Zülfikar abiyi, yani Zülfikar Yılmaz'ı bu dosyada kaybettik. Ben de o nedenle dosyayı takip ediyorum aslında. Onunla birlikte 15 canımızı kaybettik bu dosyada. Onun ailesinden de kayıplarımız vardı. Dolayısıyla bu dosyaya baktığımızda hikaye şu: Çok basit aslında. Abuzer Tuncay iki katlı bir bina yapıyor, derme çatma bir şekilde. Sonra üst katlarında oturmak isteyip üç kat daha ekliyor ve bina daha güçlüymüş gibi gözüküyor. Binanın ilk iki katı çöküyor, yıkılıyor, üç kat ise ayakta kalıyor. Bilirkişi raporlarında şu ortaya çıktı: Binada dükkan sayısını artırmak için asma kat yapmışlar. Daha neler neler var. Ama bugün belki de Abuzer Tuncay en fazla ceza alması gerekirken en az cezayı almış durumda; basit taksirle ceza almış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Biz bu kararı asla kabul etmiyoruz. Bu dosyada olası kast verilmesi mümkün bir dosya. Çünkü her şeyi göz göre göre yapmışlar. Örneğin bir sanık 2007 yönetmeliğine uygun rapor yazmış. Hatta sanıklardan biri demiş ki: 'Bu bina 2007 yönetmeliğine uygundur.' Mahkeme buna 10 yıl verdi. Düşünün yani. Biz adalet mücadelesinin sonuna kadar devam edeceğiz. Ailelerle birlikte omuz omuza hukuk mücadelesini ve adalet mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz. Bir kez daha sesleniyoruz: Bu davalardan olası kast verilmediği müddetçe, 1999 depreminde yargılamalar iyi gitmediği için 2023'ü yaşadık. Yarın başka yerlerde de benzer durumlarla karşılaşacağız. Şu anda yargılamalar iyi gitmiyor. Bundan sonraki süreçte biz, olası kasta ceza verilsin diye dosyayı isnaf aşamasına götüreceğiz. Sonra da yargıtay aşaması olacak' ifadelerine yer verdi.

'Adalet Yerini Bulmadı'
Depremde ailesini kaybeden Ali Yılmaz, adalet aradıklarını, ancak aradıkları adaleti bulamadıklarını ifade ederek, 'O enkaz altında kalan ve vefat eden Zülfikar'ın abisiyim. Buradan tekrar yaşamını yitiren bütün canlara devri daim olsun diyorum. Biz burada adalet arıyoruz. Ne yazık ki, aradığımız adaleti bulamadık; adaleti sağlayamadık. Adalet sarayında adalet arıyoruz ama ne yazık ki, adalet sarayında adaleti göremedik. Adalet yerini bulmadı ve tecelli etmedi. Yani ne diyeyim ki? Bir daha enkaz altında kalmamak için buradayız. Adalet istiyoruz. Bir daha ölmemek, bir daha insanların ölmemesi için, az önce arkadaşımın belirttiği gibi sadece Adıyaman'da değil, ülkemizin her tarafında insanlar bir daha enkaz altında kalmasın diye buradayız. Biz bebekleri toprağa verdik, canları toprağa verdik. İsimlerini sayamayacağım; çünkü isimlerini saydığımda dayanamayacağım. Duygulanıyorum, ağlıyorum; ağlamamak da elde değil. Kendimi tutamıyorum, hiçbirimiz kendimizi tutamıyoruz ne yazık ki. Bir daha enkaz altında kalmamak için bu ülkede, Van'da, Adana'da ve Türkiye'nin her tarafında insanlar için adalet istiyoruz. Hiçbir insanın bir daha enkaz altında kalmaması için lütfen adalet diyoruz. 'Adalet' diyoruz; bunun başka bir adı yoktur' dedi.

'Verilen Cezayı Kesinlikle Kabul Etmiyoruz'
Depremde hayatını kaybeden Hasari Karayılan'ın teyzesi Sevda İlik, mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, 'Orada 16 canımızı yitirdik. Onlar enkaz altında kalırken, biz de parçalarını topluyorduk; fakat burada, Adalet Sarayı'nda ve adalet koridorlarında hak aramak zorunda kaldık. Verilen cezayı kesinlikle kabul etmiyoruz ve bu karara itiraz ediyoruz. Çok teşekkür ederim' ifadelerine yer verdi.

'Bugünün Adaleti, Bizim Yıkılan Binanın Adaleti Gibi Oldu'
Hasari Karayılan'ın teyzesi Sevgi Sekman ise, dün gece başını yastığa koyduğunda bugün umutla uyanacağını düşündüğünü ancak böyle bir haksızlıkla karşılaşacaklarını hiç tahmin edemediğini dile getirerek, 'Ben dün gece başımı yastığa koyduğumda bugün umutla uyanacağımı düşündüm, ama böyle bir haksızlıkla karşılaşacağımızı hiç bilmiyordum. Biz buraya adalet için geldik, ama bugünün adaleti bizim yıkılan binanın adaleti gibi oldu; temeli sarsılacak bir şekilde yarı ceza. Yedi buçuk ay ne demek ya? Yedi buçuk yıl ne demek? Bir insanın ömrü bu kadar mı basit? Bir insanın canı bu kadar mı kıymetsiz? Biz on altı canımızı kaybettik. Biz dünün, geçmişin acısıyla yarınlara umut için geldik, ama bu şekilde bu adalette yarınların umudunu da biz yitirdik. Çünkü çocuklarımız bugün bu adalete baktıkları zaman birer hakim, birer savcı olduklarında utanacaklar. Bugün bu hakkı düşündüklerinde diyecekler ki, 'Bir insanın canı bu kadar mı ucuz? Bir insanın canı bu kadar mı kıymetsiz?' Biz depremin altında o molozların altında canımızı yitirirken, adaletimizi de molozların altında yitirmek istemiyoruz. Biz o enkazın altında canlarımızı bıraktık ama enkazın altında adaletimizi çıkarmak istiyoruz. O canlarla beraber adaletimizi de gömmek istemiyoruz.

'Biz Bu Adaleti Kabul Etmiyoruz'
Yetkililere seslenen Sekman, 'Buradan herkese, bütün yetkililere ve o imza sahiplerinin hepsine sesleniyorum: elinizi vicdanınıza koyup böyle bir adalete karşı geleceğimizi savunmak istiyoruz. Biz bu adaleti kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Biz canlarımızı kaybettik; yarınlardaki canlarımızı kaybetmek istemiyoruz. Ben deprem zamanı yeğenimi kaybettim. Belki yarın çocuklarımı, belki yarın kardeşlerimi, belki yarın annemi kaybedeceğim. Ve ben bunun için, yarınlara umut için buradayım. Geçmiş geçmişte kaldı. Ben bugün buraya geldiğimde bana dediler ki, 'Sen gidip adalet sağladığında 16 can geri mi gelecek?' Evet, biliyorum; bu konuşma olduğu zaman millete 20 yıl verildiğinde bile giden canlar geri gelmeyecek. Ama yarın yine böyle umutsuzluklar, yine böyle şeylerle karşılaşmamak için biz buradayız. Ben adalet diyorum. Biz vazgeçmeyeceğiz' dedi .
Kaynak : PERRE




