Aslında bu tespitler, hemen herkesin bildiği, karşılaştığı, belki sitem ettiği, belki de şikayet ettiği olağan hadiselerdir.
1. Kadın veya erkek ya da çocuk, gıda fuarına gidiyor. Gittiği her stantta, yiyeceklere şöyle bir bakıyor, bir müşteri edasıyla: Her yiyecekten bir avuç alıyor, her içecekten biraz tadıyor, "güzelmiş" diyor ve yoluna devam ediyor. Çıktığında karnı doymuş oluyor.
2- Kadın veya erkek ya da çocuk tanıtım günlerine gidiyor. Tadımlık ve içimliklere dadanıyor. Bakıyor paralıysa "çok güzelmiş1 diyor yok bedavaysa poşetine atıyor. Çıktığında bir poşet dolusuyla evine gidiyor. hatta bu işe meslek, alışkanlık, huy haline getirenler bile var.
3- Kadın veya erkek ya da çocuk kitap fuarına gidiyor. Stantlara tek tek uğruyor, okuyucu edasıyla. "Bedava mı?" diyor, "hayır parayla" denildiğinde; "güzel kitaplarmış, dergi yok mu?" diyor.
4- İster kadın veya erkek ya da çocuk olsun fark etmez.Giyim mağazalarına girdiklerinde; şunu indir, bunu indir, onu giy, bunu giy derken rafta bir şey kalmaz. Sonra "bana uygun bir şey bulamadım" diyerek çekip gidilir.
Sonrası mı, işte orasını sormayın!!!
***
Fani dünyada en zor iş, yaşamaktır.
Hele hakkını vererek yaşamak, çok çok zor!..
Bazı insanlar, yaşama sıkı sıkıya sarılırken, bırakmamacasına…
Bazı insanlar, yaşamın kendisine sarılmasını beklediklerinden, hep hayal kırıklığın uğramışlar, kalite bir yaşamdan mahrum kalmışlardır.
***
Bazen düşünüyorum da; bilmem nerede bir baş olup, insanları kandıran, kişisel menfaatleri körükleyen, hak, hukuk, adalet mekanizmasını işletememektense, en alta bir fert olmayı tercih ederim.
En azından hesabını vermek kolaydır.
Kerim BAYDAK