Daha birkaç hafta önce istinat duvarından düşerek hayatını kaybeden 8 yaşındaki kız çocuğumuzun acısı dinmemişken, bu kez 7yaşındaki bir evladımızı inşaat alanındaki su dolu çukurda kaybettik. İki çocuk, iki aile, yarım kalan hayatlar... Peki, bu acıların yaşanmaması için neden önceden önlem alınmadı?

Besni'de çocuklarımızı kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Üstelik bu acılar birbirinden çok uzak tarihlerde de yaşanmadı.

2 Eylül tarihinde 15 Temmuz Mahallesi'nde 8 yaşındaki kız çocuğumuz, evlerinin yakınında bisikletiyle dolaşırken henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolünü kaybederek yaklaşık 5 metre yüksekliğindeki bahçenin istinat duvarından aşağıya düştü ve hayatını kaybetti.

Bu acının üzerinden henüz birkaç hafta geçmişken, bu kez Erdemoğlu Mahallesi'nden başka bir ölüm haberi geldi. Bir inşaatın asansör boşluğu için kazılan çukur, ilçede etkili olan yağış nedeniyle suyla dolmuştu. İnşaatın çevresinde oyun oynayan 7 yaşındaki bir evladımız, dengesini kaybederek su dolu çukura düştü ve hayatını kaybetti.

İki olayın ayrıntıları farklı ama insanın aklına gelen soru aynı: Bu tehlikeler neden önceden ortadan kaldırılmadı?

İlk olayda yaklaşık 5 metrelik istinat duvarının çevresinde çocukların düşmesini önleyecek bir korkuluk veya koruyucu tel örgü var mıydı? Böyle bir yükseklikte, insanların ve çocukların bulunduğu bir alanda gerekli güvenlik önlemleri neden alınmamıştı?

İkinci olayda ise asansör için kazılan çukurun çevresi neden sağlam güvenlik bariyerleriyle kapatılmamıştı? Yağmur yağacağı, açılan çukurun suyla dolabileceği düşünülmedi mi? Bir inşaat alanında bu kadar ciddi bir tehlike nasıl açıkta bırakılabildi?

Yedi yaşındaki bir çocuğun oyun oynarken karşısındaki tehlikeyi hesaplamasını bekleyemeyiz. Sekiz yaşındaki bir çocuğun bisiklet sürerken her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu düşünmesini de bekleyemeyiz. Çocuklar oyun oynar, koşar, bisiklete biner. Onları korumak ise biz yetişkinlerin sorumluluğudur.

Burada kimseyi peşinen suçlamak değil, yaşananların hesabının sorulmasını ve varsa ihmallerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Bu iki olay bütün yönleriyle araştırılmalı, sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlar belirlenmelidir.

Besni'de sadece bu iki olayın yaşandığı yerler değil, benzer tehlike taşıyan bütün alanlar kontrol edilmeli. İstinat duvarlarının çevresinde gerekli korkuluk ve tel örgü önlemleri alınmalı. İnşaatlarda açılan asansör çukurları sağlam bariyerlerle çevrilmeli, çocukların ve diğer insanların bu alanlara girmesi engellenmeli. Özellikle yağışlı havalarda suyla dolabilecek kazı alanları ayrıca denetlenmeli.

Bunlar yapılması gereken temel güvenlik önlemleri. Bir korkuluk, bir tel örgü veya sağlam bir güvenlik bariyeri belki de bir çocuğun hayatını kurtarabilir.

Bugün iki aile evladının yokluğuyla yaşamaya çalışıyor. Bir anne ve baba için evladını kaybetmenin acısını anlatacak söz yok. Çocuklarının oyuncakları, bisikletleri, odaları geride kaldı. Ama artık onlar yok.

Biz her acı olaydan sonra üzülüp birkaç gün konuşmakla yetinmemeliyiz. Bir sonraki acının yaşanmaması için harekete geçmeliyiz. Çünkü önlem almak, bir ölümün ardından üzülmekten çok daha değerlidir.

Bir istinat duvarının çevresine korkuluk yapmak bu kadar mı zor? Bir asansör çukurunun etrafını güvenli bariyerlerle kapatmak bu kadar mı zor?

İki çocuğumuzu kaybettik. İki ailenin hayatı değişti. Artık başka çocuklarımızı kaybetmeyelim. İhmallerin bedelini çocuklar ödemesin.

Kaybettiğimiz iki yavrumuza Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.