Bir defa yol medeniyettir. Rögar kapakları ve yağmur suyu ızgaraları da bir şehrin aynasıdır. Çünkü bu unsurlar yalnızca altyapının bir parçası değil; Şehir kültürünün, kamu hizmetlerinin, vatandaş güvenliğinin ve insan hayatına verilen değerin de ayrıca göstergesidir.
*
Bir şehrin medeniyet düzeyi yalnızca yüksek binalarıyla, geniş caddeleriyle veya ışıl ışıl meydanlarıyla ölçülemez. Bazen bir yolun veya kaldırımın üzerindeki rögar kapağı, o şehrin yönetim anlayışını anlatmaya yeter.
*
Özellikle asfalt çalışmaları sonrasında kot farkı nedeniyle yol seviyesinin altında veya üstünde kalan rögar kapaklarının araçların ön takımına zarar verdiği, gürültü kirliliğine neden olduğu ve trafik güvenliğini tehlikeye attığı bilinen bir gerçektir.
*
Peki, asfalt çalışmaları yapılırken rögar kapakları ve yağmur suyu ızgaraları neden yolun seviyesiyle uyumlu hâle getirilmiyor? Yeni asfaltlanan bir yolda, daha ilk günden sürücüleri rahatsız eden bu sorunların önüne neden yeterince geçilemiyor?
*
Oysa yolun asfaltlanması kadar, yol üzerindeki altyapı elemanlarının da uygun seviyeye getirilmesi önemlidir. Yapılan bir hizmetin eksik bırakılması, hem vatandaşın konforunu hem de kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını olumsuz etkileyebilir.
*
Yağmur yağdığında kimi insanlar bereketi düşünür, kimi toprağın suya kavuşmasını, kimi de barajların dolmasını bekler. Ancak şehirlerde yağmurun ardından ortaya çıkan başka bir gerçek daha vardır: Biriken sular, göle dönen caddeler, su altında kalan kaldırımlar ve işlevini yerine getiremeyen yağmur suyu ızgaraları.
*
Çoğu zaman üzerinden geçip gideriz. Varlıklarını fark etmeyiz bile. Ta ki bir yağmur başlayıp da görevlerini yerine getiremediklerinde, ne kadar önemli olduklarını anlayana kadar.
*
Oysa yağmur suyu ızgaraları, şehirlerin yağışlara karşı korunmasında önemli bir işleve sahiptir. Yapraklar, toprak, plastik atıklar ve çeşitli çöpler nedeniyle tıkanan ızgaralar, yağmur suyunun tahliyesini güçleştirebilir. Bunun sonucunda yollarda su birikintileri oluşabilir, yayaların ulaşımı zorlaşabilir ve bazı bölgelerde su baskını riski artabilir.
*
İşte tam da bu nedenle yağmur yağarken değil, yağmur yağmadan önce düşünmek ve önlem almak gerekir.
*
Peki, kış mevsimi başlamadan önce yerel yönetimler ve ilgili altyapı kuruluşları yağmur suyu ızgaralarının temizliğini düzenli olarak yapıyor mu? Yapılan çalışmaların yeterliliği denetleniyor mu? Tıkanmış, hasar görmüş veya su tahliyesinde yetersiz kalan ızgaralar zamanında tespit edilip gerekli müdahaleler yapılıyor mu?
*
Bu soruların sorulması, herhangi bir kurumu hedef almak için değil, daha güvenli ve yaşanabilir şehirler oluşturmak içindir.
*
“Hayır, bütün bunların yeterince yapıldığını düşünmüyorum.” dediğinizi duyar gibiyim.
*
Peki, çözüm ne olmalı?
*
Her şeyden önce, asfalt ve altyapı çalışmalarında görev alan personelin gerekli teknik bilgiye ve uygulama becerisine sahip olması gerekir. Rögar kapaklarının ve yağmur suyu ızgaralarının yol seviyesiyle uyumlu hâle yani eşit seviyeye getirilmesi, işin sonunda değil, çalışma sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi gereklidir.
*
Ayrıca işin tamamlanmasının ardından gerekli kontroller yapılmalı; eksiklikler tespit edildiğinde giderilmelidir. Yağmur suyu ızgaraları da özellikle yağışlı mevsimler öncesinde düzenli olarak temizlenmeli, altyapının işleyişi denetlenmeli ve vatandaşların bildirimleri dikkate alınmalıdır.
*
Çünkü yapılan bir işin kalitesi, yalnızca ne kadar hızlı tamamlandığıyla değil, ne kadar doğru ve eksiksiz yapıldığıyla ölçülür.