Evet, Ekim’in başı attık başlığımızı, bakalım nasıl seyredecek yazının akışı.Zorlanıyorum.Fakat kolay olsaydı herkes yapardı, değil mi?Torbalı’ nın genç girişimcilerinden iki kadın, kitap cafe açtılar yenice.Duvarına da İngilizce böyle yazmışlar.Sordum, öğrendim.İçimden de dedim ki, her iş için bu geçerli. Ne yazık ki, bizim kendimizi biricik hissetme şeklimiz böyle yansıyor yaptığımız işlere.Bulunmaz hint kumaşı sanıyoruz her girişimimizi ya da ortaya koyduğumuzu.
Söylenecek yeni bir söz kalmamışken, yine de böyle çaba içinde olmamız gerçekten takdire şayan.Neyse, biz takvim yaprağımızın genel hatlarından bahsedelim öncelikle:
*Babasının önünde duran bir kız çocuğu; annesinin yanında duran bir erkek çocuk ve yine babası olduğunu düşündüğüm erkekle küçük masanın etrafında oturuyorlar.Önlerinde bir köpek, masaya bağlı da mavi tek bir balon.Arkalarında, onlara oldukça uzakta ise kadınlı erkekli insan kalabalığı var.Fondaki renk ise sarı ve turuncu.Siyah renk ise, kıyafetlerde baskın olan renk.
Nasıl da isteksizim betimlemelerde…Halbuki onlarsız tadı tuzu yok gibi yazıların.Gel de bunu benim güzel gönlüme anlat.Yedim, içtim, kalktım, oturdum gibi gibi özet bir derdini anlatmak bana çok uygun düşüyor.Haleti ruhiyem ancak bu kadarına izin veriyor.Olsun!
Bu kadar konuşmak bile israf, yazmak da.Böyle isyanlarda içim.Fakat dışım şükürler olsun biraz gayrette.Yeni bir atölye açılacakmış öykü yazmak üzerine. Ücretsiz olduğu için katılmaya karar verdim.Artık nereye para yetiştireceğimi bilemez hale geldim.Bari dedim az çok mürekkep yalamışlığıma hasleten yazma atölyesine para vermeyeyim dedim ama bakalım diğer masrafları karşılayabilecek miyim?Diyorum ya, Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Güzelliklere odaklanmak için gayretteyim.Tabii bu güzellikler içine yapabildiğim her şey giriyor.Gelin ben üşenmeyeyim yazayım, siz de lütfen üşenmeyin okuyun.Bakarsınız bana motivasyon olur size de hatırlatma. Sondan başlayacağım, hatırlayabildiğim kadar geriye gideceğim.Merak etmeyin canım aylara devrilmeyecek yazdıklarım:
Yazımın başındayım yazıyorum, bir bitki çayı demledim içtim, makyajımı temizledim, dişlerimi fırçaladım, köpeğim İrene’yi dolaştırdım, İrene’ye ve kedim Maviş’e mamalarını verdim, anneme ve kendime kahve yaptım, sohbet ettik kahvelerimizi birlikte içerek, alışveriş merkezine gittim, kendime yeni bir kulaklık aldım hem de kablosuz…
Yok yok gitmiyor…Birilerine özendim yapabilir miyim dedim ama alışmadık popoda don durmaz diyorlar ya o hesap ben de ne yazılacaksa çalakalem olmalı.Özgünlük diye yırtınıp durmayacağım.Zaten gün geçtikçe öyle bir şeyin varlığına da inanmaz oldum.Araştırıyorum diyelim.
Nasıl da daldan dala konduk, sayfayı doldurduk.Eeee, o da bir marifet.Hatta bir de ne diyoruz altan alta kınayarak;ağzı iyi laf yapıyor.Tabii, süslü ünlü ünvanları da var onun.Onları da siz zihninizden sıralayın.Bu ay da benden bu kadar.Teşekkürler.