Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar, partisinin “Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz” çalışmaları kapsamında Adıyaman'da sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, inanç temsilcileri ve kanaat önderleriyle buluştu. Üç günlük Adıyaman programının ikinci akşamında düzenlenen istişare toplantısında barış süreci, demokratik çözüm arayışları, Meclis'te yürütülen çalışmalar ve toplumun sürece ilişkin beklentileri konuşuldu. Katılımcılar görüş, öneri ve eleştirilerini DBP heyetiyle paylaşırken, siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının barış sürecindeki rolüne ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

DBP Adıyaman İl Eş Başkanları Av. Hacı Kabak ve Suzan Şan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya DEM Parti il eş başkanları, Adıyaman Barosu, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası, SMMMO, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, İMO temsilcileri, KESK, Pir Sultan Abdal Derneği, Süryani Kadim Kilisesi temsilcisi Melki Ürek, Kent Konseyi, Tabip Odası ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

Programın açılışında konuşan DBP Adıyaman İl Eş Başkanı Av. Hacı Kabak, yürüttükleri çalışmayla toplumun farklı kesimlerinin barış sürecine ilişkin görüşlerini dinlemeyi amaçladıklarını söyledi.

Kabak, “Barış bizim için ekmek ve su kadar acil bir ihtiyaçtır. Ancak onurlu bir barış istiyoruz. Toplumun bütün kesimleri, bütün halklar ve bütün inanç grupları için olumlu bir barış istiyoruz” dedi.

Sürecin yalnızca devletin veya iktidarın atacağı adımlara bırakılmaması gerektiğini savunan Kabak, “Bizim devlet ya da iktidar adım atmıyor diye şikâyet etme hakkımız yok. Birlikte güç birliği ederek barışı hep beraber getireceğiz” ifadelerini kullandı.

27 Şubat çağrısından bu yana halkla, farklı toplumsal kesimlerle ve sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiklerini belirten Kabak, “Bu akşam daha çok sizi dinlemek istiyoruz. Önerileriniz ve eleştirilerinizle bize katkı sunmanızı, sonrasında hep beraber barışı bu topraklara getirme gayemizi gerçekleştirmek istiyoruz” diye konuştu.

DBP Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Kürt sorununun yalnızca Kürtlerle sınırlı olmadığını, Türkiye'nin demokrasi, hukuk, ekonomi ve toplumsal barış meselesi olduğunu savundu.

Uçar, “Kürt sorunu bir Türkiye sorunudur. Kürt sorununun çözümü de bir Türkiye çözümüdür” dedi.

Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler, enerji hatları üzerinden şekillenen siyasal dengeler ve bölgesel krizlere değinen Uçar, Türkiye'de yeni bir demokratik zemine ihtiyaç olduğunu söyledi. Barış ve demokratik çözüm sürecinin yalnızca siyasi aktörlere veya devlete bırakılamayacağını ifade eden Uçar, “Barış süreci de demokrasi süreci de çözüm süreci de tek başına devlete ve iktidara teslim edilemeyecek kadar ağır ve tarihi bir meseledir” diye konuştu.

Mevcut sürecin “Terörsüz Türkiye” söylemiyle sınırlandırılmasını eleştiren Uçar, Kürt meselesinin yalnızca güvenlik politikaları, terör söylemi veya beka tartışmaları üzerinden değerlendirilemeyeceğini savundu.

Uçar, “Bu mesele Kürt mahallesine hapsedilemeyecek kadar büyük bir meseledir. Bu ülkenin hukuk, adalet, demokrasi ve eşitlik meselesidir” ifadelerini kullandı.

Meclis'te kurulan komisyonu önemli bulduklarını belirten Uçar, komisyonun eksikliklerine rağmen barış ve çözüm zemini açısından bir adım olduğunu söyledi.

Uçar, “Yüzyıl önce Kürtlerin, gayrimüslimlerin, Alevilerin yokluğu üzerinden bir ülke inşa edildi. Bugün bu Meclis, inkarını gerçekleştirdiği meselenin çözümü için bir araya gelme imkânı yakalamıştır. Bu adımı kıymetli buluyoruz” dedi.

Toplumun önemli bir kesiminde iktidara duyulan güvensizliğin barış sürecine yönelik beklentileri de etkilediğini söyleyen Uçar, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, inanç temsilcileri ve kanaat önderlerinin süreçte daha güçlü söz söylemesi gerektiğini belirtti.

“Tek bir şeye ihtiyacımız var; barış iradesini büyütmek” diyen Uçar, “Yüzde yüz aynı fikirde olmayabiliriz. Ama hiç kimsenin barışa ve demokrasiye duyduğu ihtiyaç farklı değildir, olamaz. Barış hepimizin barışı olsun. Bu ülkenin geleceğinde hepimizin adı olsun” ifadelerini kullandı.

Uçar, Kürt halkının anadili, kimliği, tarihi ve demokratik siyasete katılım hakkına ilişkin taleplerinin ülkenin başka kesimlerinin haklarını azaltmayacağını savunarak, “Bu ülkede tek bir insan bile hukuksuzlukla karşı karşıyaysa bu bir sarmaldır, yarın başka kesimleri de bulur” dedi.

DBP Adıyaman İl Eş Başkanı Suzan Şan da toplantının amacının kurumlar ve sivil toplum temsilcilerinin barış sürecine ilişkin görüşlerini dinlemek olduğunu belirtti.

Şan, “Eş Genel Başkanımız Sayın Çiğdem Kılıçgün Uçar barışa dair sözünü kurdu. Biz bundan sonraki aşamada sizin barışa dair değerlendirmelerinizi merak ediyoruz. Bu anlamda mikrofonu sizlere vermek istiyoruz” dedi.

Toplantıda konuşan Adıyaman Baro Başkanı Av. Bilal Doğan, 27 Şubat çağrısıyla Türkiye'de yeniden barış sürecinin konuşulmaya başlanmasını kıymetli bulduklarını söyledi. İktidarın süreci farklı bir kavramla tanımladığını belirten Doğan, barolar ve demokratik kitle örgütleri olarak süreci “barış ve demokrasi süreci” şeklinde değerlendirdiklerini ifade etti.

Dünya örneklerinde çözüm süreçlerinin müzakere, anlaşma ve yasal güvence üzerinden ilerlediğini söyleyen Doğan, Türkiye'deki sürecin henüz tam anlamıyla yasal zemine oturmadığını savundu.

Doğan, “İlk andan itibaren kendimize şu soruyu sorduk: Savaştan mı yanayız, barıştan mı yanayız? Barıştan yanayız dedik. Ölümden mi yanayız, yaşamdan mı yanayız? Yaşamdan yanayız dedik” ifadelerini kullandı.

Barolar olarak Meclis'te grubu bulunan siyasi partiler ve TBMM Başkanlığı ile temaslarda bulunduklarını anlatan Doğan, Meclis'te kurulan komisyonun meşru zeminde tartışma imkânı sağlaması bakımından önemli olduğunu söyledi.

2013-2015 çözüm sürecinin sona ermesinin toplumda ciddi bir travmaya neden olduğunu belirten Doğan, “Barışı getirecek olan sadece siyasi partiler, sadece devlet ya da sadece iktidar değildir. Meslek odaları, sivil toplum örgütleri, tüccarlar, esnaf ve Türkiye toplumunun tüm dinamikleri bu sürecin parçası olmalıdır” dedi.

Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu ise iş dünyası açısından yaptığı değerlendirmede, uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve ticari kayıplara da yol açtığını söyledi.

Adıyaman'ın turizm potansiyeline değinen Torunoğlu, 1970'li ve 1980'li yıllarda kente gelen yabancı turist sayısının bugün yakalanamadığını belirtti. Bölgedeki güvenlik algısının turizm ve yatırımı etkilediğini söyleyen Torunoğlu, “Barışın kaybedeni olmaz. Barışın olduğu toplumlarda yatırım olur, istihdam olur. İş dünyası şehirleri, bölgeyi ve ülkeyi daha güvenli bir liman olarak görür” dedi.

Torunoğlu, sürecin samimi biçimde ilerlemesini desteklediklerini, barışın ekonomik kalkınma ve toplumsal huzur açısından temel ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Toplantının devamında sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, inanç temsilcileri ve kanaat önderleri barış sürecine ilişkin görüşlerini DBP heyetiyle paylaştı. Katılımcılar, sürecin siyasi aktörlerle sınırlı kalmaması ve toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin dinlenmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerini aktardı.

Milletvekili Şan Mülk Köyü'nde Talepleri Dinledi
Milletvekili Şan Mülk Köyü'nde Talepleri Dinledi
İçeriği Görüntüle

Kaynak: PERRE

Kaynak: Perre Haber Ajansı