Adıyaman Belediyesinde son dönemde artan personel alımları, çay ocaklarında sohbet konusu olurken; belediyenin gidişatıyla ilgilenen kalem sahipleri tarafından da dile getirilmeye başlandı.

Bir önceki dönem Belediye Başkanı Süleyman Kılıç, belediyeyi borçsuz devrettiğini, altyapı işinin hibe desteği alınarak başlatıldığını ve hatta kasada 530 milyon TL bulunduğunu söylemişti. Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de bunu teyit ederek Süleyman Kılıç’a teşekkür etmişti.

Adıyaman; toz, toprak, çukur ve susuzlukla boğuşurken belediye sürekli personel alımı yaptı. Şu an yaklaşık 700 yeni personel alındığı konuşuluyor. Daha önce de yaklaşık 700 personel bulunduğu düşünüldüğünde, toplamda 1.500 personelin ne iş yapacağı, maaş ve özlük haklarının nasıl karşılanacağı konusunda gerekli hesaplamaların yapılmış olduğu varsayılıyordu.

Ancak sonrasında belediyenin 800 milyon TL kredi yoluyla borçlandığı ortaya çıktı. Bu kredinin hangi yatırımlara harcandığı ve Adıyamanlının hayatında nasıl bir iyileştirme sağladığı ise henüz net olarak görülmedi.

Son günlerde ise yeni borçlanma için meclisten yeniden yetki alındığı ve belediyeye ait, önceki dönemlerde edinilmiş çok kıymetli arsaların satışına başlandığı konuşuluyor. Elbette bu yasal bir yöntemdir; ancak borçlanarak bu memleketin geleceğini ipotek altına almak ne kadar vicdani, ne kadar etiktir, sormak gerekir.

Aslında belediye, borçlanmakta ve elindeki varlıkları satmakta bir anlamda haklıdır; çünkü işe alınan personel evine ekmek götürecektir. Ancak bir o kadar da haksızdır. Maaşlarını ödeyemeyecek kadar, kuruma gerçek anlamda katkı sağlamayacak personelin, “Bana oy veren her aile benden razı olsun” anlayışıyla işe alınması durumunda ortaya böyle bir tablo çıkarır.

Elbette gönül ister ki ilimizdeki tüm işsizler istihdam edilsin. Ancak belediye yalnızca iş temin eden bir kurum gibi hareket ederse, mali denge açısından ciddi sorunlar yaşanması kaçınılmaz olur. Yerel yönetimlerin temel sorumluluğu; sınırlı kaynakları etkin ve verimli kullanarak topluma hizmet sunmaktır. Bu hizmet bireysel değil, kamusal olmalıdır. İki yıllık performansa bakıldığında ise henüz vatandaşa doğrudan yansıyan somut bir hizmet görülmemektedir.

Merkezi hükümete yöneltilen eleştirilerden biri, belki de en önemlisi, bazı personel alımlarında uygulanan mülakat sistemidir. Bu noktada şu soru akla gelmektedir: Belediye, yaptığı bu kadar personel alımında hangi kriterleri esas almıştır? Normal şartlarda çalışma yaşını geçmiş, başka bir yerden maaş alan ya da nitelik açısından uygun olmayan kişilere belediyeden maaş verilmesi anlaşılır bir durum değildir. Keşke belirli kriterler konulsa, bir sınav veya kur’a yöntemi uygulansa; ardından gerekli görülen eleme mülakatla yapılsaydı.

Ve geldiğimiz nokta:

İller Bankası Genel Kurulu’nda söz alan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, “Belediye başkanlarının, özellikle ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle ciddi nakit sıkıntıları var. Girdi maliyetleri artıyor. Bu ekonomik sıkıntılar devam ederse, başta akaryakıt olmak üzere tüm fiyat artışları belediyeleri hizmet üretemez hâle getirecek; belediyeler çöp toplayamaz duruma gelecek.” ifadelerini kullandı.

Aslında anlatılmak istediğim tam olarak budur: Böyle bir politika izlemeye devam eder, bütçenin büyük kısmını personel giderlerine ayırırsanız, çok haklı olarak —zaten yeterince etkin yürütülemeyen— çöp toplama hizmetini tamamen aksatırsınız.

Yanılmak dileğiyle…


Fahrettin Çelik – 27 Mart 2026