Hukukçular Derneği Adıyaman İl Temsilciliği, İsrail Parlamentosu tarafından 30 Mart 2026 tarihinde kabul edildiği belirtilen idam cezasına ilişkin yasal düzenlemeye yönelik yazılı açıklama yaptı. Dernek adına konuşan Hukukçular Derneği Adıyaman İl Temsilcisi Av. Ahmet Işık, uzun yıllardır hem Türkiye'de hem de dünyada hukuksuzluklara karşı durduklarını vurgulayarak, özellikle Filistin'de yaşanan gelişmelerin hukukçular açısından ağır bir sorumluluk doğurduğunu ifade etti.

'İşgal Altında Hukuki Yetki Sınırlıdır'

Işık, İsrail'in işgal altındaki topraklarda egemen bir devlet gibi hareket edemeyeceği vurgulayarak, 'Filistin topraklarında işgalci konumda olan İsrail terör devletinin, Filistin topraklarında kendi hukuki düzenini egemen bir devlet gibi kullanması mümkün değildir. İsrail terör devleti işgal ettiği topraklar üzerinde tam egemenlik yetkisi kullanamaz, kendi hukuk düzenini ve yargı sistemini sınırsız biçimde uygulama yetkisine de sahip değildir' ifadelerini kullandı.

Işık, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:

'Hukukçular Derneği olarak kurulduğumuz 1970 yılından beri gerek ülkemizde gerek dünyada meydana gelen hukuksuzlukların karşısında olduk ve her daim bu duruşumuzu yüksek sesle dile getirdik. Ancak son yıllarda başta Filistin olmak üzere dünya bütün dünyada giderek şiddetlenen şiddet sarmalı ve zulüm hepimizi özellikle de biz hukukçuları ciddi bir mesuliyet altında bırakmaktadır. Her fırsatta ve her platformda sesimizi yükseltme gayretimize rağmen İsrail terör devleti saldırılarına devam etmekte, insan hakları ihlallerini giderek artırmaktadır. 

Bugün burada toplanmamızın asıl sebebi ise İsrail Parlamentosu tarafından 30 Mart 2026 tarihinde kabul edilen idam cezasına dair yasal düzenlemenin insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırılığını güçlü bir şekilde ortaya koymaktır. 

Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki İsrail Parlamentosu tarafından yapılan bu yasal düzenleme bütün hukuk düzenlerinde YOK HÜKMÜNDEDİR. Filistin topraklarında işgalci konumda olan İsrail terör devletinin, Filistin topraklarında kendi hukuki düzenini egemen bir devlet gibi kullanması mümkün değildir. İsrail terör devleti işgal ettiği topraklar üzerinde tam egemenlik yetkisi kullanamaz, kendi hukuk düzenini ve yargı sistemini sınırsız biçimde uygulama yetkisine de sahip değildir.

Söz konusu yasa kapsamında özellikle 'İsrail Devleti'nin varlığını ortadan kaldırma amacıyla işlenen öldürme fiilleri' bakımından ölüm cezası öngörülmektedir. Bu düzenleme ile İsrail terör devleti, Filistin'in özgürlüğü için mücadele eden on binlerce insanı hukuki düzenleme kisvesi altında katletmek istemektedir. Üstelik yasa ile kararın 90 gün gibi kısa bir süre içerisinde uygulanması düzenlenmiş, karar için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, temyiz ve itiraz yolları ise önemli ölçüde kısıtlanmış durumdadır. İsrail terör devleti bu yasa ile eli silahsız ve savunmasız sivilleri katletmek için yeni bir bahane yaratmaya çalışmaktadır. Özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden beri yaşlı, çocuk, kadın, sivil gözetmeksizin soykırım suçu işleyen İsrail terör devleti, terör bahanesi ile öldüremediği sivilleri de bu yolla katletmeyi amaçlamaktadır. 

Elbette Filistin'de bulunan ve İsrail içinde insan hakları mücadelesine devam eden hukukçular ve insan hakları savunucuları tarafından yasa Yüksek Mahkemeye taşınmış bulunmaktadır. Bu hukuk mücadelesi de bizlerin desteğine ihtiyaç duymakla, ülkemizde ve dünyada daha yüksek sesle dile getirilmelidir. Gelinen noktada işgalci İsrail terör devletinin varlığının yalnızca Filistin için değil bütün Ortadoğu ve hatta dünya için bir güvenlik sorunu haline geldiği ortadadır. 

'İlk Evim Konut Kredisi' düzenlemesinin 2026 yılı içinde Meclis gündemine gelmesi bekleniyor
'İlk Evim Konut Kredisi' düzenlemesinin 2026 yılı içinde Meclis gündemine gelmesi bekleniyor
İçeriği Görüntüle

İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen bu KATLİAM YASASI bütün uluslararası hukuk düzenlemelerine de aykırıdır. Öncelikle, idam cezasının uygulanmasına ilişkin uluslararası standartlar bakımından ciddi ihlaller söz konusudur. İsrail'in taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde idam cezası son derece dar bir çerçeveye tabi tutulmuştur ve buna göre idam cezası yalnızca 'en ağır suçlar' için, sıkı usulü güvenceler altında ve keyfilikten uzak biçimde uygulanabilir. Buna karşılık söz konusu düzenleme, 'terör' kavramını geniş ve belirsiz bir şekilde kullanarak ölüm cezasının kapsamını genişletmekte ve özellikle askerî mahkemeler bakımından bu cezayı fiilen zorunlu hale getirmektedir.  Nitekim bu yasa ile idam cezalarının keyfilik arz ettiği ve uluslararası hukukla bağdaşmadığı, düzenlemenin Filistinlilere yönelik bir apartheid uygulamasının kılıfı olduğu ortadadır. 

Düzenleme aynı zamanda işgal altındaki topraklarda uygulanması bakımından uluslararası insancıl hukuk ile de bağdaşmamaktadır. 1949 tarihli IV. Cenevre Sözleşmesi uyarınca işgalci gücün cezai yetkileri son derece sınırlıdır ve bu yetkilerin işgal altındaki nüfusun korunması amacına uygun şekilde kullanılması gerekmektedir.

Bu yasanın varlığı dahi tek başına bir savaş suçu niteliğindedir. Bu kapsamda Hukukçular Derneği olarak, İsrail'in kabul ettiği ayrımcı idam yasasına karşı hukuki girişimler başlatmış ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Özel Prosedürler nezdinde;

- Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu
- Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörlüğü,
- İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İnsan Haklarının Durumu Özel Raportörlüğü,
- İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Ceza Özel Raportörlüğüne başvurularda bulunulmuştur.

Son olarak Hukukçular Derneği olarak; başta ülkemizde olmak üzere dünyadaki bütün Hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail Parlamentosu'nun bu yasal düzenlemesi başta olmak üzere İsrail Terör Devletinin insanlığa karşı eylemlerine karşı durmak, sesimizi bütün dünyaya duyurmak ve en önemlisi Özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye davet ediyoruz.'

 

Kaynak : PERRE

Kaynak: RSS