Adıyaman Kadın Platformu tarafından DEM Parti, DBP, Emek Alanı, DAD, FERAT-DER, ÖHD, İHD, TJA, TUHAY-DER, MEBYA-DER ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin katılımıyla Mimar Sinan Kültür Parkı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını SES Eş Başkanı Rengin Kılıç okudu. Kılıç, 'Rojava'da yaşananlar, Kürt halkına karşı yürütülen sistematik bir imha saldırısıdır. Bu saldırılar ne güvenliktir ne de askeri bir zorunluluk. Bu, Kürt halkının iradesini, örgütlü yaşamını ve özgürlük iddiasını hedef alan topyekûn bir savaştır' ifadelerini kullandı.

Saldırıların en ağır sonuçlarının siviller, çocuklar ve kadınlar üzerinde görüldüğünü belirten Kılıç, 'Bombalanan kentler, katledilen siviller, zorla yerinden edilen halk ve soğuktan donarak yaşamlarını kaybeden çocuklar bu politikanın doğrudan sonucudur' denildi.

TEMU'dan Türkiye hamlesi: Yurt dışı satışlar durduruldu
TEMU'dan Türkiye hamlesi: Yurt dışı satışlar durduruldu
İçeriği Görüntüle

Kılıç, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:

'Rojava'da yaşananlar, Kürt halkına karşı yürütülen sistematik bir imha saldırısıdır. Bu saldırılar ne güvenliktir ne de askeri bir zorunluluk. Bu, Kürt halkının iradesini, örgütlü yaşamını ve özgürlük iddiasını hedef alan topyekûn bir savaştır. Bombalanan kentler, katledilen siviller, zorla yerinden edilen halk ve soğuktan donarak yaşamlarını kaybeden çocuklar bu politikanın doğrudan sonucudur.

Bu kıyımın en karanlık yüzü, Kürt kadınlarının bedenleri üzerinden yürütülen özel savaştır. Kürt kadınları yalnızca Kürt oldukları için değil; özgür, örgütlü ve direnen bir yaşamı temsil ettikleri için hedef alınmaktadır. Kadınlara yönelik infazlar, bedenlerin, kimliklerinin itibarsızlaştırılması ve simgesel şiddet pratikleri bu saldırıların bilinçli ve ideolojik olduğunu açıkça göstermektedir.

Bir Kürt kadını katledip ardından saçını keserek bunu bir 'armağan' olarak sunan zihniyet, Kürt halkına karşı yürütülen savaşın ahlaki ve politik çöküşünü ifşa etmiştir. Bu, bireysel bir sapkınlık değil; kadını ganimet, bedeni mesaj, ölümü ise propaganda aracı olarak gören erkek egemen ve cihatçı bir aklın ürünüdür. Kadının saçına uzanan el, Kürt halkının onuruna ve iradesine uzanmıştır.

Kadın bedeni burada bilinçli biçimde bir savaş alanına dönüştürülmektedir. Kürt kadınlarının bedenleri üzerinden korku yayılmakta, teslimiyet dayatılmakta, halkın direnci kırılmak istenmektedir. Bu, patriyarkal şiddetin Kürt halkına karşı kullanılan organize bir savaş yöntemidir. Kürt kadınlarını hedef almak, Kürt halkını susturma girişimidir.

Rojava'da yaşananlar bir çatışma değil; bir halkın varlığına yönelmiş suçtur. Sivillerin, çocukların ve özellikle kadınların hedef alınması açıkça savaş suçudur. Kadın bedenine yönelik saldırılar ve yok edici pratikler insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Uluslararası güçlerin bu saldırılar karşısındaki sessizliği tarafsızlık değil, bu suçlara ortaklıktır.

Buradan açıkça söylüyoruz:

Kürt halkını bombalayarak, Kürt kadınlarını katlederek, kadın bedenini 'armağan' olarak sunarak iktidar kuramazsınız.

Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesini barbarlıkla boğamazsınız.

Kürt halkına yönelik bu kıyımı tanıyor ve teşhir ediyoruz.

Rojava'da kadınlara karşı yürütülen özel savaşı kabul etmiyoruz.

Faillerin ve bu saldırıları mümkün kılan tüm güçlerin yargılanmasını talep ediyoruz.

Kürt halkı yalnız değildir.

Kürt kadınları yalnız değildir.

Bu kıyımı unutmayacağız, affetmeyeceğiz.

Her örgü bir hafızadır, her ilmek bir isyandır.'

Kaynak : PERRE

Kaynak: RSS