'İki yabancı Nemrut'a çıktı, birkaç çekirge topladı ve milyonluk ceza yedi' diye okunup geçilebilecek bir haber değil bu. Çünkü bir canlı örneğinin değeri, onun pazarda kaç liraya satılabileceğiyle ölçülmüyor. Modern biyoteknoloji çağında küçücük bir doku parçası; DNA dizileri, türler arasındaki akrabalık ilişkileri, popülasyonların geçmişi, çevresel koşullara uyum mekanizmaları ve biyokimyasal özellikleri hakkında araştırma materyaline dönüşebiliyor.

Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ufuk Bayır'ın acı günü
Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ufuk Bayır'ın acı günü
İçeriği Görüntüle

Nemrut'taki olayın gözden kaçırılmaması gereken kısmı da tam burada başlıyor.

68 GÜNDE İKİ OPERASYON, 151 ÇEKİRGE

PERRE Haber Ajansı'nın 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı 'Nemrut'ta izinsiz çekirge toplayan 2 kişiye 1,4 milyon TL ceza' başlıklı haberde, Nemrut Dağı Milli Parkı'nda izinsiz tür toplayıcılığı yapan iki yabancı uyruklu kişinin yakalandığı duyuruldu.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğünün eş güdümünde gerçekleştirilen operasyonda 16 çekirge ele geçirildi. Çekirgeler yeniden doğal yaşam alanlarına bırakılırken iki kişiye toplam 1,4 milyon TL idari para cezası uygulandı.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da operasyon görüntülerini resmî sosyal medya hesabından video olarak paylaşarak, 'Biyokaçakçılara göz açtırmıyoruz' mesajını verdi. Yumaklı, Türkiye'nin paha biçilemez ekolojik zenginliğinin korunmaya devam edileceğini bildirdi.

Ancak bu, bölgede birkaç ay içinde yaşanan ilk olay değildi.

PERRE Haber Ajansı'nın 12 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı 'Nemrut Dağı'nda 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu şüpheli yakalandı' başlıklı haberde, Nemrut Dağı kırsalında üç yabancı uyruklu kişinin 26 poşete doldurulmuş 135 çekirgeyle yakalandığı kamuoyuna duyurulmuştu.

Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda üç kişiye toplam 2 milyon 97 bin TL idari para cezası uygulanmış ve haklarında yasal süreç başlatılmıştı. Operasyon görüntüleri, ele geçirilen poşetler ve çekirgeler Tarım ve Orman Bakanlığının resmî sosyal medya hesabından yayımlanan videoda kamuoyuyla paylaşılmıştı.

İki olay birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca 68 gün içerisinde aynı coğrafyada beş yabancı uyruklu kişinin toplam 151 çekirge toplarken yakalandığı ve yaklaşık 3,5 milyon TL ceza uygulandığı görülüyor. Bu tekrar, Nemrut'un biyolojik kaynaklarına yönelen ilginin münferit bir meraktan mı ibaret olduğu, yoksa belirli türlerin ve popülasyonların bilinçli biçimde mi hedeflendiği sorusunu gündeme getiriyor.

MİLYONLUK CEZA ÇEKİRGENİN FİYATI DEĞİL

Kamuoyunda en fazla sorulan soru, '16 çekirge için neden 1,4 milyon TL ceza kesildi?' oldu. Oysa uygulanan ceza, çekirgelerin piyasa değeri üzerinden hesaplanmadı.

30 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2872 Sayılı Çevre Kanunu Uyarınca Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ kapsamında, biyolojik çeşitliliği tahrip edenler ile nadir veya tehdit altındaki türlerin korunmasına ilişkin yasaklara aykırı davrananlara 2026 yılında kişi başına 699 bin 245 TL idari para cezası uygulanması öngörüldü.

Bu tutar iki kişi için 1 milyon 398 bin 490 TL'ye, üç kişi için ise 2 milyon 97 bin 735 TL'ye ulaşıyor. Her iki Nemrut operasyonunda açıklanan toplam cezaların, Tebliğ'de belirlenen kişi başına yaptırımla örtüştüğü görülüyor.

Dolayısıyla devletin korumaya çalıştığı şey, 16 veya 135 çekirgenin ticari satış bedeli değildir. Korunan; biyolojik çeşitlilik, yerel popülasyonlar, ekosistem dengesi ve bu canlıların taşıdığı genetik kaynağa erişimin devlet denetimi altında tutulmasıdır.

BİYOKAÇAKÇILIK NEDİR?

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, biyokaçakçılığı; yabani canlıların veya bunlara ait parçaların yetkili makamların izni olmadan doğadan toplanması ve yurt dışına çıkarılması, genetik kaynaklarla geleneksel bilginin yasa dışı yollarla elde edilerek ticarileştirilmesi ve ortaya çıkan faydaların adaletsiz biçimde paylaşılması şeklinde tanımlıyor.

DKMP'nin resmî verilerine göre, Türkiye'de 2007 yılından 2023 yılına kadar tespit edilen 86 biyokaçakçılık vakasında 21 farklı ülkeden 156 kişi hakkında işlem yapıldı. Ele geçirilenler arasında orkide ve yabani buğday türlerinden kelebeklere, farklı böceklerden engereklere, semenderlerden mantarlara kadar çok çeşitli biyolojik materyaller bulunuyordu.

Genel Müdürlük, biyokaçakçılıkla mücadeledeki temel amaçlardan birinin, Türkiye'ye ait genetik kaynaklardan doğabilecek ekonomik, sosyal, bilimsel, teknolojik, tıbbi, ticari ve kültürel faydaların ülke menfaatine kullanılmasını sağlamak olduğunu açıkça belirtiyor.

Türkiye'de bilimsel araştırma yapmak veya biyolojik örnek toplamak bütünüyle yasak değil. Ancak araştırma izni, proje onayı, taahhütname ve gerektiğinde materyal transfer anlaşması gibi işlemlerin tamamlanması gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığının genetik kaynak araştırma izni sayfasında, araştırmacıların ve biyolojik materyalin yurt dışına çıkarılması süreçlerinde uygulanacak prosedürler yer alıyor.

Sorun bilimsel araştırma yapılması değil; biyolojik kaynağa izinsiz erişilmesi ve materyalin devletin bilgi ve denetim zincirinin dışına çıkarılmasıdır.

BİR ÇEKİRGE NEDEN BİLİMSEL DEĞER TAŞIR?

Bir canlı örneğinin bilimsel değeri, hayvanın kendisiyle sınırlı değildir. O canlıdan elde edilecek doku; DNA dizisi, popülasyon genetiği, kalıtsal farklılıklar, çevresel koşullara uyum, üreme biyolojisi, proteinler, enzimler ve başka biyokimyasal özellikler hakkında veri sağlayabilir.

Modern laboratuvar teknikleri için bazen bir böceğin tamamına bile ihtiyaç yoktur. Bir bacak, kas dokusu veya karın bölgesinden alınan küçük bir parça, DNA izolasyonu ve gen dizileme işlemleri için yeterli olabilir. Fiziksel örnek daha sonra ortadan kalksa bile elde edilen genetik veri dijital ortamda saklanabilir, çoğaltılabilir ve farklı laboratuvarlarda yeniden kullanılabilir.

Nemrut vakasını önemli kılan noktalardan biri de bu bilimsel gerçekliktir.

Operasyonların ardından ele geçirilen çekirgelerin Saga ephippigera olduğu ileri sürüldü. Saga cinsi, Palearktik bölgenin en büyük yırtıcı çekirgeleri arasında bulunuyor ve Anadolu'da dikkat çekici bir tür çeşitliliğine sahip.

Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı, DKMP ve Bakan Yumaklı tarafından yapılan açıklamalarda ele geçirilen 151 çekirgenin kesin bilimsel tür adı paylaşılmadı. Kamuoyuna açıklanmış bir taksonomik teşhis raporu da bulunmuyor. Bu nedenle görüntülere dayanarak çekirgelerin tamamını Saga ephippigera olarak tanımlamak veya 'Türkiye'ye özgü endemik tür' şeklinde sunmak bilimsel açıdan doğru olmaz.

Buna karşılık Saga türlerinin Nemrut'taki varlığının ve genetik araştırmalardaki yerinin somut bilimsel kayıtları bulunuyor.

NEMRUT'TAN ALINAN ÖRNEK DAHA ÖNCE DNA ÇALIŞMASINA GİRDİ

Nemrut'taki çekirgelerin bilimsel değerine ilişkin en dikkat çekici kayıt, 2012 yılında yayımlanan uluslararası bir moleküler araştırmada yer alıyor.

Hakemli PLOS ONE dergisinde yayımlanan 'Re-Visiting Phylogenetic and Taxonomic Relationships in the Genus Saga' başlıklı çalışmanın örnek tablosunda, 'Seph09' koduyla kaydedilen Saga ephippigera örneğinin toplandığı yer, 'Türkiye, Adıyaman-Malatya il sınırı, Nemrut zirvesi' olarak gösteriliyor.

Araştırmacılara ulaştırılan materyal, canlının yalnızca karın bölgesinden alınmış bir doku parçasından oluşuyordu. Buna rağmen örnekten DNA elde edildi; mitokondriyal COI ve 16S rRNA dizileri üzerinden moleküler inceleme yapıldı. Elde edilen diziler karşılaştırmalı analizlerde kullanılarak Saga türleri arasındaki evrimsel ve taksonomik ilişkiler araştırıldı.

Bu kayıt, 'Bir çekirgenin laboratuvar için ne değeri olabilir?' sorusuna verilebilecek en somut cevaplardan biridir. Nemrut zirvesinden alınan küçük bir biyolojik doku, uluslararası bir araştırmanın materyaline, genetik veri tabanlarının parçasına ve bir tür grubunun evrimsel geçmişine ilişkin bilimsel tartışmanın unsuruna dönüşmüştür.

2021 yılında yayımlanan başka bir moleküler araştırmada ise Anadolu'daki Saga ephippigera, Saga syriaca ve Saga hakkarica örnekleri üzerinde DNA izolasyonu, PCR, saflaştırma ve çift yönlü gen dizileme işlemleri yapıldı. Araştırmacılar, 16S rDNA dizilerini kullanarak bu tür grubunun moleküler filogenisini inceledi ve Saga ephippigera soyunun yaklaşık 400 bin yıl önce ayrıştığı sonucuna ulaştı.

Kısacası Nemrut'tan toplanan bir çekirge laboratuvara ulaştığında artık yalnızca bir böcek değildir. DNA dizisine, karşılaştırılabilir bilimsel veriye ve bir popülasyonun yüz binlerce yıllık geçmişini anlamaya yarayan araştırma materyaline dönüşebilir.

GENETİK KAYNAKLAR NEDEN STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR?

Genetik kaynaklar günümüzde tarım, ilaç geliştirme, hastalık araştırmaları, biyoteknoloji, çevre bilimleri ve endüstriyel üretim alanlarında kullanılabiliyor. Bir canlıdan elde edilen DNA dizileri, proteinler, enzimler, metabolitler veya o canlıyla birlikte yaşayan mikroorganizmalar yeni araştırmaların başlangıç materyalini oluşturabiliyor.

Bu genel bilimsel imkân, Nemrut'ta yakalanan kişilerin kesin olarak ilaç, patent, ticari üretim veya askerî araştırma amacıyla hareket ettiğini göstermez. Kamuoyuna açıklanan deliller böyle bir sonuca ulaşmak için yeterli değildir. Ancak biyolojik örneklerin neden devletlerin koruma ve denetim alanına girdiğini açıklar.

Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü, doğada bulunan genetik kaynakların kendilerinin değil fakat bu kaynaklardan yararlanılarak geliştirilen buluşların patent konusu olabileceğini resmî açıklamalarında belirtiyor. Örgütün 2024 yılında kabul ettiği Genetik Kaynaklar ve Bağlantılı Geleneksel Bilgiye İlişkin Fikrî Mülkiyet Antlaşması, genetik kaynaklara dayanan buluşlarda kaynağın geldiği ülkenin açıklanmasına yönelik patent yükümlülüğü getiriyor.

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamındaki çalışmalar ise artık yalnızca fiziksel örnekleri değil, genetik kaynaklardan elde edilen dijital dizi bilgisini de fayda paylaşımının konusu sayıyor. Sözleşme Sekretaryası, bu verilerin kullanımından doğan faydaların adil paylaşılması amacıyla Cali Fonu'nun oluşturulduğunu bildiriyor.

Dolayısıyla biyolojik bir örnek yurt dışına çıkarılıp dizilendiğinde mesele yalnızca 'kaçırılan böcek' olmaktan çıkıyor. Fiziksel örnek kaybolsa bile ondan elde edilen genetik veri kalıcı hale gelebiliyor ve kaynak ülkenin denetimi dışında bilimsel veya ekonomik değere dönüşebiliyor.

BİYOKAÇAKÇILIK CASUSLUK MUDUR?

Nemrut'ta yakalanan kişilerin herhangi bir devlet, istihbarat servisi, şirket, üniversite veya araştırma kuruluşu adına çalıştığını gösteren kamuya açık bir kanıt bulunmuyor. Yabancı uyruklu olmak veya biyolojik örnek toplamak, bir kişiyi kendiliğinden 'ajan' yapmaz.

Resmî kurumlar da yaşananları 'casusluk' olarak değil, 'biyokaçakçılık' ve 'izinsiz tür toplayıcılığı' olarak tanımladı.

Bununla birlikte olay, güvenlik kavramının nasıl değiştiğini göstermesi bakımından önemlidir. Stratejik bilgi artık yalnızca askerî tesislerde, savunma sanayisinde veya gizli devlet belgelerinde bulunmuyor. Tohumda, mikroorganizmada, tarımsal üründe, yabani bitkide, böcekte ve bunlardan elde edilecek genetik veride de bilimsel ve ekonomik güç bulunuyor.

Bu alan klasik istihbarattan çok biyogüvenlik, genetik kaynak egemenliği, fikrî mülkiyet ve teknoloji güvenliği başlıkları altında değerlendiriliyor.

Bir 'ajan faaliyeti' iddiasında bulunabilmek için görevlendiren kurum, finansman bağlantısı, iletişim trafiği, ele geçirilen materyalin gönderileceği laboratuvar, araştırma siparişi veya devlet bağlantısı gibi ikinci bir kanıt katmanına ihtiyaç vardır. Nemrut olaylarında kamuoyuna böyle bir delil açıklanmış değil.

İstihbarat analizinde şüphe başlangıç noktası olabilir; fakat kanıtın yerine geçirilemez.

YANIT BEKLEYEN SORULAR VAR

İki olayın yalnızca 68 gün arayla aynı bölgede meydana gelmesi, bazı soruların resmî makamlarca açıklığa kavuşturulmasını gerekli kılıyor.

Ele geçirilen çekirgelerin kesin tür teşhisi yapıldı mı? İki olayda toplama yapılan noktalar ve hedeflenen popülasyonlar aynı mıydı? Şüphelilerin kullandığı ekipmanlarda bilimsel örnekleme veya uzun süreli muhafaza düzenekleri bulundu mu? Yakalanan kişiler daha önce Türkiye'de araştırma izni için başvuru yaptı mı? Toplanan canlıların götürülmesi planlanan ülke, üniversite, koleksiyon veya laboratuvar tespit edildi mi? İlk olayda başlatıldığı açıklanan yasal süreç hangi aşamaya ulaştı? İki olay arasında kişi, kurum, iletişim veya hedef tür bakımından herhangi bir bağlantı tespit edildi mi?

Bu soruların sorulması, hiç kimseyi delilsiz biçimde ajan ilan etmek anlamına gelmez. Tam tersine, söylentilerle gerçekleri ayırmanın ve kısa aralıklarla tekrarlanan olayların arkasında bağlantı bulunup bulunmadığını anlayabilmenin yolu şeffaf bilgidir.

NEMRUT İÇİN BİYOLOJİK KORUMA PLANI GEREKİYOR

Nemrut bugüne kadar daha çok Kommagene Krallığı'nın anıtları, Kral Antiochos'un dev heykelleri ve gün doğumu manzarasıyla tanıtıldı. Oysa aynı dağın yalnızca taşları değil, canlıları da korunması gereken bir mirastır.

Arkeolojik alanı koruyan güvenlik yaklaşımının bölgenin biyolojik çeşitliliğini de kapsaması gerekiyor. Nemrut ve çevresinde sürekli saha denetimi yapılması, ziyaretçilere birden fazla dilde canlı ve bitki toplamanın yasak olduğunun anlatılması, tur güzergâhlarındaki kontrol imkânlarının artırılması, yerel rehberlerin biyokaçakçılık konusunda eğitilmesi ve Adıyaman Üniversitesiyle iş birliği içinde bölgenin ayrıntılı biyolojik envanterinin hazırlanması değerlendirilebilir.

Nemrut'a özgü yerel popülasyonların kayıt altına alınması, bilimsel örneklerin Adıyaman'da veya Türkiye'de oluşturulacak referans koleksiyonlarında saklanması ve yerel DNA veri arşivlerinin kurulması, hem kaçakçılıkla mücadeleyi kolaylaştırır hem de Adıyaman'ın sahip olduğu doğal miras üzerindeki bilimsel söz hakkını güçlendirir.

Çünkü Nemrut'taki milyonluk cezayı çekirgenin fiyatıyla açıklamaya çalışmak, meselenin tamamını ıskalamaktır. Devlet 16 çekirgeye 1,4 milyon TL değer biçmedi; biyolojik çeşitliliğe izinsiz müdahalenin bedelini belirledi.

Şu aşamada kanıtlanan şey casusluk değil, iki ayrı biyokaçakçılık vakasıdır. Ancak olayların verdiği uyarı açıktır: Nemrut'un üzerinde yalnızca tarihin taşlaşmış hafızası değil, Anadolu'nun canlı ve genetik hafızası da bulunuyor.

Birincisini korumak için bekçi görevlendirip ikincisini birkaç poşetle dağdan indirenlere bırakmak, geleceğin en değerli kaynaklarından birini göz göre göre kaybetmek anlamına gelir.

Kaynak : PERRE

Kaynak: Perre Haber Ajansı