Her şeyin dibine vurduğu, savrulmaların ve siyasi yozlaşmanın ayyuka çıktığı sarsıcı bir dönemden geçiyoruz. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun birbirine karıştığı bu bulanık suda, ne yazık ki en çok da "vefa" ve "saygı" boğuluyor.
Ayrılanlar, kalanlara nefretle bakıyor... Dün aynı sıraları paylaşanlar, aynı hayal için ter döküp aynı masada ekmeğini bölüşenler; bugün birbirine hiç çekinmeden "hain" yaftası yapıştırıyor.
Sahi, soruyorum size: Giderken her şeyi kırıp dökmek şart mı?
Bizler "Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklerine bağlıyız" dedikçe, birileri çıkıp bizi kolayca hedef gösteriyor. Aslında bu senaryo bu topraklarda hiç yabancı değil. Üstat Nâzım Hikmet, "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz" dediğinde de ona hiç duraksamadan "vatan haini" demişlerdi. Bugün de #CHP’de kalıp baba ocağını terk etmeyenleri dar pencereden bakarak hain ilan ediyor. Bu haksız saldırıların, vefasızlığın ve nezaketsizliğin en ağırını da siyasette Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gördü.
Biraz geçmişe gidersek, Sn. Kılıçdaroğlu’nu siyasette etkin kılan AKP yönetimini en çok zorlayan süreç, canlı yayınlarda iktidar partisinin ağır toplarıyla yaptığı tartışmalarla kalmamıştır. Bürokrasi kökenli olması sebebiyle, soyut söylemler yerine somut belge, fatura ve resmi evrak gösterme tekniğini benimsettirmiştir. Bu durum ona "Devletin ne olduğunu, belgelerin nereye dayanacağını bilen siyasetçi imajı verdi.
AKP’nin bazı yöneticilerinin yolsuzluk dosyalarını bir bir kamuoyuyla paylaşmış, o gün kurtarıcı bugün ise hain ilan edilmesi, AKP’ nin işbirlikçisi söylemleri büyük bir haksızlıktır.
Şaşmaz tek bir hakikat var: Hiç kimse, geçmişte omuz omuza yürüdüğü yol arkadaşına hakaret etme, itibar suikastı yapma hakkına sahip değildir!
Günah Keçisi Aramak Kolay, Ya Sorumluluk?
Diyelim ki birilerini günah keçisi ilan ettiniz, dünün tüm yükünü tek bir omuza yıkıp vicdanınızı rahatlattınız... Peki, toplumsal hafızayı ne yapacaksınız?
Unutmayın ki bugün acımasızca eleştirdiğiniz o karar mekanizmalarında sadece dünün yönetimi yoktu. Bugün YENİ Parti Genel Başkanı olan Sayın Özgür Özel de oradaydı, bugün yollarını ayıran diğer isimler de... Yıllarca bu partide milletvekilliği yaptılar, grup başkanvekilliği üstlendiler, en kritik kararlara imza attılar. Bugün siyasi yollar ayrılmış olabilir; peki yarın bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde, bu ülkenin kader anında yine aynı demokratik hedef için bir araya gelmeyecek misiniz?
Ayrılanların, geride kalanlara nefret söylemiyle ve kibirle bakması kabul edilebilir bir tutum değildir. İnsan sormadan edemiyor: AKP’nin yıkıcı uygulamalarına, ülkeyi getirdiği bu karanlık tabloya karşı gıkı çıkmayanlar; neden bütün öfkelerini, bütün nefretlerini CHP seçmenine ve baba ocağına kusuyor?
Daha düne kadar siz de bu kimliği gururla, göğsünüzü kabarta kabarta taşımıyor muydunuz?
Şahıslar Geçici, Köklerimiz Permanenttir.
Yeni bir yapıya, yeni bir oluşuma geçmem için üzerimde azımsanmayacak baskılar kuruldu; adeta örtülü bir linç kampanyasına maruz kaldım. Fakat herkes şunu net olarak bilsin: Ben köklerimden, geçmişimden ve ilkelerimden asla ödün vermem.
Biz bu siyaset sahnesinden fırtına gibi geçen nice "parlayan" partiler gördük. ANAP (Anavatan), DYP(Doğru Yol )dönemlerinde kasırga gibi estiler... Bugün hiçbirinin esamesi okunmuyor.
Cumhuriyet Halk Partisi dönemsel bir "lider" partisi değil; asırlık çınarıyla , harcı bağımsızlıkla karılmış bir "kitle" partisidir.
Dün olduğu gibi bugün de, yarın da dimdik ayakta kalacak; yoluna aynı kararlılıkla devam edecektir. Biz gidenlerin arkasından hakaret etmedik, böyle bir hakkı kendimizde de görmeyiz. Ancak giderken baba ocağına taş atanlar bilsin ki; bu çatı altında kalanlar köklerine de, partinin geleceğine de sonuna kadar sahip çıkmaya devam edecektir.