Hani “herkesin bir hikayesi vardır” derler ya…
İşte benim de böyle bir hikayemi okumak istermisiniz?
Ben çocukluğumda hep bir bisikletim olmasını istedim. O kadar arzu ediyordum ki, sanki tek amacım oydu.
Bunu babama söyledim. “Hayır almam” dedi…
Ben ısrar edip, hatta bazen ağladıkça o “hiç boşuna uğraşma… ben bisiklet-misiklet alamam” diye kestirip atıyordu.
Çünkü babam, böyle şeylerin gereksiz ve fantezi şeyler olduğunu, dolayısıyla gereksiz masraf olduğunu düşünüyordu.
Hep bisiklet özlemiyle büyüdüm.
Başkalarının bisikletlerini görünce imrenir, keşke benim de olsa diye hayıflanıp dururdum.
Bazen harçlığımı diğer çocuklara verir, para karşılığı bisikletlerine binerdim.
Bu sahip olamama duygusu beni çok üzüyordu ama, yapılacak bir şey de yoktu. Annem ise babama söz geçiremiyor, bu konuda etkili olamıyordu.
Bu arzu ve isteğimi bilinçaltına attım. İçimde bir “ukde” olarak kaldı…
Büyüdüm, okula gittim, bitiminde askerlik, derken işe giriş…
Ama bu çocukluktaki bu yoksunluk bilinçaltımda öylece canlı-canlı duruyordu.
Kazık kadar adam olmuştum ama bu özlemi yok edememiştim.
İlk maaşımı aldım, ilk iş olarak bisiklet mağazasına gittim ve kendime bir bisiklet aldım.
Taaa çocukluğumda beri ulaşamadığım bir amacıma ulaşmış, benimde artık bir bisikletim olmuştu.
Ama o bana ait bisikletime ilk defa binmek istediğimde bir anda duygusallaştığımı ve gözlerimin yaşardığını fark ettim. Yıllara dayanan bilinçaltında beslediğim duygu depreşmiş, beni ağlamaklı hale getirmişti. Bir bisiklet için yıllarca beklemek bana çok acı çektirmişti.
Birkaç gün bindim, bir iki de devirerek takla attım.. ve hevesim kaçtı… tatmin olmuş, bir yoksunluğu yok etmiştim… buda bana yeterdi… Zaten esas amaç, beni sürekli rahatsız eden bisiklete sahip olamama duygusunu yok etmekti…
Artık hiç binmedim… öylece dura-dura paslandı ve bir gün eskiciye verdim gitti.
Ve benim bisiklet serüvenim böylece bitmiş oldu…