Şuraya otur, ben her geldiğimde ayağa kalk selam ver! Tuvaletin dibinden ayrılma! Hey sen ayağını üst üste atma, karşında VALİ var! Ne idüğü belirsiz biri çıkmış, bize akıl veriyor. Yahu biz bunların cemazı evveliyatlarını da biliyoruz. Hamdolsun davamız her şeyin üstünde! Bizim olduğumuz yerde her yer mis kokar. Her taraf altın suyuna batırılmış gibi pırıl pırıl! Şu adını ağzıma almak istemediğim karşı taraf var ya bunlarda izan yok bunlarda onur yok gurur yok. Bunların aldığı temiz nefesi biz veriyoruz. Onlar da bize karbonmonoksit olarak veriyor. Bizimkinde boncuk var onlarda ise...

Liyakatın es geçildiği, kibrin tavan yaptığı şu zamanda, beceriksiz,  emir komutanın direktifleri haricinde en küçük bir artısı olmayan güdümlü füzeler,  devlet kademelerinde ödüllendirilince, ortaya ucubeler ortaya çıkmaya başladı.  Ülkenin en üst noktasından halka boca edilen kibirden cesaret alan kıyamet alamet-i tipler,  cesaretle beyinlerinden geçen kanalizasyon artıklarını dışarıya savurmaktan her hangi bir sakınca görmemektedir. Ülke gücünün içinde asalak parazit olma haricinde hiç bir şeye yaramayan, kıç yalama dışında en küçük bir avantaja sahip olmayan,  amirinin ağzından çıkacak en salak cümleyi dahi havada köpek niyetine kapacak gibi duran bu dönemin onursuzlarının belediyelerde işçileri hizaya getirme biçimlerinden anlaşılıyor ki gücün vardığı nokta esef verici! Arkasını yasladığı gücü ilah gibi gören,  en pespaye düşüncelerini dahi,  cahilce kurduğu cümlelerle savunan robotik ruhlu çöp yığınları, eline geçen her fırsatı birilerini kendi lağım düşünceleriyle boğma yarışında! Bu ülkenin kuruluşunda rol alan, ülkeye sayısız hizmetleri olmuş insanların yokluk içinde elinden geleni yapmaya çalıştığı dönemleri; süslü iki koltuğa ve yapılmış bin odalı Saray’larla mukayese edip aşağılama yarışına giren güdümlü füzeler, giderek cesaretle ortaya atılmakta! Sosyal medyadan daha önce  gıkı çıkmayan parazitler bu gün ülkenin tüm değerlerini hiçe saymayı görev edinmiş durumda! Saldırıyorlar! Hiçe  sayıyorlar ve en kötüsü bunu dindarız etiketini kullanarak yapıyorlar! Hoşt diyecek insanların azaldığı bu dönemde dinimiz ve ülkenin tüm kutsal aidiyetlerini kendi menfaatleri için kullanan cehalet sülüklerinin bu ülkenin hamuruna zehir karıştırma yarışlarındaki cesaret hayret verici. Hakikatlerin yalana dolana pisliğe bulandığı bu döneme sebep olanlardan güç devşirenler, donanımlı bilgili ve yahut işini en güzel şekilde yapmaya çalışan eğitimsiz insanlara ucube halleriyle gösterdikleri muamele vicdanları yaralamakta, çok yazık! 

Torpil yahut yalakalık sonucu eriştikleri makamları firavunu kıskandıracak reddede yüceltip milleti küçük gören pespaye tipler toplum tabalarını kastlara bölerek derin uçurumlar yarattıklarının farkına varacak akla,  izana bile sahip değiller. Tuvalet kapısında değil bizatihi tuvalet giderine karışıp ait olacakları yere gidecek tiplerin hazmedemediği koltuklar liyakatlı sahiplerini beklerken bu tür yaratıkların işgali sonucu devlete olan bağlılık da zedeleniyor. Edep ve hayanın unutulduğu,  ahlakın sahipsiz kaldığı, vicdanların gereken cevabı veremediği,  bu içe içe geçmiş sorunlar yumağı karşısında, aklın bilimin topal bırakılma sebebi yukarıdan aşağı boca edilen kibir ve güç sarhoşluğudur. Vali olup milletin içinde ayaklarını indir diyecek kadar şaşırmış angut ruhlu tiplerin şekilci hezeyanlarından ve bir şekilde yerleştiği makamları kıçları için güzelleştiren hasta beyinlilerden toplumun çektiği cefaya gereken cevap neden verilemiyor? Güvendikleri dağlara neden kar yağmıyor? İzahı zor bir durum değil aslında! Güç bozdu, giderek artan güç,  mutlaka heryeri bozdu! 

Ruhları daraltan, nefes alış verişlerimizi zorlaştıran,  her gün bir yerden ot gibi bitip beynimize baltayla vurur gibi düşün dünyamızı kire pasa bulayan, farklı düşün dünyasına sahip toplum değerlerini hiçe sayıp, kutuplaştıran kim varsa, üstüne sifon çekme vaktinin geldiği aşikar. Bu başarılır mı bilinmez,  bilinen tek gerçek toplumun içinde kendini bilim bilgi ve çağdaşlık anlamında seçkin hale getiren insanların ön alıp cehalete kafa atma zamanın geldiği bir gerçek! Devletin en üst noktasından alt kademelere gidildikçe hezeyanların değil kuralların geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yoksa toplum olarak tuvalet kapısında bekleyen garibanın bakışlarına hayıflanmaktan başka yapacak bir şey kalmaz! Kurallar devletin silahıdır. Hukuk dahilinde kurallar yeri geldiğinde mermi niyetine cehaletin beynini orta yerinden vurmalıdır.

DİPNOT: 

Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiştir. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmişti. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

“Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç”?

“On yılda” demiş kavak.

“On yılda mı?” diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. “Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak..”

“Doğru” demiş ağaç “Doğru.”

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış, sonra yapraklarını düşürmeye. Soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.

Sormuş endişeyle kavağa:
“Neler oluyor bana ağaç?”

“Ölüyorsun…” demiş kavak.

“Niçin?” demiş kavak

“Benim 10 yılda geldiğim yere, 2 ayda gelmeye çalıştığın için…”