İnternet kaynaklı bir metne rastladım bilgisayarımın masa üstünde…

Gelen kaynağı ve zamanını hatırlayamadım. Zaman çok ta önemli değil gerçi. Çünkü sürekli geçerli ve özlü sözler. Her satırı sayfalarca kompozisyon yazılabilecek, saatlerce konuşulabilecek kadar güncel. Aynı zamanda da “bayatlamaz” nitelikte…

Sizlerle de paylaşayım dedim. İşte “21 Ocak 2014 tarihli Halime Gürbüz/Türkiye” imzalı “Öğrendik ki…” başlıklı metin:

"Öğrenmenin de maliyeti vardır; Önceden öğrenenler, indirimli fiyattan öğrenir,

Otoriteden öğrenenler, özgürlük bedeliyle öğrenir;

Deneyerek öğrenenler, etiket fiyatından öğrenir;

Hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir;

Hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler..." demiş Arthur Miller.

Peki ya eşyalar? Eşya deyip geçmeyin, onlardan da çok şey öğrenebiliyor insan...

Ayakkabıdan öğrenilen; Üstündeki yük ne kadar ağırsa, o kadar çabuk ve çok yıpranırsın.

Anahtar`dan öğrenilen; Bir araç, bütün amaçlara hizmet etmez...

Pergel`den öğrenilen; Hayata sabit bir noktadan bakarsan, dön dolaş yine aynı sonuca varırsın.

Kalemtıraş`tan öğrenilen; Sivrildikçe bitersin!

Tahterevalli`den vura vura öğrenilen; Ne kadar yükseğe çıkarsan, yere o kadar sert çarparsın.

Gardıropta içine girilemeyen yarım düzine kıyafetten öğrenilen; O son börek dilim(ler)ini yemeyecektin.

Bisiklet`ten öğrenilen; Bazıları, ancak birileri tepesine binince dengesini bulur.

Ayna’dan öğrenilen; Arkasında vâkıf olduğun bir sır yoksa ayna bile cam parçasıdır yalnızca.

Perde`den öğrenilen; Görmemek için üzerini örttüğün şeyler orada durmaya devam eder...

Tükenmez kalem`den öğrenilen; Bazı hatalar geri alınmaz. Hatta üzerini ne kadar karalarsan, o kadar göze batar.

Bilgisayar`dan öğrenilen; Kimi zaman uğraşıp durmak yerine, reset atıp sıfırdan başlamak daha iyidir.

Ekmek`ten öğrenilen; Yanarak katılaşırsın!..

Uzaktan kumanda`dan öğrenilen; Sürekli değişim can sıkıntını gidermeye yetmez. Bir şeyler anlamsız gelmeye başladığında kapatıp gidebilmelisin...

Sessiz bir oda`dan öğrenilen; Huzur için odanın değil, kafanın içinin sessiz olması gerekiyormuş.

Silgi`den öğrenilen; Hatalarını silmeye çalıştıkça azalıyorsun...

Madde`den öğrenilen; Yapaysan, plastik gibi, neredeyse sonsuza dek kalabilirsin günümüzün yapay sisteminde. Doğalsan, tahta gibi çürüyüp yok olmaya mecbursun bu kurulu düzende...

Ninem diyor ki; ‘Görene gün, yürüyene yol çok.’

Metin burada bitiyor. Meclisteki 550 milletvekili ve partilerinin neyi, neyden ve ne kadar öğrendiklerini yakında bu metne bakarak anlayacak ve not vereceğiz. Çünkü hepsi şu anda sınavda... Hem öyle bir sınav ki, öğrenci sayısı 550, öğretmen sayısı 77 milyon, sınav amfisi TBMM olan bir sınav. Zamanı ise 7/24.

KUTLAMA: Siyasi parti ve liderlerinin kendi parti tüzükleri kadar, ülkemizin acil ihtiyaçlarının karşılanması noktasında oluşmuş toplumsal beklentileri de göz önüne alarak bir an önce en akıcı ve akılcı bir hükümet kurmaları temennisiyle Ramazan Bayramınızı kutlar, esenlikler dilerim.