Günlerdir tek bir şeyi düşünüyorum: Hiçbir siyasi hesap, toplumsal çıkarların önünde değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği, hiçbir liderin kişisel beklentisinin gölgesinde kalamaz. Çünkü CHP; yalnızca bir siyasi parti değil, bu ülkenin demokrasi mücadelesinin, özgürlük arayışının ve toplumsal hafızasının adıdır.
Bugün üzülerek görüyorum ki sanki yıllarca CHP çatısı altında mücadele etmemiş, o bayrağın altında siyaset yapmamış, emek vermemiş insanlar gibi davranılıyor. Dün aynı safta yürüyenler, bugün birbirini sözlü saldırılarla hedef alıyor. Oysa en büyük zararı birbirimize değil, ortak davamıza veriyoruz.
Ben günlerce İstanbul’da Sayın Ekrem İmamoğlu’nun kazanması için sahada çalıştım. Sosyal medya hesaplarımda, yerel basında desteğimi açıkça ortaya koydum. Belediye Başkanlarımızın tutuksuz yargılanması gerektiğini savundum. Sn. Özgür Özel genel başkan olduktan sonra kendisini ziyaret etmek için saatlerce bekledim. Görüşemedim bile sadece bir fotoğraf karesi. (Genel Merkeze gidenler bu atmosferi bilir) önüme çekilen setlere, ihanetlere ve zorluklara rağmen inançla yürüdüm.
Ankara’ ya gittiğimde mümkün oldukça tüm Genel Başkanlarımı ziyaret ederim.Saygı duyarım, parti disiplini bunu gerektirir.
CHP’den belediye başkanı seçilen, milletvekili olan ya da aday gösterilen tüm yol arkadaşlarıma elimden geldiğince destek verdim. Sokakta da vardım, yerel basında da vardım.
Evet, benim de bir beklentim vardı. Önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarı, sonra da yılların emeğinin karşılığını görmek… Bunun nesi yanlış? Emek veren herkes, emeğinin değer görmesini ister.
Halkın çıkarları her zaman önceliğim olmuştur. Halkın yoksulluğu, sorunlarını bitiren bir ülke olmayışımız, gençlerin çaresizliği karşısında uykularım kaçtı. Benim davam halk içindir halk….
Ben siyaseti makam için değil, inandığım değerler için yaptım. Gençlik Kolları’nda çalıştım, Kadın Kolları’nda mücadele ettim. Milletvekili aday adayı oldum, aday oldum. AKP’ nin en güçlü olduğu ilim Adıyaman ‘da CHP’nin bayrağını taşımaktan hiç çekinmedim.
Adıyaman’da çiftçinin alın terini savunduğum için dört yıldan fazla yargılandım. Bunu halkın çıkarı için yaptım. Tarımı, hayvancılığı, dış politikayı, mülteci sorununu ve yanlış yönetimin ülkeyi sürüklediği tehlikeleri anlattım. “Böyle giderse ülkemiz büyük bir beyin göçü yaşayacak” dediğim günlerde, bugün sosyal medyada ahkâm kesenler neredeydi?
Dün “Fatma Ulubey’in CHP’de büyük emeği var” diyenler, bugün neden ayrıştırıyor?
Farklı düşündü diye bir partiliyi düşman ilan etmek, CHP’nin yıllardır savunduğu demokrasi anlayışına yakışır mı?
Unutmayalım; yarın yine aynı çarşıda karşılaşacağız. Aynı sokakta selamlaşacağız. Aynı acıyı paylaşacak, aynı sevince ortak olacağız. Çünkü siyaset geçicidir, insanlık kalıcıdır.
Liderler gelir, liderler gider. Makamlar değişir. Ancak ülkenin çıkarları ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsil ettiği değerler baki kalır.
CHP’de hepimizin bir albüm dolusu anısı, emeği ve mücadelesi var. Fotoğrafları silebilirsiniz ama yaşanmışlıkları silemezsiniz. Emekleri yok sayabilirsiniz ama tarihten çıkaramazsınız.
Benim için CHP, yalnızca bir parti değildir. CHP bu ülkenin vicdanıdır, demokrasi mücadelesidir ve toplumsal hafızasıdır. Hiç kimsenin gücü bu hafızayı karalamaya da silmeye de yetmez.
Ve son olarak…
“Bitti.” diyenlere cevabım şudur:
Ben siyasete sizin alkışınızla başlamadım, sizin sözünüzle de bitirmem.
Siz zaten en zor günlerimde yanımda değildiniz.
Ben mücadeleyi kişilere göre değil, ilkelere göre verdim. Ve ben yine halkın sorunlarını, bildiğim doğruları anlatmaya devam edeceğim.