Bayrağın tarihte ilk kimler tarafından kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte yaklaşık olarak 4 bin yıl önce Mısırlıların bayrak kullandığı tahmin edilmektedir.

 

Genel olarak bir milletin sembolü olarak adlandırabileceğimiz, üzerinde çeşitli renkler ve işaretler bulunan, dört köşe bir kumaş parçasıdır bayrak.

 

Türk topluluklarında beyaz, siyah, üzerinde güneş ve aslan bulunan veya daha başka değişik şekillerde bayraklar kullanılmıştır.

 

Osman Gazi döneminde önceleri kırmızı bayrak kullanılmış, daha sonra beyaz bayrak tercih edilmiştir.

 

XVI. yy’da Yeniçeriler ve Sipahiler ayrı renk ve şekillerde bayraklar kullanmışlardır. Yeniçeriler ak, sipahi bölükleri kırmızı, silahtar bölükleri sarı, orta ve aşağı bölükler de alaca bayrak kullanmışlardır.

 

Bugünkü kırmızı beş köşeli ay yıldızlı bayrağa doğru ilk adım, ikinci Mahmut zamanında atılmıştır. Ay ile yıldızın kullanılması ise XVIII. yy sonlarında ve III. Selim döneminde görülür. Yalnız o zamanki yıldız şekli 8 kolludur. Kol adedi sekizden beşe Abdülmecit zamanında inmiştir.

 

Böylece XIX. yy.’nin ilk yarısından itibaren bugünkü şekli ile ay yıldızlı bayrak Osmanlıların devleti temsil eden resmi ve milli bayrağı oldu.

 

Cumhuriyet hükümetince 1925 yılında bir bayrak talimatnamesi yapıldı. Böylece milli bayrakla savaş ve ticaret gemilerine mahsus bayrakların şekli tespit edildi. 1937 yılında da Türk Bayrağı Nizamnamesi yayımlanarak ay yıldızlı bayrağımız kesin şeklini aldı.

 

Bayrak, bir milletin sembolüdür demiştik. Aynı zamanda bir milletin bağımsızlığının, var oluşunun, hür oluşunun göstergesidir. Bayrak bir milletin şerefi, namusu ve hâkimiyetinin sembolüdür.

 

Anayasamızın dördüncü maddesi ile “Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.” hükmü ile üçüncü maddedeki “Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.” hükmü kesinlik kazanmıştır.

 

Bayrağın, kimi milletler için bizimkisi kadar kutsal sayılmadığına inanıyorum. Öyle ki, “Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü” demiş, Arif Nihat Asya.

 

Düğün evlerinde düğün olmanın nişanesidir bayrak. Şehitlerimizin cennet yolculuğuna uğurlanışı, savaşlarda yenilmezliğin göstergesi, barışta ebediyen bağımsız kalmanın göstergesidir bayrak.

 

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” dizeleriyle başlayan İstiklal Marşımızın özünde de bayrağımıza hitap, bayrağa övgü, bayrak sevgisi var.

 

Bayrak kesinlikle bir kumaş parçası değil, uğrunda ölünecek, canların, cananların feda edilebileceği, millet ve vatanın, istiklal ve bağımsızlığın sembolüdür.

 

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır; Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.”

21.06.2011

 

 

Fahrettin ÇELİK

www.samsathaber.com

adıyaman

www.adiyamanlilar.net