Kadınları, halkları ve kimlikleri aşağılayan; kadın bedeni üzerinden üretilen cinsiyetçi dili “espri”, “nükte” ya da “mizah” olarak sunan anlayışı kabul etmiyorum.

Rahmi Koç’un Kürt kadınlarını hedef alan, onları bir fıkra ve kalıp yargılar üzerinden değerlendiren söylemlerini kınıyorum. Toplumun herhangi bir kesimini etnik kimliği, inancı veya kökeni üzerinden küçümseyen, ötekileştiren ya da aşağılayan ifadeler; saygıya, eşitliğe ve birlikte yaşama kültürüne zarar verir.

Kürt, Türk, Alevi, Sünni, Ermeni; farklılıklarımızla birlikte Anadolu’yuz. Bu toprakların zenginliği, çeşitliliğinde ve ortak yaşam kültüründedir.

Kamuoyunda etkisi olan kişilerin kullandıkları dil konusunda daha özenli olmaları, farklı kimliklere ve toplumsal hassasiyetlere saygı göstermeleri gerekir. Kürt kadınları da tüm insanlar gibi onur, saygı ve eşit muameleyi hak etmektedir.

Ayrıştırıcı değil, birleştirici; incitici değil, kapsayıcı bir dilin benimsenmesi gerektiğine inanıyorum.

Kadınlar hiçbir biçimde aşağılayıcı söylemlerin konusu değildir. Kürt kadınları da bu ülkenin eşit ve onurlu yurttaşlarıdır. Cinsiyetçiliği, ayrımcılığı ve halklar arasında önyargıları besleyen her türlü söylemin karşısındayız.

Toplumun her kesiminde; eşitliği, karşılıklı saygıyı ve insan onurunu esas alan bir dilin hâkim olması gerektiğini savunuyoruz. Ayrımcılığı yeniden üreten değil, eşitliği ve kardeşliği büyüten bir toplumsal kültüre ihtiyaç vardır.
Kadınları ve halkları hedef alan cinsiyetçi, ayrımcı söylemleri kınıyor; herkesi nefretin ve ötekileştirmenin değil, eşitliğin ve birlikteliğin bir olduğu dayanışmaya davet ediyorum.