6 Şubat depremleri, yalnızca binalarımızı değil; ihmallerimizi, eksiklerimizi ve hazırlıksızlığımızı da gözler önüne serdi. #Adıyaman başta olmak üzere bölgemiz, büyük bir acının ve ağır kayıpların merkezinde yer aldı. Binlerce insanımızı yitirdik, yüz binlerce vatandaşımız evsiz kaldı. Bu acı tecrübe, bize çok net bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Deprem, bu coğrafyanın kaçınılmaz bir gerçeğidir.

Bugün bilim insanları ve uzmanlar, bölgemiz başta olmak üzere ülkemizin farklı noktalarında deprem riskine karşı önemli uyarılarda bulunmaktadır. Bu uyarıları kaygı oluşturmak için değil, gerekli tedbirlerin zamanında alınabilmesi için yapılmış bilimsel değerlendirmeler olarak görmek gerekir. Geçmişte yapılan birçok uyarının ne kadar haklı olduğu yaşanan acı tecrübelerle ortaya çıkmıştır.

Depremleri engellememiz mümkün değil. Ancak depremin yıkıcı sonuçlarını azaltmak, can kayıplarını en aza indirmek ve kentlerimizi daha güvenli hale getirmek bizim elimizdedir. Bunun yolu; sağlam yapılaşmadan, sıkı denetimden, bilimsel şehir planlamasından ve toplumun her kesiminde deprem bilincinin oluşturulmasından geçmektedir.

Adıyaman’ın yeniden inşa süreci yalnızca yeni binalar yapmakla sınırlı kalmamalıdır. Asıl hedefimiz, daha güvenli, daha dayanıklı ve daha yaşanabilir şehirler kurmak olmalıdır. Yerel yönetimlerden merkezi idareye, mühendislerden müteahhitlere kadar herkes sorumluluğunu eksiksiz yerine getirmelidir. Çünkü deprem değil, ihmal öldürür.

Vatandaşlarımızın da deprem konusunda bilinçli olması büyük önem taşımaktadır. Acil durum planlarının hazırlanması, toplanma alanlarının bilinmesi ve düzenli eğitimlerin yapılması, olası afetlerde hayat kurtaracak en önemli unsurlardır.

Yaşadığımız acıları unutmak mümkün değil. Ancak bu acılardan ders çıkarmak ve geleceği daha güvenli hale getirmek zorundayız. Adıyaman ve bölgemiz, depreme karşı her zaman hazırlıklı olmalı; bilimden, akıldan ve ortak sorumluluk bilincinden asla vazgeçmemelidir.

Diyeceksiniz ki bugün içimizde yaşadığımız siyasi deprem daha büyük. Toplumsal gerilimlerin, ekonomik sıkıntıların ve siyasi tartışmaların oluşturduğu sarsıntılar da insanlarımızı derinden etkilemektedir. Ancak ister doğal afetler olsun ister toplumsal ve siyasi çalkantılar, önemli olan dayanma gücümüzü kaybetmemektir. Sarsıntı ne kadar büyük olursa olsun, birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz, aklın ve bilimin rehberliğinden ayrılmadığımız sürece her zorluğun üstesinden gelebiliriz. Geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine kurmanın yolu da ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmekten geçmektedir.
#DepremGerçeğiniUnutma