Hayatta insanın karşısına her kesimden insan çıkıyor. Kimi profesör, kimi işçi, kimi esnaf, kimi yönetici... Zamanla anlıyorsunuz ki insanın gerçek değerini ne yaptığı iş ne de banka hesabı belirliyor. Asıl farkı ortaya koyan şey, aldığı terbiye oluyor.
Terbiye görmüş insanın yanında kendinizi rahat hissedersiniz. Çünkü nerede nasıl konuşacağını bilir. Karşısındakini dinler, sözünü kesmez. Fikir ayrılığı yaşansa bile saygısını kaybetmez. En önemlisi de her duyduğuna cevap vermek zorunda olmadığını bilir. Bazen susmanın, uzun uzun konuşmaktan daha anlamlı olduğunu fark etmiştir.
Buna karşılık, öyle insanlar da var ki daha üç dakika sohbet etmeden insanı yormaya yetiyor. Sürekli kendini anlatan, başkasını küçümseyen, sesini yükselterek haklı çıkacağını sanan, nezaketi zayıflık olarak gören insanlar... Böylelerinin bulunduğu ortamda huzur uzun sürmüyor.
İşin ilginç tarafı ise bunun eğitimle, meslekle ya da maddi durumla hiçbir ilgisinin olmaması. Kravat takmak insanı beyefendi yapmıyor. Lüks bir makam odasında oturmak da görgü kazandırmıyor. Aynı şekilde mütevazı bir hayat yaşayan, belki fazla okuma imkânı bulamamış bir insanın öyle bir edebi, öyle bir nezaketi oluyor ki yanında saatlerce otursanız sıkılmıyorsunuz.
Çünkü terbiye, okulda verilen bir ders değil; ailede başlayan, insanın karakterine işleyen bir eğitimdir. 'Lütfen', 'teşekkür ederim' ve gerektiğinde 'özür dilerim' diyebilen insanlar, gittikleri her yere güzellik bırakırlar.
Ne yazık ki son yıllarda insanlar birbirini dinlemek yerine susturmaya çalışıyor. Farklı düşünene tahammül azalıyor. Kabalık ise doğallık ya da dürüstlük diye sunuluyor. Oysa kırmadan konuşabilmek de bir meziyettir. Her doğru, her yerde ve her şekilde söylenmez.
Yaş ilerledikçe insanın aradığı şeyin zenginlik ya da makam olmadığını daha iyi anlıyorsunuz. İyi bir dost, güzel bir sohbet ve saygılı insanlar... Asıl zenginlik bunlarmış.
Unutmayalım; insanın makamı, serveti ve diploması ilk bakışta dikkat çeker. Ama geriye dönüp hatırlanan, daima terbiyesi ve bıraktığı güzel iz olur. Çünkü insanı insan yapan, sahip oldukları değil; sahip olduğu ahlâk ve terbiyedir.