Kimi zaman kalabalıklarda kendimizi yalnız, kimi zaman yalnızken kendimizi kalabalıklar içerisinde görürüz. Kimi zaman da bazı sevdiklerimizin yanımızda olmasını isteriz. Bu bize güç verir, sırtımızı bir dağa yaslamış gibi hissederiz.

Her zaman söylerim, 3 çeşit arkadaşlık vardır diye.

Sokak ( boş, avare, aylak aylak gezenler için) arkadaşlığı, aile arkadaşlığı ve iş ( kahve, meslek… gibi) arkadaşlığı.

En güzeli üçünün bir arada bulunması (ki bu çok zor bir şeydir, nadiren olabilen arkadaşlıklardır.) sonra, en güzel olan ailevi arkadaşlığıdır. Sen onla, eşin eşiyle, çocukların çocuklarıyla arkadaştır. Arada sevgi vardır, saygı vardır, hürmet, vardır, şefkat, merhamet, güven, itimat ve daha birçok insanî değer vardır. Belki sokak veya iş arkadaşlığı gibi her zaman bir arada olamayabilirsiniz; ancak bilirsiniz ki,  her an orada olduğunu, başınız sıkıştığınızda her an yanı başınızda olacağını/olabileceğini bilirsiniz. Sevildiğinizi, hatırlandığınızı, değer verildiğinizi, yardım isteyeceğiniz birileri olduğunuzu bilirsiniz. Bu size güç veriri, cesaret verir, güven duygusu verir.

Şüphe yok ki iş arkadaşlığı da çok önemlidir. İlla ki çok samimi olduğunuz, sırlarınızı, dert ve tasalarınızı paylaştığınız birkaç samimi, dürüst, arkadaşınız, dostunuz vardır. Ancak çok önemsenmediği durumlarda, her şey orada kalabilmektedir. Sokak arkadaşlığında ise, her şey sokakta kalmaktadır. Akşama kadar gez dolaş, sonra evli evine, sepeti koluna, herkes kendi yoluna. “Peki, bu işin istisnaları yok mudur, hepsi böyle midir?” derseniz? Elbette hayır. Hepsi böyledir demek, haksızlık olacaktır. İstisnalar vardır şüphesiz.

Bu sebepledir ki arkadaşsız, dostsuz kaldığımız zamanlar; bizim için işkence gibi olan, kendimizi en kötü hissettiğimiz zaman dilimleridir.

Çoğu zaman hangi arkadaşlarımız ve dostlarımızdan nasıl olursa olsun, muhakkak kendimizi yalnız hissedir, sıkıntılar yaşarız.

Bir iç muhasebe içerisine girmediğimiz/giremediğimiz ve özeleştiri yapamadığımız için, çoğu zaman karşı tarafı, arkadaşımızı, dostumuzu suçlar dururuz ve bizi anlayamadıklarından sitem eder, şikâyetçi oluruz. Karşı tarafı suçlarken, neden nefret ettiğimizi veya bizden nefret edildiği sebebinin aslında bizden de kaynaklanabileceğini asla ve kat’a kabul etmeyiz, aklımıza bile gitmek istemeyiz.

Bazen gülümseyebildiğimiz veya tebessüm ettiğimiz bir anın bile, ya da karşıdan gördüğümüz o anın bize mutlu ettiğini/edebileceğinizi unutuveririz. Karşımızdakinin bizden hoşlanmadığını gördüğümüz an da bile, tatlı bir tebessümün aradaki buzları eritebileceğini bir türlü kabul etmeyiz.

Olan her şeyden bir ders çıkarmamız gerekir. Aksi takdirde kendimizi yalnız, kalabalık içerisinde bile ötelenmiş gibi hissederiz, bu yüzden öncelikle kendimize gelmeli, dönüp yaptıklarımıza tekrar gözden geçirmeliyiz. Yapılan ve söylenen her şeyden çıkarılması gereken ve çıkarabileceğimiz dersler vardır ve olmalıdır da.

Malum ömür hızla geçiyor. Dur durak dinlemeden, ırmak misali her gözden kayboluyor. Olan bitenin geri getirilmesi çok zor, hatta imkânsız! Zamanı ne güzel şekilde değerlendirme ve faydalandırma yoluna gitmeliyiz. Arkadaşlarımızın ve dostlarımızın kıymetini bilmemiz gerekiyor. Hayatta başkaları tarafından sevilmek, sayılmak işitiyorsak, öncelikle, yüreğinizi sevgi dolu olmalı ve bundan başkaları faydalanmalı, yoksa bir türlü yalnızlıktan kurtulamazsınız.

Şimdi diyebilirsiniz ki bu devirde, bu zamanda, gerçek dost ve arkadaş bulmak çok çok zor. Evet, çok haklısınız. Gerçekten de iyi arkadaşı ve dostu olanı bulup tebrik etmek gerekir. Menfaate dayanmayan dostluklar ve arkadaşlık bulmak, hakikaten çok zor. Belki yıllar önce olsaydı olabilirdi, ama şimdi her şey değişti. Dostluğun, arkadaşlığın anlamı bile yitirildi, olanlar da kadir kıymet bilmiyorlar. Dost, arkadaş olmak için gayret ve çaba gösterenler, ya saçma sapan kişilikli, ya enayi, ya da saftirik olarak görülüyorlar. Bu yüzdendir ki her zaman bir yanımız eksik, noksan, bir yanımız arızalı olmaktadır. Menfaatsiz ve bedelsiz bir dostu ve arkadaşı olanlar, inanın çok şanslılar ve gönülden zengindirler.

O yüzden, her zaman iyi bir dost, dost, illa bir dost diyorum. Çünkü kalabalıklarda yalnızlık çektiğiniz zaman, ya da yalnızken, derin düşüncelere dalarken, yanınızda kimseyi göremediğiniz zaman, hakiki, gerçek bir dostun kıymetini daha iyi anlayacaksınız.

 

Kerim BAYDAK

[email protected]