Etrafımızdaki nezaketsizliği, özellikle siyasette giderek sertleşen üslubu, tahammülsüzlüğü ve insanların birbirine hakaret içeren mesajları görünce, Aziz Nesin’in komşusuna yazdığı o nazik uyarıyı yeniden hatırlatmak istedim.
Belki hepimize bir şey söyler:
“Değerli Komşumuz,
Öncelikle aynı apartmanı, aynı merdiveni ve aynı hayatı paylaştığımız için komşuluğun kıymetini bildiğimizi belirtmek isteriz.
Elbette herkesin evinde hayat devam ediyor; çocuk güler, sandalye çekilir, misafir gelir, bazen insanın elinden bir şey düşer. Bunların hepsi hayatın doğal sesleridir.
Fakat bazı sesler var ki, insan kendi evinde otururken ‘Acaba bizim evin duvarları mı inceldi?’ diye düşünmeye başlıyor.
Sizden ricamız, özellikle gece saatlerinde biraz daha dikkatli olmanız. Biz de elimizden geldiğince sizi rahatsız etmemeye özen göstereceğiz.
Sonuçta apartman dediğimiz şey, birbirinden habersiz insanların üst üste yaşadığı bir bina değil; birbirinin huzuruna dikkat eden insanların ortak evidir.
Aziz Nesin’ in gürültü yapan komşusuna nezaketle yazdığı mektup,
“Sevgili Kazım Bey’ciğim,
Hiç grev yapmadan, Pazar günleri bile çalışan, apartmanın ikinci katındaki fabrikanızdan dolayı sizi candan kutlarım. Büyük bir icat üzerinde çalıştığınızı tahmin ettiğimden, bu saate kadar kıyıp da fabrikanızın çalışmasını engellemek istemedim.
Ama böyle giderse, her zaman faal olan fabrikanızın altında çalışıp para kazanamayacağımdan, bizim aileyi de geçindirmek size düşecek.
Çok uzun zamandan beri fabrikanız çalıştığına göre, bir büyük gemiyi parça parça yapmakta olduğunuzu tahmin ediyorum.
Herhalde parçaları birleştirip gemiyi yapınca hepimizi şaşırtacaksınız. Artık bugün akşam olmak üzere.
Acaba fabrikanızı bir iki saat paydos edip, biraz da benim çalışmama müsaade eder misiniz ?
Bu iyiliği bir yazardan esirgemeyeceğinizi düşünerek, size hürmet olarak imzalı bir kitabımı gönderiyorum.
Saygı ve iyi komşuluk dileklerimizle.”
Evet, asıl meseleye geleyim. Birbirimize yaklaşım şeklimiz, üslubumuz önemlidir. Düşüncelerimiz farklı olabilir.
İnançlarımız, tercihlerimiz, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir.
Ama hiçbir farklılık, karşımızdakini aşağılamayı, hakaret etmeyi, incitmeyi meşru kılmaz.
Belki de birbirimize biraz daha az seslenip, biraz daha fazla kulak vermenin zamanıdır.
Çünkü bazen sorun, söylediğimiz şey değil; onu söylerken karşımızdakine insan olduğunu unutmamızdır.
Bilmem anlatabildim mi?…