Baştan belirteyim; ben oldum olası anketlere fazla inanmam.
Dün kanalları gezerken bir araştırma şirketinin sonuçlarına rastladım. “Bugün seçim olsa hangi parti ne kadar oy alır?” diye sorulmuş ve Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 5,3’lerde gösterilmiş.
Doğrusu, bu rakam bana CHP’nin gerçek gücünü anlatan bir sonuç değildir.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, bugün kurulmuş bir parti değildir.
Bu ülkenin kuruluşunda, Cumhuriyet’in inşasında ve demokrasi mücadelesinde köklü bir geçmişe sahip olan bir partiden söz ediyoruz. Böylesine köklü bir siyasi hareketi yalnızca bir anketin verdiği rakamla değerlendirmek doğru olmaz.
Anketler bugün başka, yarın başka sonuçlar gösterebilir.
Ama siyasi partilerin gerçek gücü, sandıkta ve halkın gönlündeki karşılığında ortaya çıkar.
Bu da benim anketim…
Benim anketim sokakta.
Pazarda.
Kahvede.
İşçinin alın terinde.
Emeklinin sofrasında.
Çiftçinin tarlasında.
Gençlerin gelecek hayalinde.
Demokrasiye ve özgürlüklere inanan insanların vicdanında.
İşte ben CHP’nin gerçek gücünü burada görüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi bir lider partisi değildir.
CHP bir kitle partisidir.
Kitle partilerinin zaman zaman zor dönemlerden geçmesi mümkündür. Siyasette inişler de vardır, çıkışlar da…
Ancak köklü siyasi hareketlerin en önemli özelliği, zor dönemlerde yeniden çıkış yolu bulabilmeleridir.
Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin de bunu başaracağına inanıyorum.
Çünkü CHP’nin arkasında yalnızca bir parti teşkilatı değil, bir siyasi birikim, bir tarih ve bu ülkenin milyonlarca insanıyla kurulmuş güçlü bir bağ vardır.
Bir ağacın dalları ne kadar güçlü olursa olsun, onu ayakta tutan gövdesidir.
CHP’nin gövdesi de halktır.
Bugün yapılması gereken, bu güçlü gövdeyle dalları yeniden buluşturmak, halkın beklentilerini daha güçlü bir şekilde siyaset sahnesine taşımaktır.
Türkiye’nin insanları geçim derdi yaşıyor.
Gençler geleceklerini düşünüyor.
Emekliler daha iyi bir yaşam istiyor.
Çiftçi ürettiğinin karşılığını almak istiyor.
Esnaf ayakta kalmak istiyor.
İnsanlar adalet, demokrasi ve özgürlük istiyor.
İşte CHP’nin iktidar yürüyüşünde yeniden güçlü bir şekilde seslenmesi gereken yer tam da burasıdır.
Halkın beklentileri değiştikçe siyasetin dili de değişir.
Ama CHP’nin demokrasi, özgürlük, adalet ve halkın iradesi konusundaki temel değerleri değişmez.
Cumhuriyet Halk Partisi, geçmişten aldığı bu büyük mirası geleceğin Türkiye’sine taşıyabilecek güce sahiptir.
Elbette bunun yolu halkı daha fazla dinlemekten, toplumun bütün kesimleriyle daha güçlü bağlar kurmaktan ve Türkiye’nin geleceğine dair güven veren bir vizyon ortaya koymaktan geçmektedir.
Ben, CHP’nin bunu yapacağına inanıyorum.
Çünkü CHP bugünün değil, kökü geçmişe uzanan ve geleceğe bakabilen bir siyasi harekettir.
Bir anket CHP’yi yüzde 5,3 gösterebilir.
Başka bir anket farklı bir rakam ortaya koyabilir.
Benim için bunların hiçbiri tek başına belirleyici değildir.
Asıl anket sandıktır.
Asıl anket halkın vicdanıdır.
Asıl anket, seçim günü vatandaşın elindeki mühürdür.
Ve o gün geldiğinde, bugünden yapılan bütün hesaplar yeniden değişebilir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde hâlâ büyük bir iktidar mücadelesi vardır.
Ben bu köklü partinin, kendi birikiminden ve halkın gücünden yararlanarak yeniden bir çıkış yolu bulacağına inanıyorum.
Çünkü siyaset uzun bir yoldur.
Bugünün tablosu yarının kaderi değildir.
Ve CHP gibi köklü bir siyasi hareket için bir anket sonucu, bir son değil; yeniden düşünmek, yeniden kenetlenmek ve yeniden halkın karşısına güçlü bir umutla çıkmak için sadece bir vesiledir.
Bu yüzden benim anketimin sonucu bugün değil, sandık günü belli olacak.
Ve sandıkta son sözü yine halk söyleyecek. Ve CHP yine Türkiye’ nin birleştirici gücü olacak.