Cevap verilecek sorular, sorular…
Aşırı sıcaklardan tutmakta zorlanılsa da Ramazan orucunda son birkaç güne girdik.
Bir sonraki oruca kavuşur muyuz, kavuşamaz mıyız, Allah bilir.
Dünya üzerinde insanların, özellikle Müslümanların zülüm altında, işkence altında inim inim inledikleri, yerlerinden yurtlarından oldukları bir zamanda, orucumuzu ne kadar bihakkın yerine getirdik.
Durup düşünmek ve özeleştiri yapmak gerekir.
Sorulması gereken bir takım sorulara acaba cevap verebiliyor muyuz ya da ne kadar cevap verebiliyoruz?
Müslümanlar, sömürgeci zalim, gaddar emperyalist şer güçlerinin menfaatleri uğruna kurban edilirken/seçilirken, bizler ne kadar gönül rahatlığıyla oruç tuttuk?
İnsanlar aç, susuz yaşamaya mecbur bırakılırken, bizler envayi çeşit yiyecek ve içeceklerle süslenmiş, küs sütünün eksik olmadığı sofralarımızda nasıl orucumuzu, iftarlarımızı açabildik?
İnsanların kavurucu sıcakların altına kızarırcasına çalıştıklarını gördükten sonra, nasıl klimalı ortamlarda ve soğuk su kenarlarında, ağaç gölgelerinde serinleyebildik?
Oruç, sosyal yardımlaşma, dayanışma, barış, kardeşlik derken, komşusunun ekmek bulamadığı bir ortamda, ne kadar yardım edebildik?
Annesi-babası olmayan çocukların, çocukları olmayan anne-babaların o vicdanlarını ( varsa tabi) sızlatan manzaralara şahitlik ederken, bir an üzülmüş görünüp, sonra unutuverirken, ne kadar halleriyle hemhal olabildik?
Başlarını sokabilecek bir yerleri olmayan insanları düşünerek, senede bir defa bile kefenleri (örtüleri) kaldırılmayan halı, koltuk ve benzeri ev eşyalarıyla dayanmış, döşenmiş evlerimizde otururken ne kadar rahat edebildik?
Sersefil, perişan ve yokluk ve sefalet içerisinde yaşayanları görünce, kendimizi ne kadar sorumlu hissedebildik?
Ne kadar vicdan azabı çektik?
Nasıl bir ruh haliyle, yüce yaratana içten samimi olarak hayır ve kurtuluş için dua ve niyazda bulunabildik?
Tuttuğumuz oruçlar (Allah kabul etsin) bizi bundan sonraki yaşantımızda ne kadar etkileyecektir?
Bundan sonra kendimize ne kadar çeki düzen verecek, Hakim-i Mutlak’ın bize verdiği nimetlere karşı şükrümüzü ne kadar eda edebildik?
İşte bayram arefesi geldi, nasıl bir bayram kutlayacağız?
Verilen nimetlere karşı şükür ve niyazlarla nasıl dua edeceğiz?
Rabbimizden hayırlı olanı isterken, hangi yüzle ve nasıl isteyeceğiz?
Başkası için istemediğimiz bir şeyi, kendimiz için nasıl isteyeceğiz?
Müslümanların yüzü gülmezken, biz nasıl güleceğiz, eğleneceğiz, yiyeceğiz, içeceğiz?
Evet, sorular sorular sorular…
Cevap verilerek, yapılması gereken o kadar çok soru var ki…
Tabi ki sorulara cevap vermesi gereken, Müslüman olup, oruç tutanlaradır sözümüz…
Sorulara vereceğiniz cevaplardan sonra; yemeklerde yediğiniz lokmalar midenize tıkanıyor mu, konuşurken sözler boğazınızda düğümleniyor mu, televizyon, radyo ve gazetelerde gördüğünüz insan manzaralarından sonra dizlerinizin bağı çözülüyor mu, yüreğinizin deriliklerinde bir yerlerde ağrı/sızı hissedebiliyor musunuz?
Bir düşünün bakalım.
Kerim BAYDAK