Geçen haftaki yazımda, soğuk havalarda evimizde misafir ettiğimiz, hamile olduğunu fark edince doğumu bizde yapması için eve aldığımız bir sokak kedisinden bahsetmiştim. Bu kedi dört yavru doğurdu. Yavrular yirmi günlük olduklarında bir tanesinin bir gün içinde kilo kaybettiğini fark ettim. Alıp veterinere götürdüm. Veteriner yeterince beslenemediği için zayıfladığını söyleyerek gıda takviyesi verdi. Eşimle birlikte minik biberonla döke saça yavruyu beslemeye çalıştık. Bir sonraki gün yavruda bir değişiklik olmadığını görünce tekrar veterinere götürdüm. Bu kez sırtından iğne yapıp, saat başı beslememi söyledi. Eve geldikten sonra iki kez mama verdim. Bu arada yavrunun solunumu zorlaştı, mama vermeyi kestim. Geçtiğimiz Cumartesi gecesi saat bir’de yavru son nefesini verdi. Yirmibir günlük kısacık hayatı son buldu. Ölü yavruyu diğer yavruların bulunduğu kutudan alıp hemen yanındaki çamaşır sepetinin içine küçük bir havlunun üzerine koydum. Anne sepete girdi yavruyu önce nazikçe, ardından sertçe en az on dakika yaladı. Sonra patisinle sağa sola çevirdi. En az onbeş dakika uğraştı. Ardından hızla diğer yavruların yanına geçip, yavruları ısırıp patisi ile vurmaya, kutunun duvarlarına savurmaya başladı. Resmen yavruları dövdü. Ne yapacağımı bilemedim. Yavrular bağırmadıkları için canlarının yanmadığına karar verip izlemekle yetindim. Bir süre sonra yavruları bıraktı.Daha sonra öğrendiğime göre, böyle davranarak yavruların yaşayıp yaşamadığını test etmiş. Ben bir süre daha ölü yavruyu sepette bırakıp, ardından kaldırdım. Cumartesi gecesi, Pazar günü ve Pazar gecesi sabah dörde kadar evin içinde ağlarcasına bağırarak yavrusunu aradı. Bir ara ben de kendimi tutamayıp ağlarken, yanıma geldi kafasını kucağıma dayadı gözlerime baktı. Bu kedicik sokak kedisi öyle kucağa falan gelen bir tip değil. Sevilmeye bünyesi alışık değil. O kadar gariban ki bizim dışımızda kimse tarafından sevildiğini de sanmıyorum. Geçen hafta annelik içgüdüsü insanlar da mı, yoksa hayvanlarda mı daha güçlü diye sormuştum. Bu sorunun cevabını şimdi biliyorum. Kesinlikle hayvanlarda daha güçlü. Hiçbir hayvan yavrusunu doğurup, tuvalete atmıyor veya bakamıyorum deyip, birilerine veya bir yerlere bırakmıyor. Bu pisiciğin ölümünün üzerinden yedi gün geçti, anne hala evin içinde bağırarak yavrusunu arıyor. Bazen otururken yanıma gelip, kucağıma başını koyup yüzüme bakıyor, o gözlerdeki hüzün hala o kadar yoğun ki, kısa sürede geçeceğe benzemiyor.