Son zamanlarda ilimizde ve çevremizde meydana gelen trafik kazaları gündem oluşturmaya devam ediyor.

Sadece ilimizde değil, aynı zamanda ülkemizde de trafik kazalarının ardı arkası kesilmiyor.

Kaza haberlerini duyunca adeta yüreğimiz parçalanıyor! Kimi elini, kimi ayağını, kimi kafasını v.s. yaşanan kazalar neticesinde kaybederek ağır bir şekilde yaralanıyor!

Kimisi de hayatını kaybediyor! Kimisi feci bir şekilde yaralanıp tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yenik düşerek her gün ölüp ölüp diriliyor!

Bu tür manzaraları görünce ya da duyunca ciğerimiz parçalanıyor!

Atalarımızın ifade buyurduğu gibi; “Ateş düştüğü yeri yakıyor” lakin bu ve benzer manzaralarla karşılaşınca da insanın yüreği yanıyor…

Bir insanın kaderinde ne varsa, günü ve saati gelince mutlak anlamda başına da geliyor.  Zira insanlar bazen de cüz-i iradesini kullanmalıdır.

Yoksa trafik kurallarına riayet etmeden araç kullanır, emniyet kemerinizi bağlamadan yola koyulursanız, yolda trafik işaret ve levhalara uymadan hız yaparsanız işte o zaman kazalara davetiye çıkarırsınız.

Yani kusura bakmayın ama bunun adına da kader diyemezsiniz.

Biraz gerçekçi olmak lazım:

Yola çıkarken trafik kurallarına uyuyor, tedbirinizi ona göre alıyor, dümeninizi dikkatli bir şekilde kullanıyor ve buna rağmen de kazalara mağlup oluyorsanız elbette bunun adına kader denilir ve kadere de boyun eğilir.

Günün birinde, yüksekte inşa ettiği köşküne çıkan Hz. Davut, merdivenin son basamağındayken Azrail ayağına yapışır!

Ölüm meleğine seslenen Davut aleyhi selam; “Bırak ayağımı köşküme çıkayım, ondan sonra ruhumu al.

Aksi halde herkes ‘Köşke çıkmasaydı düşmeyecekti, çıktığı için merdivenden düştü ve öldü’” diyecek… 

Azrail şöyle cevap verir:

“Senin saatin doldu! Kaderinde böyle yazılmış, ruhunu hemen burada almakla vazifeliyim.”

Hz. Davut, “O zaman bırakın ben düşüp ölmedim, öldüm de düştüm, diye iki satır yazı yazayım herkes bunun kader olduğunu anlasın” der.

Yola çıkarken her türlü tedbiri alalım ve almış olduğumuz halde başımıza bir kaza gelirse, o zaman Hz. Davut’un ifadesiyle adına “Kader” diyelim…

Ne olur biraz daha tedbirli davranalım, bunu hem kendimiz, hem de yakın akrabalarımız, eş ve dostlarımız, bizleri seven, bilen ve tanıyan herkes için yapalım.

Aksi takdirde daha çok yüreklerin dağlanmasına vesile oluruz...

            Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

 

                                                                                                             Bilal KARADAĞ

                                                                                                    [email protected]