İnsanoğlu için yer, mekân ve zaman vazgeçilmezleri arasındadır.

Belki yer ve mekâna sahiplik edebiliyoruz, ancak iş zamana gelince; hemen avucumuzdan, parmaklarımızın arasında kayıverip gitmektedir.

Ne zamana ve ne de zaman içerisinde canlarımıza, sevdiklerimize sahiplik edemiyoruz.

Belki “yer ve mekân da öyle değil mi?” diyebilirsiniz.

Doğrudur, yaşanan ömür paralelinde, onları da bırakıp gidiyoruz.

Ancak yine de insanın bir yere ait olması, bir mekânının olması kadar çok istediği başka bir şey yoktur.

“Derme çatma olsun, yeter ki bir yerim ve mekânım olsun!” demez miyiz?

Hadi bu dünyadan geçtik, ahiret için de “ cennetlik veya cehennemlik” diye bir tabir de var.

Yani anlaşılan, illa ki bir yerimiz vardır ve olacaktır, olması gerekir.

Bu bizi hem mutlu eder, hem kıymetli eder, hem de büyük bir zorunluluk gibi kendimizi iyi hissetmemize vesile olur, bizleri huzurlu kılar.

O yüzdendir ki yer ve mekân, insanoğlunu tamamlayan iki vazgeçilmez kavramdır.

***

Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş.

Plansız ve programsız birçok iş hüsranla sonuçlanmıştır.

Bir anlık menfaat uğruna, kişiliğinden ya da nefsanî duygularından ödün vermeler, çoğu zaman telâfisi güç sonuçlar meydana getirmektedir.

Bazen hesabı-kitabı yapılmayan küçük uygulamalar neticesinde, içinden çıkılmaz büyük hadiseler yaşanmasına sebep olabiliyor.

Bu maddî anlamda insanları zor durumlara düşürerek, sağlığının yitirilmesine kadar gidebiliyor.

Dikkatli olmak gerekir.

***

Denir ki  “eskiye rağbet olsaydı, bitpazarı vazgeçilmez olur, nur yağardı.”

Belki eskilere ve eskiden yaşanmışlıklardan vazgeçildi, ama inanın hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı.

Ne gülüşler, eski gülüş,

Ne sevinçler, eski sevinç,

Ne yenilenler de eskide ki gibi lezzet,

Ne içilenler de eskide ki gibi tat var.

İnsan ilişkilerinde bile farklılık…

Her şey bir acayip oldu.

Bazen eskiyi aramak elzem oluyor.

Büyüdük de çocukluğumuzu mu arar olduk!

Yoksa küçükken farkına mı varmazdık!!

Hangisi?
 
 

Kerim BAYDAK

[email protected]