Bir zamanlar ülkemizin en yetkili bir ismi, “Türkiye’nin yüzde doksan dokuzu Müslüman’dır” diye meydanlarda naralar atardı.
Hınca hınç alanları dolduran bizim gibi avam tabaka ise, naralar kapsamında telaffuz edilen İslamvari cümlelerle galeyana gelerek, avuçlarının içi kızarıncaya dek alkış tufanına tutardı malum zat-ı muhteremi.
İslami içerikli sloganlarla bütünleşen alkışlar, tabiri caiz ise insan selinin ruh haletini benliğinden koparıp, bambaşka mecralara taşırırdı adeta.
Oysa bugün oturup düşünce deryasında kolaçan ettiğimizde, toplumumuzun yaşam tarzının İslam’la bağdaşmadığını esefle görmekteyiz.
Meğer geçmiş zamanlarda atılan hamasi nutuklar, nutuklarla birlikte oluşan olağanüstü söylem ve eylemler kocaman bir blöfmüş.
Bu satırları okurken, “olur mu canım, asırlardır hamuru İslam’la yoğrulmuş necip bir milletiz” diye serzenişte bulunanların sesini ise şimdiden duyar gibiyim.
Ama o zat-ı muhteremlere diyeceğim o ki:
Bakınız, daha cumartesiyi pazara bağlayan gece, Hıristiyan âleminin geleneklerinden olan Miladi yılbaşı gecesini adeta “vur patlasın çal oynasın” edasıyla çılgınca kutladık.
Bu geceyi yâd etme uğruna sayısız hindiyi keserek, sofralarla buluşturduk ve iştahla midemizin kutsal derinliklerine indiriverdik.
Üstüne üstlük su gibi alkol tüketerek, zil zurna sarhoş olduk ve sarhoşluğun cazibesiyle türlü melanetin odağında yer aldık.
Yetinmedik, ciğerlerimize oksijen enjekte eden, dağların yeşil örtüsü olan o güzelim çam fidanları acımasızca bir bir devirerek, zevki sefamızı katmerleştirdik.
Bütün bunları yaparken, öbür taraftan asıl kutlamamız gereken Hicri yılbaşımızın tarihinden bile bihaberiz.
Ayrıca Yahudiler cumartesiyi, Hıristiyanlar pazarı tatil ederek ibadetlerine yoğunlaşırlarken, bizler cuma gününü sıradan bir günmüş gibi ötelemiş ve onların günlerini tatil etmekteyiz.
Keza bir konuyu daha paylaşayım…
Havayoluyla sefere çıkanlar çok iyi bilirler ki; uçaklarda 13 numaralı koltuk bulunmaz:
Çünkü uçakları imal eden gayrimüslimler, 13 rakamını uğursuz buluyorlar…
Nedenine gelince; Hıristiyanlıkta Hz. İsa’nın “Son Yemek” olarak bilinen ve Roma tarafından tutuklanmadan önce havarileri ile son kez bir araya geldiği yemekte masada 13 kişi vardır (12 havarisi ve Hz. İsa).
Masadaki 13’üncü kişi olan Yahuda onu ele verir ve çarmıha gerilmesine sebep olur.
İbraniler ’e göre de benzer bir konu söz konusu; 13’ün uğursuz olmasının nedeni, İbrani alfabesinin 13 ’üncü harfinin “Mavet” (ölüm) sözcüğünün ilk harfi olan “M” olmasıdır.
Bu münasebetle sadece uçakların değil, birçok otelin 13 numaralı odasının ve 13’üncü katının olmadığı da bilinen bir gerçektir.
Oysa takdir edersiniz ki; yüce peygamberimiz Hz. Muhammed’in doğum tarihi 571’in ve İstanbul’un fethi 1453 yılının rakamlarının toplamı; 13’tür.
Malum bilgilere rağmen, bizdeki uçaklara halen 13 numaralı koltuk yerleştiremiyorsak...
Cumanın aksine cumartesi ve pazar günler resmi tatilimiz ise…
Hicri yılbaşı aklımızın ucundan bile geçmezken, Miladi yılbaşını ve Noel’i anlı-şanlı bir şekilde karşılıyorsak…
Söyler misiniz, Müslümanlığımızın sadece söylemden ibaret olmadığını kim iddia edebilir?
İslam libasına bürünüp, anti Müslüman’ca söylem ve eylemlerin odağında bulunan toplumlara, Mevlana Celaleddin-i Rumi ne güzel hitap ediyor:
“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…