banner32
24 Mayıs 2018 Perşembe 08:41
58 Okunma
Haydar Baş: Milleti kandıran bu oyunda yokuz

Parti olarak 24 Haziran seçimlerine katılmama kararını değerlendiren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Haydar Baş, gelinen noktada Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında bir fark olmadığını ifade etti. 

Prof. Dr. Haydar Baş Bağımsız Türkiye Partisi'nin seçimlere katılmama kararını değerlendirdi.

Prof. Baş,”Türk siyasetinde 17 seneyi bitirmiş bir siyasetçi olarak, siyasete dâhil olduğumuz ilk günden beri; birlikten, beraberlikten, vatan toprağından, bayraktan, bölünmez bütünlükten, üniter devletten, kuvvetler ayrılığından, Atatürk'ten ve milli ekonomiden başka bir şey demedik.

Bunları söylerken yıllar içinde değişmeyen bir çizgide Türk, Kürt, Keldani ve Yezdani gibi etnik kimlikleri Müslüman Türk potasında eriten Hacı Bektaş'ın ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunu takip ettik.

Sünni, Alevi, Bektaşi ve Caferi mezhep ayrımına gerek olmadan, "Tehvidin Merkezi Ehl-i Beyt'tir" ölçüsünü savunduk.

Hal böyle iken söylemlerimiz, ABD’den emir almayla, okyanus ötesinden icazetle şekillenen koltuk siyasetini de değiştirdi.

Kayıkçı kavgasına dönen siyasilerin söylemleri, özellikle son seçimlerde bizim görüşlerimizi kendilerine mal ettikleri bir komediye dönüştü.

Kimileri bizi gizlemeye çalışsa da, bazıları söylemlerimizi isim vermeden eleştirse de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son oyunu esasen milletimizin tabanda bizleri ne kadar sahiplendiğini, yakından takip ettiğini ve görüşlerimizi bildiğini gösterdi.

Bundan mutluyuz,gururluyuz.

Taş olsa çatlar herhalde, 120'yi aşkın ülkede kuralları kısmen uygulanmaya başlayan bendenizin ekonomi tezini, Rusya'yı ayağa kaldıran, 4 milyar insanı temsil eden BRICS topluluğunun hayata geçirdiği Milli Ekonomi Modeli'ni ele alın mesela…

Çin iç piyasada vatandaşın tüketim kabiliyetini devreye koyarak geçim kaynaklarını temin etti, bizim tüketim eksenli modelimizle dünya liderliğine oynuyor.

Açlıktan ikindide yatağa giren milletimizin karnı doysun, sırtı giyinsin diye hazırlanan model, maalesef ülkesinde halen yok sayılıyor.

İşin nirengi noktası da bu olsa gerek…

Türkiye'de siyaset millet ve devlet yararına yapılmıyor. Bunu yıllardır anlatıyoruz.

Kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarda sadece kişisel menfaatler, bavullara doldurulan paralar ve kirli hesaplar var.

Ve bu şahsi ihtiras öyle bir noktadaki, kendilerini belki de iktidara taşıyacak olanı dahi elinin tersiyle ittiriyor.

Son yaşanan ve basına yansıyan 'Millet İttifakı'na dâhil olma görüşmeleri ve ret cevabı sonrasında, bizleri CHP Lideri'ne rağmen halen mesajları, e-postaları ile destekleyen, yanımızda olduğunu ve CHP listelerinde görmek istediğini, hatta hatta “Ekonomi Bakanı olmalı” diyerek ekonomi konusundaki bilgimize güvenen CHP'li seçmenlere, yetkililere ve vekil kardeşlerimize teşekkür ederiz.

Vatanın bağımsızlığı ve bütünlüğü,

Devletin millet ile kaynaşması,

Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. etnik kimliklerin birliği,

Parlamenter rejimin devamı ve kuvvetler ayrılığı,

Demokrasinin hâkim kılınması,

Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşları ile korunması ve yaşatılması için verdiğimiz mücadele demek ki ne kadar gizlenmek istense de vatandaşımızın gözünden kaçmıyor.

Atatürk'ün CHP'sinin başında bulunan şahıs dışında…

Sayın Kılıçdaroğlu, 2015 Haziran seçimleri esnasında 4 kere bendeniz ile bir araya geldi ve 'beraber olacağız' dedi.

"Haydar Hoca'nın fikirleri çok önemli ve bunların Meclis'te temsil edilmesi gerektiğine inanıyorum" diyerek, CHP listesinden aday yapmak istediğini dile getirdiği bir ortamda seçime çok az bir zaman kala bunu yapamayacağını ifade etti.

Bu yan çizmeye rağmen, bendeniz ülkenin zifiri karanlık günlere gebe olduğunu görerek, ikinci kez uzanan ele bu seçim sürecinde yine de ‘evet’ dedim.

Zira tehlikede olan parlamenter rejimdi; kaybolan Türk milletinin geleceğiydi…

Sayın Mehmet Bekaroğlu aracılığı ile BTP Genel Merkezi'nde iletilen teklif, Millet İttifakı'nda yer almamız idi.

Görüşmeden kısa bir süre sonra Sayın Bekaroğlu, Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü ve bendenizin listelerinde CHP adayı olarak yer bulacağımı bildirdi.

Ne olduysa ondan sonra oldu ve ikinci kez Kılıçdaroğlu, kendisi "beraber olalım" teklifini yaptığı halde sözünden dönerek, CHP'ye altın tepside sunulan Bağımsız Türkiye Partisi desteğini reddetti.

"Yüzde 50+1 kişi" formülüyle söz konusu edilen bu seçimde, parti teşkilatımız ile canla başla CHP adına ve adayına çalışacağımızdan; 100 bin oyumuz ile kendilerine belki de 10 sandalye kazandıracağımızdan, bendenizi destekleyen 6 TV kanalı ile onların gösterilmeyen mitinglerini vatandaşla buluşturacağımızdan kimsenin kuşkusu yoktu.

Daha önemlisi Cumhur İttifakı'na karşı oluşturulduğu iddia edilen Millet İttifakı, ‘tek adam’ diktasına karşı parlamenter rejimi geri getirme iddiasındaydı ve bizim 'evet' dememizin asıl sebebi de buydu.

Yani birlikteliğimiz Atatürk ilkelerinin devamı için hayati değerdeydi.

Ancak gelinen noktada belki de 100 bin oyumuz ile iktidarına bir basamak olacağımız Kılıçdaroğu'nun bir sandalye ile bile yer veremediği bendeniz, Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında bir fark olmadığını görüyorum.

Bunda okyanus ötesinde birleşen kişisel menfaatler, belki de listelere alınmayan CHP'lilerin de ifade ettiği gibi cemaat bağlantısı, yüklü miktarda bağışlar…

“Ne etkilidir”, Allah ile kendileri arasında…

Bizler, temsil ettiğimiz parti olarak milleti kandıran bu oyunda yer almamayı tarihi bir görev kabul ediyoruz ve seçimlere katılmıyoruz.

Kimseye de atacağı oy noktasında karışmıyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.