3 gün süren Adıyaman Kalkınma Sempozyumu, Nemrut’ta gün batımında yapılan şiir dinletisiyle sona erdi. Yapýlan Sempozyumda þehir ne kazandý; tarihi, inanç turizminin geliþmesi, þehrin kalkýnmasý bakýmýndan ne gibi kazanýmlar elde edildi acaba? Nasýl sonuçlar çýkacak bilemiyorum; ama kamuoyunda geliþen fýsýltýlardan paydaþ paylaþýmcýlar arasýnda koordine ve birlik beraberlik sergileme açýsýndan sýkýntýlarýn olduðu dillendirilmektedir. Bu sýkýntýlarýn neler olduðunu herkes kendince bir özeleþtiri yaptýðý ve Empati kurduðu zaman eminim ki farkýna varacaktýr.
SHÇEK Müdürü, Adýyamanlýlar Vakfý Adýyaman Þube Müdürü Murat Demirkol’un daveti üzerine Sempozyuma iþtirakimiz neticesinde güzel söylemlerle vaatler verildi.
Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Ekinci’nin telefonlu davetiyle Nemrut þiir dinletisine kendi þiirimizi kendimiz okuyacak þekilde, katýlýp katýlmayacaðýmý söyleyince; Adýyaman tanýtýmý ve geliþimi için olabilecek her türlü oluþum ve aktivitenin içerisinde yer almaktan büyük bir zevk alacaðýmý ve gurur duyacaðýmý söyledim.
Cumartesi günü saat 10’da Nemrut’a hareket etmek üzere Hükümet binası önünde toplandık. Geziye birkaç araçlık konvoy olacağı anlaşılıyordu.
Basın mensubu arkadaşlarla aynı araca binmek kısmet oldu. İHA Ahmet Arslantaş’ın “Kerim Ağabeyle, Akil hocam öne binecekler” deyince; bu yolculuğun zevkli ve eğlenceli geçeceğinin ipuçlarını veriyordu. Basın mensuplarının bulunduğu araca binmek için büyük bir cesaret gerekliydi. Gençler arasında yolculuk etmek ne kadar akıllıca olurdu bilemiyorum. Galiba biz bu cesareti gösterdik.
Aracımızda kimler mi vardı?
Aracýmýzda: Ahmet Aslantaþ ihlâs haber ajansý müdürü, Zeynal Boz Adýyaman haber sorumlusu, Kürþat Harmanda haberin rotasý sahibi, Cenap Harýkçý ASU kameramaný, Fatih Sebzeci ihlâs haber ajansý muhabiri, Ýsmail Alkan mercan Tv kameramaný, Akil Yaðýnlý eðitimci, karikatürist, köþe yazarý, Kâhta’dan aracýmýza binen Ýsmail Kaya Kâhta Anadolu ajansý muhabiri, Hacý Bozkurt Doðan haber ajansý muhabiri vardý.
Basından genç kardeşlerimizin bendeniz ve Akil Yağınlı Hocaya yapılan bir himmet miydi, yoksa eziyet miydi doğrusu karar veremedim. Bunu daha sonra anlayacaktık elbette.
Neyse, hayırlısıyla yolculuk başladı. Yolcu genç, dinamik, ateş parçası gençlerin arasına yorumcu ve yazar Burak Cansel’de bindi. Araçta kırılası kahkahaların olduğu espriler içerisinde geçen bir yolculukla Kâhta’ya vardık. Gençlerin bu hızlı ve esprili rehavetine kaptanımızda kendini kaptırmış olmalı ki bir an da Karakuş Tümülüs’ünde bulduk kendimizi.
Ardımızdan gelen diğer araçların içerisinde bulunan Adıyaman ve Adıyaman dışından şair arkadaşlarımızın katılmasıyla; gezimizin ilk ayağı olan Karakuş Tümülüs’üyle tarihin deriliklere doğru yol almaya başladık. Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa EkÝnci’nin tarihi bilgilendirmesiyle zaman tünelinde bir yolculuğa başladık. Gençlerin diline düşmek ve latifelerine cevap yetiştirmek hayli zor oluyordu. ASU kameramaný Cenap Harýkçý’nýn bendenize sürekli takýlmasýyla hayli esprili ve eðlenceli bir yolculuk devam ediyordu.
O ana kadar aracýn önünde oturup güya araç komutanýný sýfatýyla Sayýn Akil Yaðýmlý hocamla sohbet hayli güzel geçiyordu. Düz yoldan artýk yýllan gibi kývrýlan yollara yolculuk baþlýyordu. Bir doða harikasý olan kalyonun, Cendere köprüsüyle oluþturduðu o eþsiz manzarasýnýn karþýsýnda bulduk kendimizi. Öyle bir atmosfer ki hangi tarafý yönelsen, âdeta tarihi bir canlýlýk fýþkýrýyordu. Yine rehberimiz durumundaki Sayýn Mustafa Ekinci Müdürümüz; hem bizim, hem de misafirlerimizin hayranlýk dinlediði bir sunum gerçekleþtiriyordu.
Sinciðe doðru yönelirken; kývrýmlý sert virajlarýn bulunduðu yolda, çiçek açan o nefis zakkum ve iðde aðaçlarýnýn, insaný mest eden o rayihalarýnýn kokusunu ciðerlerimize çeke çeke ilerliyoruz. Kýsa bir süre önce ilçe olan Sincik, ne yazýk ki yollarý beklenilen durumda deðildi. Belki de coðrafi, doða þartlarýnýn verdiði imkânlar ölçüsünde ancak bu kadar olabilirdi. Sincik’e girmeden sað ve sol taraftaki tepelerde o mantar ekilmiþ görüntüsü andýran sarýçiçekler açan bitki, çam ormaný ile zakkum ve sumak aðaçlarýnýn arasýnda, takip ettiðimiz aracýn, toprak yolda çýkardýðý toz bulutu içerisinde, âdeta dumanlý yolda ilerliyor gibiydik.
Cendere’de sýcaktan yanarken, þimdi daðlarýn bu muhteþem, nefis, temiz, mis kokan hava, bizleri etkisine alýyordu. Bir hayli dar olan yolda ilerleyerek daðlar arasýnda kurulmuþ Sincik ilçemize nihayet vardýk. Sincik’te yemek yiyeceðimizi düþünürken; 9 km. uzaklýkta bulunan Serince köyüne yöneldik.
Çam aðaçlarýnýn bir kilimi andýran o harika manzarasý içerisinde ilerlerken, yine genç kardeþlerimiz rahat durmuyorlardý. Birbirlerine yönelttikleri espriler içerisinde, ara sýra biz de nasiplenerek, (kendi adýma) korku ve endiþe içerisinde, yeni yapýlan kývrýmlý yoldan aþaðý doðru indik. Derinlemesine içten çektiðim bir “oh” içerisinde araçtan inip, rahat bir nefes aldým.
Davetine iþtirak edeceðimiz muhterem Adýyamanlýlar Vakfý üyesi olan Ýstanbul’da market sahibi iþadamý Sayýn Ýzzet Ayaz’ýn evinde bulduk kendimizi.
…Devamý var.