Kıyamet Kopar mı?
21 Aralık Cuma günü kıyametin kopacağına dair bir takım söylemler kulaklarımızı çınlatıp durmaktadır.
Konuyu dillendirenler, iddiasını Mayalar takvimine dayandırmaktadırlar:
Elbette günün birinde Cenab-ı Allah’tan talimat alan Hz. İsrafil (as), Sura üfleyecek ve o an yeryüzünde melekler dâhil, canlı varlıkların tümü son bulacaktır. Bunun adına kıyamet denilir.
Nasıl ki yeryüzüyle müşerref olan her canlı varlık belli bir süre yaşam sürdürdükten sonra Dar-ul Beka’ya doğru yola çıkmak üzere ecel şerbeti içerek yok oluyorsa; doğal olarak dünya denilen bu âlem de günün birinde yok olacaktır.
Eğer Müslüman isek en başta buna inanacağız. Ervah âleminden dünyaya misafir olarak geldik, belli bir imtihan sürecinin akabinde ebedi ikametgâhımıza gideceğiz. Amenna ve saddekna.
Hepimizi hiç yoktan var eden yüce Allah, böyle buyuruyor, böyle de olacaktır. Bunun “lamı-cimi” bile mümkün olamaz.
Ancak her ne hikmetse, birileri 21 Aralık’ta dünyanın sonu olacağına dair ortaya bir iddia atıyor, niceleri de buna inanarak; “Aman Allah’ım acaba Şirince’ye mi, yoksa Bugarach’a mı gitsem” diyerek telaşa düşüyor.
Bilmiyorlar ki kıyamet kopacak olsa, Şirince ve Bugarach dâhil yeryüzünde hiçbir yerleşim biriminde canlı varlık kalmayacak.
Elbette kıyametin ne zaman kopacağını bilmiyoruz. Lakin günler sayılı. Her gün kıyamete, ölüme bir adım daha yaklaşıyoruz.
İnsanın kendi kıyameti, kendi ölümüdür.
Her nefes alıp verdiğimizde ölüme biraz daha yaklaşıyoruz aslında. Hayat dediğimiz şey, ölüme doğru uzanan yolda gidilen bir yürüyüştür.
Doğrusu ölüm, bir bahar ülkesidir bizim için… Vuslat ve cennet oradadır…
Bu dünya bir gurbet mekânıdır.
Kimse kendi kıyametini düşünmüyor nedense. Oysa o, her an bulabilir bizi…
Şu da bir gerçek ki; henüz Yecüc-Mecücleri gören yok, güneşin batıdan doğduğuna şahit olan da olmadığına göre, gerçek manada bilinen o kıyametin ne zaman kopacağı henüz belli değil. O bakımdan “21 Aralık” söylemleri safsatadan başka bir şey değildir.
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ