Her dinin ve her milletin kutsal saydığı, büyük bir öneme sahip olduğu aylar vardır.

Bu günleri içinde barındırdığı, kutsal ve zaman dilimleri olan günler vardır.

İçinde bulunduğumuz ay olan Muharrem ayı da işte öyle bir ay.

Muharrem ayının 10. Gününde Kerbela gibi bir facianın yaşandığı ve Peygamber Efendimizin ciğerparesi, torunu, şehitlerin Efendisi olan Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının, davası olan İslam uğruna şehit edilmişlerdir.

Kerbela çölünde 72 arkadaşıyla beraber, aç-susuz bırakılarak şehit edildiği bu Muharrem ayının 10. gününde meydana gelen acı ve ızdırıp, günümüze kadar devam edegelmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Hırs ve saltanat uğruna zalimce, gaddarca işkenceler yapanların, o gün olduğu gibi, bugün de oldukları ve gelecekte de olacakları aşikârdır.

Birlik, beraberlik, sağlanması adına,  “bir olma, iri olma, diri olma” düşüncesiyle her yıl olduğu gibi, bu yıl da kişi, kurum, dernek, vakıf ve cemaatler, sivil toplum örgütleri aşure hazırlayıp dağıtırlar.

İyilik, doğruluk,  güzellik, hoşgörü ve güzel ahlakın, barışın, huzurun sağlanması adına; aşure dağıtılır, iftarlar verilir.

Ehlibeyt inancına göre, bıçakların kullanılmadığı, suyun içilmediği ve etin yenilmediği iftarlarda; dualar, mersiyeler ve muharremiyleler okunur.

Bu vesileyle, Adıyaman Karapınar Cem evinde, düzenlenen Muharrem iftarında, toplumun her kesiminden yoğun katılımın olması;  başımızda dolanan karabulutların olduğu bu günlerde, birlik be beraberliğin sağlanması adına “ilaç gibi geldi” desek yeridir.

Çünkü Allah’ımızın bir, Peygamberimizin bir, dinimizin, inancımızın bir olduğu bir yerde; ayrılığın-gayrılığın olması mümkün değildir.

Ancak sürekli bu yarayı kaşıyanların olduğu bir dönemde ve zamanda; Hacı’sıyla-Hoca’sıyla, Dede’siyle-Canlarıyla, Cami’siyle-Cem eviyle,  Cemiyle-Zikriyle bir olduğunu en iyi şekilde, fitne-fesat çıkararak aramızı bozmak isteyenlere,   bütün kanaat önderleriyle güzel bir birliktelik tablosu sunuldu. 

İslam düşmanların her geçen gün daha da arttığı, huzur ve mutluluğumuzu çekemeyenlerin her yola başvurduğu bir dünyada, güzel bir birliktelik, hoşgörü çerçevesinde, kardeşçe yaşanabileceği, birbirini kucaklayarak, İslam davasının her zaman taze kalabileceği ve korunabileceği gösterilmiş oldu.

Lütfen bizi yok etmeye çalışanların oyununa gelmeyelim.

Bedenimizin bir olduğu,  Peygamberimiz, Efendimiz Hz Muhammed, Hz. Ali ve Hz. Hüseyin ile ehlibeytin herhangi birisine gelebilecek, söylenebilecek en ufak bir şey, bedenimizin tamamını sızlatacaktır.

Birlik olalım, birbirimize karşı hoşgörülü olalım, oyuna gelmeyelim, aramızı nifak tohumları ekeceklere o imkânı vermeyelim, birbirimizi sevelim, sayalım, saygılı olalım.

Hırs, menfaat ve saltanat kavgası sevdasına düşen zalimler her zaman olmuştur, zulümler her zaman olmuştur. Dün de vardı, bugün de var, dünya var oldukça, yarın da olacaktır. Bizler, onlara o imkânı vermeyelim.

Hz. Hüseyin Efendimiz, hak ve hakikat, doğruluk,  uğruna canını ortaya koymuş ve şehit olmuştur.

Bize düşen, ona layık olan bir hayat yaşamaktır.

Bize düşen, bıraktıklarına sahip çıkmak, ilerlediği yolda ve çizgide ilerlemektir.

Bize düşen, minnetle, özlemle, hasretle, rahmetle anmak ve yâd etmektir

Bu vesileyle, Muharrem ayının tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini dileyelim.

Muharrem ayı ve Kerbela faciası bizim için birlik ve beraberlik vesilesi olmalıdır.

Muharrem ayında, Hz. Hüseyin’e ve İslam’a yapılanlar, içimizi, yüreğimiz acıtan, kanatan, çok önemli bir vakadır.

Kerbela’da şehit olan başta Hz. Hüseyin Efendimiz olmak üzere, bütün şehitlerimize rahmet dileğiyle ve bizleri onların şefaatine nail eylesin.

 

Kerim BAYDAK

[email protected]