Akdağların arkası

Torosların duldasıdır otağım

Gönül vermişim Güneydoğuya

Ha babam ha! Omuz vermişim

Düşman dadanmış Anadolu’ya

Kanımla boyanmış al bayrağım...

 

Nice hainler ki dağlarıma sığınmış

Soluğumla ısınmışlar yana yana...

Acıktıkça bulgur aşımdan yemişler

Gürlevik suyumu içmişler kana kana...

 

Yazık ki fırsat kollamışlar

Nabız yoklamışlar ara ara

Gün gelmiş de ıkınmış belim

Sırtımı dağlamışlar vura vura...

 

Gücüm halk, inancım silah!..

“Dur” demişim gâvura

Boz eşkıyalara Yallah!..

Şükür eğilmemişim hınzıra

Yenilmemişim Azim Allah!..

Süngüler takılmış, kurşunlar sıkılmış... Ne ki?

Toplar çakılmış bağrıma

Teslim olmamışım he Vallah!..

 

Besni eşrafından katılmışım cephelere

Gökte Şahin, yerde Karayılan gibi sağılmışım...

Cansiper atılmışım kor ateşlere

Antep’i Gazi, Urfa’yı Şanlı kılmışım...

 

Dilini tuza banan kuzu gibi yalamış topraklarımı Fırat

Soframa beti bereketi getirmiş... 

Kimi kış; kabarmış ayran gönüllü

Suya giden teze gelinlerimi götürmüş…

Bazı yaz; gözeleri kurumuş köklü

Ekinlerimi sere serpe yatırmış...

 

Aç kalmışım... Susuz kalmışım…

Sesim soluğum kısılmış

Sabrın serabına dalmışım…

 

Göksu...

Avucumda coşkun su…

Ağzımdan sünen şörük

Gözlerimde biriken su...

Yudum yudum, köpük köpük 

Çevliğime akan su...

 

Heybetimle hey!.. Yıkmışım köprülerini zulmün

Ağaların gırtlağını ellerimle sıkmışım...

Esaretin kan gülleri uzak dursun... İstemem!..

Ben abayı; özgürlüğün canımı yakan dikenine yakmışım…

 

Çepeçevre kuşatmışım yamaçları

Oymak oymak boy atmışım...

Basmaya ot bitmez, gezmeye nefes!

Yazı köylerine hayat katmışım...

 

Beseri

Düz ovalarımın eseri

Kızıl kanat yayla kengeri

Çiğnemeye güç yetmez

Döker bilenen dişleri...

 

Kara Halil

Soyu sopu asil

Huyu suyu kamil

Yakar hasmın bağrını

Dosta eser efil efil...

 

Atmalı

Uzanan ellerini tutmalı 

Karşılıklı sevgiyi tatmalı

Sırt sırta verip kardeşçe

Var olan güce güç katmalı...

 

Başlı…

Kalem kaşlı

Keskin bakışlı

Akıncı diyarı hey

Kılıcı tuğra başlı...

 

Zurnacı…

Başımın tacı

Derdimin ilacı

Ben seninim, sen benimsin ya

Öldürse de gam yemem bu acı...

 

Akkuyu...

Özü gibi duru suyu

Yüzü gibi güzel huyu

Münkire geçit vermez

Hakça savaşır ömür boyu...

 

Çakallı

Hatırlı mı hatırlı

Saygılı mı saygılı

Âlime taş çıkartır

Akıllı mı akıllı...

 

Canhor

Yüreğimde yanan kor

Hasretine dayanmak zor

Özge canım, gökçe sılam

Gel de ayrılığı bana sor...

 

Kötüre...

Allah iyiliğini vere

Acılarını götüre

Rızkını bol

Bahtını açık getire...

 

Şenlikçi...

Damımın kerpici

Kökümün kömeci

Alnıma çalınan ak

Yüzümün gamzeli güleci...

 

Yani bir bütün olarak ben…

Oğuz boylu, Bozok kolu, Bayat soylu...

 

Serpilmiş filizlerim münevver 

Damarlı yaprağım yeşil

Meyvelerim muhayyer…

Kök salmışım oba oba

Orta Asya’dan Anadolu’ya

Hak dostu Erenlerim

Ve Pirlerimle beraber...

Elimde zeytin dalı

Omzumda güvercin

Heybemde gonca güller...

 

Ben ki

Bozkırların kavruk boranı

Uç boylarında gazâ akını

Kaypak ödleri yaran

Batılı saran firez yangını...

Kara saban peşinde koşan ellerim

Zalime karşı kahhar ve cabbar

Zülfikâr yüreğim dağlar cihanı...

 

Ben ki

Göklerde dalgalanan Ayyıldızın gölgesi

Umudun yarına aralanan sır perdesi...

Kara bulutlar peydahlanmış üstüme

Gâvur gölünde boğmuşum ihaneti…

Nice seferberliklere can yollamışım

Sarıkamış’ta kanı kar katma olmuş

Çanakkale’de etten duvar gövdesi…

Haçlının demir korkuluklu şövalyeleri de kim oluyor

Şah-ı Merdan erlerim Hakkın yıkılmaz kalesi…

 

Kimseye minnet etmem

Avuç açmam muhannete

Kendi yağımda kavrulurum...

Saftır özüm, doğrudur sözüm

Mayası halis, Evliyaların dualarıyla yoğrulurum...

 

Harran’ın karındaşıdır canhıraş ovalarım

Buğday başağım süt kokar, tütünüm misk-i amber…

Sağlı sollu vurur çapayı marabalarım

Vurur kör talihin gözünün üstüne

Ellerim nasır, alnımda ter…

 

Baraktır avazım biline, türkülerim yanıktır…

Sazların tınısına işlemiş acılarım, tellerim kırıktır…

Bin yıllık kültürümün aynası

Hayatımın vazgeçilmez parçası

Uzun havalı efkârım halime tanıktır…

 

Ben

Ak tolgalı beylerin yağız atı

Güneyde düşman göğsüne dayanmış serhatım...

Zaloğlu Rüstem’in muktedir tahtı

Gürzüyle dağları un eden Ferhat’ım...

 

Ben Yunus dilinde şefkat

Yavuz elinde pusatım…

 

Ben… Şambayatım…

 

 

 

 

Ali YAŞAR